DENEME 548
Şiirin Yaban Çocuğu: Turgut Uyar / Yelda Karataş
Yaban bir çığlıktır onun şiiri. Tarlalardan gelir, dağları ormanları dolaşır. ‘üç beş güvercin görse Meksika sanır’ ve ‘sağa eğik bir yazı’’hiç değildir’. Bütün kavramları sorgular ama şiirin kavramlarla yazılmadığını çok iyi bilir. ‘Tonyalı balıkçılar’ arasında bulabilirsiniz ancak onu (Tonya’da deniz yoktur biliyorsunuz) Sesi kimseye benzemez, en yakınlarının dediği gibi öldüğünde ‘hepimizi işten attılar’. Sevgiliye gönderilebilecek […]
Barışa Susamak / Pınar Doğu
Sekiz yaşındaydım. Annemle Kopenhag’da dayımlarda misafiriz. Sitenin bahçesinde Danimarka’lı çocuklarla birlikte oynuyorum. Tek kelime yabancı dil bilmememe rağmen oyun diliyle anlaşıyoruz. Anadillerinde bir şeyler soruyorlar sürekli. Cevap veremediğime üzüldüğümden dayım Danimarkaca bir cümle öğretiyor:” Danimarkaca konuşmayı bilmiyorum.” Bir gün Türkçe konuşabilen bir kızla tanışıyorum, beni evlerine davet ediyor. Salonda bıyıklı, sakallı bir adamın posteri. Nereli […]
Barış / Oya Uslu
Biriyle karşılaştığımda ona “Barış” diyerek selam versem, bir zeytin dalı uzatsam, omzumda beyaz bir güvercin de olsa hatta öylece sarılıp öpüşsem; bana aval aval bakar mı? Oysa ne güzel, ne anlamlı böyle selamlaşmak… Ve özü de öyle… Çünkü selamın anlamı ‘Barış içinde yaşa’ demek. Unutuldu tüm özler, içi boşaltıldı ve zıddına dönüştürüldü. Akla kara, zalimle […]
Barış Beynim Barış / Abdullah Mustafa Aydoğdu
Allah benden “Barış”tan bahsetmemi istedi. Nasıl mı? Ben peygamber olmadığıma göre birilerinden vasıta birileri ile telefonum çaldı -“Konumuz barış ve sizin gibi farklı alandan birisinden de barışla ilgili bir yazı bekliyoruz” dediler. Dünyadaki etiketim bir kişisel gelişim uzmanı olmak. Benim deyimimle ben Holistik Şifa Uzmanıyım. Bu yazıyı yazıp yazmamakta kendi vicdanımla çok savaştım. Çünkü […]
Aleksander Block / Mehmet Özgür Ersan
“ Kendilerin geçerek büyük bir istekle Barbarlık günlerini dirilten Hırs dolu çekik gözleriyle İskitler” Aleksander Block Rus edebiyatının önemli isimleri Ekim Devrlmi’nin hemen sonrasında savaştan, açlıktan, ateşli hastalıklardan bıkmış sarsıntı içindeki Rusya’yı terk ettiler. 1922 yılma kadar süren bu terk edişte önemli isimler vardı, İvan Bunin( sonradan NobeJ ödülünü aldı.) Nikolay Berdjajev, Leonid Andreus,Vjatschesyav […]
Oldukça Olası / Emel Dinseven
Sadece İnternet’e düşürülen yeri , kaynağı belirsiz video görüntüleriyle, devletlerin yargılanmayacağının ve uluslarası barışın bozulamayacağının dersini verdi İngiltere parlamentosu. Sınırlı bile olsa, Suriye’ye bir askeri harekatı İngilizlerin de çoğunluğu istemiyor. Oylama yapıldı. Ret çıktı. Barış üstün geldi sonunda. Beklediğim de buydu. Yerinde bir karar. Sanki sınırlı askeri operasyonlarda kimseler ölmeyecek gibi bir algı yaratılması da […]
“BİJİ BİRAYETİ GELANE” / Ayfer Feriha Nujen
Biraz da Birhan Keskin’e ithaftır. ”tecellinin içinde ecel durur sevgilim, görmedin mi? adaletin içinde bir zalim oturur…” Dünya neden bu kadar samimiyetsiz? Ne var yani ne olmuş dilleri, renkleri, tercihleri başkaysa yurttaşların… Kim icat etti, oyuncak tabancalarla oyunmuş gibi adam vurmayı çocuklara? Vicdandan süzülüp yok olan ne? Toprağı avuçlayıp dağıtsak, kime yetmeyecek? […]
