DENEME 548
Yaşar Kemal Okurken Ben, Ben Olmaktan Çıkarım – Münire Çalışkan Tuğ
Kimi tatlar insanın damağına öyle bir yerleşir ki, onlardan uzak durmanız olası değildir. O tadın bağımlısı olur, yediğiniz her şeyde ondan bir parça ararsınız. Bulamazsanız ne karnınız doyar, ne de gönlünüz. Yarım kalırsınız, tamamlanamazsınız, hep aranırsınız. İşte benim için Yaşar Kemal okumak böyle bir tattır. Bağımlısı olduğum, beş duyumu ayrı ayrı besleyen bir tat. Onun […]
IrkÇIĞLIK – Volkan Bağçeci
Rengarenk kıyafetler altında topu topu iki farklı renkten oluşuyordu bedenlerimiz. Siyah ve beyaz. Karanlığın insanlığa şeytani olduğu aşılandığı tarihten bu yana mı başlamıştı ayrımcılık? Binlerce yıl önce beyaz teni temizliğin simgesi yapan neydi? Hala ten ayrımı yapılan ilkel toplumlardan, şimdi de kültürel ayrımcılık hastalığı ve hatta kıyafet, maddiyat, düşünsel, cinsel ayrımcılık bile bulaşmıştı zihinlere. Kürt, […]
Şiddet-Öfke – Zeynep Çençin
Öfke insanları birbirine karşı doldurur. İnsanların birbirine nefretle bakmasını sağlar. İnsanların hayatını, yuvasını bile dağıtabilir ve bu çok korkunç olur. İnsanların kendilerini sevmemesine sebep olur. İnsanlar birbirini kötü hatırlar. Şiddet nedeniyle insanlar başkalarına kaybolmayacak yaralar açabilir. İnsanlar birilerine şiddet uyguladığı zaman şiddete daha da meyillenir. Çok çabuk öfkelenir, insanları sevmez. O zaman insan hem […]
Kainat İnsan – Erengül Koç
Önce ben, BEN’i bildim. Sonra, SES’imin farkına vardım. Gücümün farkına vardım. “Gerçeğin Kaynağı benim; Hakk’ın-hukukun Kaynağı benim” dedim. Ses verdim evrenlere, alemlere “ALLAH” dedim, Duydum Allah’ın tınısını. Ben “EZELim”, ben “EBED”im. Ben “EVVEL”im, ben “AHİR”im, İLK ve SON benim. Ben hep “AN”dayım. “Ben İNSAN’ım diyebilen, el açıp göklerden yardım dilemez. Hızır’dan medet ummaz. Beni arayan, […]
Bira – Özgür Karakaya
Gılgamış Destanı’nda da Bira yerini alır. Romalıların bakış açısında bira; barbar halklara özgü ve kontrolsüz sarhoşluğunun simgesiydi, Romalılar için bira akınlardan sonra yanlarında getirdikleri bir hatıraydı. Avrupa’da; Özellikle Kuzey Avrupa ülkeleri için ulusal içecekti. Avrupada birayı ilk üretenler MÖ 1. yüzyılda Keltlerdi. Bir barbar içkisi olarak görülse de 4. yüzyıl başlarında Avrupada da yaygınlaştı. Kayıtlara […]
İÇİMİZDE SAKLI HÜZÜN – FATMA ECE ÇAKIR
Saklarız hüzünlerimizi; belki gözlerimizi kaçırarak,belki sahte gülümsemelerimizle süsleyerek. Ne demiş Cemal Süreya: ‘Sen bakma bu kadar hüzünlü şeyler yazdığıma, ben çok gülerim. Ve gülerken hiç kimse yalan olduğunu anlayamaz.’ Peki neden saklarız hüzünlerimizi,neden söylemekten çekiniriz? Bu hüzünler bizi güçsüz mü yapar ya da ‘boşver, geçer’ gibi geciştirici sözcüklerden mi korkarız? Oysa hani anlattıkça azalırdı hüzünler? […]
Ego – Özgür Karakaya
“Ne kadar çok bilgi o kadar düşük ego, Ne kadar az bilgi o kadar yüksek ego”.Albert Einstein. Ego, sözlüğümüzde şu anlama gelmektedir:İsim, felsefe Ben; Latince bir kelime olan Ego, ben, benlik, kendilik demektir. Üç harfin içine sığabilen bir dünyadır.İnsanı duvar gibi kuşattır. Samimi olmasına izin vermek istemez ve sahteliğini devam ettirmesini ister. Bizi diğer insanlardan ayıran settir.Şişmeye müsait […]
Küsmesin – Duru Didem Berkan
***Kırık laleler, kırık vazolarda çok yaşamaz.Gecelerden bir gece seç kendine, uzan boylu boyunca..Gece ol, gece kal, gece giyin; ve öyle karanlık örtün üzerine.Gecelerde saklıdır hem en mağrur, hem en mağdur.Kırık laleler, kırık vazolarda çok yaşamaz.* Şiraze * Gece güzeldir. Gece özeldir. Gece biraz sen biraz ben gibidir. Gece karadır baştan çıkarır. Gece insandır insanı kaçtığı […]
Miraç – Arzu Seloğlu
Bedenindeki iki parlak küre ile gördü. Neden burda olduğunu bilmiyordu. Gerçekten bulunduğu bir yer var mıydı ya da varsa onun adı “burası”mıydı muamma… Renklerin ve seslerin tevhîdi ahenginde savrulduktan bir kaç gün sonraydı. İnsanlar ne kadar kalabalık ise o kadar da tektiler demek ki. Yok. Bu o iki parlak kürenin işi olamazdı,disipline etmeliydi onları,en azından […]
Mektup -Salim OLCAY
Sayın Mehmet Özgür Ersan, 1999 Marmara Depremi olmasaydı, şiir kitabım basılmak üzereydi. İstesem dünyayı avucumun içine alabileceğimi ve her şeyin mümkün olabileceğini düşündüğüm günlerimi aşkla, sevgiyle, şiirle, öyküyle, romanla, dergiyle, kitapla kısaca edebiyatla geçiriyordum. En mutlu olduğum günlermiş… İnsanlarla tanışıyor, tavsiyelerini alıyor, bir şeyler öğrenebilmek için çırpınıyor, deliler gibi okuyor ve aynı hızla yazmaya çalışıyordum. […]
Düşünce Kırıntıları – Funda Ergenekon
Zaman Bir gözyaşıdır zaman, ucunda harcadığımız, gelirken ağlayıp, giderken ağlattığımız. Sorgulamalar 1 Kendi düşüncelerimiz de mi yüzeriz, Başkalarının düşünce denizlerinde mi? Sorgulamalar 2 Sabah hüzünle mi kalkar insan, Gece hüzünle uyuduğu zaman.. Yaşam hepimizi farklı yönlere farklı şekilde götürüyor. Kimimiz bunlardan ders alıyoruz kimiz ise olduğu gibi devam ediyoruz. Asıl olan hangisi? Görmek mi? Yoksa […]
Etnik Dünya, Ortadoğu’nun kaderi mi? – Meltem Gikas
İnsanlık tarihi, yiyecek üretimine geçilmesiyle başladı… Avcılık, Çiftçilik, Tarım ilk, Ortadoğu’da yeşerdi, Böylelikle, tahıl tarımı ve göçler Avrupa, Hindistan, Cin ve Afrika’ya yayıldı.. İnsanlığın tahıldan sonra, ikinci dönemi, Uygar Toplum denilen, becerikli ve karmaşık toplumlar ortaya çıktı. Tahıldan sonra uygarlık Ortadoğu’da oluştu… Dicle, Fırat ve Nil sonra İndus Vadisi, […]
Özgürlükçü bir erotist estet ,varoluşçıluğun ilham kaynagı:Sören Kierkegaard – Regin Olsen
“Az önce insanların neşesine neşe kattığım bir partiden geldim; dudaklarımdan nüktelerdöküldü, herkes güldü ve bana hayran kaldı –fakat ben ayrıldım- bu çizgi dünyanın yörüngesikadar uzun olmalı ve kendimi vurmak istedim” 1Dolaylı iletişim, ironi, mizah, takma adla yazma, ima, aksayış: Sören Kierkegaard. Kolayanlaşılabilir bir yazar olmadığını yazdıklarından ve ifade yollarından anlayabiliriz. Aynızamanda ifadelerinin menşei olan, zor […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar