İnsan göğe bakar ve sanır ki bir yön vardır.
Oysa gök, yön değil, yön fikrini çözen bir aynadır.
“Artemis Program” adıyla bilinen bu çağrı, dışarıya açılan bir yol gibi görünür.
Ama her yolculuk önce içten başlar.
Çünkü insan, nereye giderse gitsin, kendini taşır.
Artemis görev adı değildir.Çok daha eski bir hafızaya dokunur.
Yunan mitolojisinde Artemis; avın, doğanın ve ayın tanrıçasıdır.
Özgürlüğün, bağımsızlığın ve kadın gücünün simgesi olarak anlatılır.
Ama bu anlatının ötesinde Artemis bir bilinç hâlidir:
kendi yolunu seçebilen, kendi sessizliğinde durabilen, doğayla ayrılmayan bir varlıktır
Bu yüzden Artemis,bir isim değil içsel bir dengenin işaretidir.
Dişil olanın taşıdığı sezgi, kabul ve akış;
eril olanın taşıdığı yön, odak ve hareket ile birlikte
Artemis bir taraf değil, bir bütünlüktür.
Ne sadece güç ne sadece yumuşaklık.
İkisinin birbirine dokunduğu yer.
Ay ile birlikte anılır Artemis.
Ay ışık üretmez; ışığı taşır, yansıtır.
Bu yüzden Ay, bir gök cismi değil, görmenin nasıl mümkün olduğunu hatırlatan bir yüzeydir.
İnsan da o ışığın nasıl göründüğüdür.
Nasa; teknoloji değil, kolektif bir akıldır.
Ve aklın eşikleri vardır.
İlk eşik sessizliktir.
Burada sessizlik bir durum değil zihnin kendini tutma çabasının gevşemesidir.
İkinci eşik görmektir.
Ama bu görmek, bakışın netleşmesi yerine
bakışın sahipliğini kaybetmesidir.
Gören ile görülen arasındaki çizgi incelir,sonra çizgi olmaktan çıkar.
Üçüncü eşik ayrılıktır.
İnsan evreni dışarıda sanır.
Sonra fark eder ki “dışarı” bir fikirden ibarettir.
Ayrılık, gerçeklik değil
algının kendini
yoğunlaştırma biçimidir.
Dördüncü eşik yumuşamadır. Bu bir değişim değildir.
Sertliğin zaten kalıcı olmadığının görülmesidir.
Bir şey kırılmaz burada
kırılabilirlik fikri çözülür.
Beşinci eşik hatırlayıştır.
Ama hatırlanan bir şey değil, hatırlayanın kendisidir.
Altıncı eşik birliktir.
Bu birlik iki şeyin birleşmesi değil.İki dediğimiz şeyin hiç kurulmamış olduğunun idrakidir.
Parçalar birleşmez
çünkü parçalar hiç ayrılmamıştır.
Yedinci eşik barıştır.
Barış, çatışmanın sonu değil, Çatışmanın gerçeklik kazanamamış olmasıdır.
Ve insan burada şunu fark eder:
Artemis, Bir hedef değil
Bir yön değildir.
Aradığın şey, gitmekle bulunmaz çünkü zaten kaybolmamıştır.












Bir cevap yazın