Oradaydılar / Yelda Karataş
Kuşkusuz önce Turgut’u gördüm, Büyük Saat’in yanında Tevfik Fikret’le duruyorlardı, hiç şaşırmadım. Cemal, Edip, Melih, Tomris ve diğerleri katıldı onlara… Can Baba doğal olarak oradaydı, Aziz ağabeyle yeni küfürler, espriler arıyorlardı Gezi Parkı ile kafiyeli. Birden Kemal Türkler’e takıldı gözüm. Kederli bakıyordu nedenini sormadım, biliyordum. Uğur geldi yanına, sonra Bahriye Üçok ve Behice Boran, Ruhi […]
Sergey Yesenin / Mehmet Özgür Ersan
“Ben kendimi ekime feda ederirn ama, şu bilinsin ki elimdeki altın sazımı asla.” Sergey Yesenin Tolstoy, ‘Acının Yolu’ romanında devrim döneminin tipik bir kahvesinden söz etmektedir. Dönemin şairleri, gazetecileri, edebiyatçıları, macera düşkünü anarşistleri kısacası dönemin tüm aydın profilinin bulunduğu kesif dumana batmış yarı bohem ortamından bahseder. Bu hava içinde kahvedekilerin hayran olduğu gür sesiyle […]
Miguel De Unamuno’nun “Sis” Eserinden Güçlü Sorular ve Cevaplar / Mustafa Kemal Gültekin
· Doktorlar ikilem içindedirler: Ya hastayı öldürmekten korktukları için ölüme terk ederler ya da ölüp kalır korkusuyla onları öldürürler. · İnsanların eşyalarından kullanmak zorunda kalması bir mutsuzluk. Kullanma bozuyor, hatta bütün güzelliğini yok ediyor. Nesnelerin en soylu görevi seyredilmektir. · Peki şimdi, nereye gidiyorsun? · Bütün mesafeleri yok ederek ilerliyor da ne oluyor? · Daha başka bir şey öğrenmek ister […]
Sanatçının Bir Genç Kadın Olarak Portresi: Yüzüm Kitap / Çiğdem Y. Mirol
Kitapçı raflarında sanki diğer kitapların üstünü iki eliyle kapatır gibi onlarcası yan yana dizilmiş “onu alma beni al” diye bağıran, otobüste, metroda ev oturmasından dönen kadınlardan yorgun yüzlü öğrencilere kadar herkesin elinde gururla sergilediği, falanca kitapçının en çok satan kitaplar listesinde kaç aydır falanca sırada olduğu her gün bir yerlerde tekrar edilen, popülerleştirilmiş, nesneleştirilmiş, kişiliksizleştirilmiş […]
Çıkarken
Kirpi Edebiyat, ne yazık ki geniş çaplı edebi tartışmaların arasında hayata gözlerini açmıyor. Milyonlarca insanın tutkuyla kitap okuduğu bir yerde doğmadı. Sanatın değerini yüceltmek için edebi ürünler üretilen bir dünyada değiliz artık. Her konuda olduğu gibi edebiyatta da iyice kendini hissettiren bir endüstriyelleşme olgusuyla karşı karşıyayız. Edebiyatın piyasa kapitalizmi koşullarına göre yeniden şekillendirilmesi edebi […]
HANGİSİ BİZİM ANNEMİZ? / Yelda Karataş
Büyüdüğümüzü ilk hissettiğimiz anda, egomuzun bekası adına hatalarını hiç affetmeden yüzüne korkusuzca vurabildiğimiz, insanlığını bile isteye gönlümüzde diz çöktürdüğümüz ilk dişi… ‘ Ben değil, sen istedin doğdum ’ deyip, bir evlada sahip olmanın sevincini sık sık burnundan getirdiğimiz, hayatımızın ilk dokuz ayını güvenli rahminde geçirdiğimiz, yaşam kaynağımız o doğurgan canlı O’nun hayatını yaşayacak olsak, belki […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar