DENEME 548
Iskalarsam Islık Çal – Ahmet Zeki Yeşil
Askıda simit var, askıda ümit yok. Ümit fakirin tam buğday ekmeği, ye Mehmet ye… Kusura bakma, peynir yok içinde. Biz yufka yürekliydik, yufkasından yedik yüreğimizin. Ekmek elden, su çeşmeden, süt inekten yaşayıp gitmedik. Tarlası olmayan komşudan hıyar gelmez. Gelmedi. Kendi yağımızla kavrulacaktık, yağsız kavrulduk. Hayat elektrikli battaniye gibidir, çok çekersen kısa devre yapar; yanarsın çıtır […]
Kim Demiş Rutinler Sıkıcıdır Diye? – Berrin Yelkenbiçer
Ben demiyorum, demem! Murat Uyurkulak son romanı Delibo’da, ani ve tiz haykırışlarla sokaklarda dolanıp duran deli İbrahim için “Bir çeşit şehir mobilyasıydı, demirbaştı. Bir saat kulesi veya otobüs durağı misali, günü düzenleyen, alışkanlık inşa eden bir hususiyeti vardı. Yokluğu, yoksul mahallenin mütevazi hayat makinesinde gıcırdayan bir çarkın duruvermesi gibiydi.” diye yazmış. Bu satırları okuyunca kendi […]
Kölelerin Döndürdüğü Dünya – Selçuk Karadağ
Geminin ahşapları bir koro gibi gıcırdıyordu. Bu geminin içerisinde uyumak imkansızdı ve İmbo’nun da uyumak gibi bir derdi yoktu. Genç yerli çocuk ince bir kemik parçasını kırmadan bileklerine bağlı kilidin içerisinde döndürmeye çalışıyordu. Ve kemik parçası aynı hayatı gibi kırıldı. İmbo’nun en büyük şanssızlığı belki de 1807 yılından önce Dünya’ya gelmiş olmasıydı. Haydar ismini kendisi […]
Mafyanın Sosyal Sermayesi – Ahmet Faruk Keçeli
GİRİŞ Sosyal sermaye üretim ilişkileri ile sağlandığı gibi tüketim ilişkileri, sivil toplum arasında paydaşlık, ortakçılıkta (yarıcılıkta) ast-üst ilişkileri vs. ile de sağlanır. Sosyal Sermayeyi, bağlayıcı sosyal sermaye, köprü kuran sosyal sermaye, bağlantılı sosyal sermaye ayrımları ile ele alabiliriz. Bir dördüncü kategoriye aşağıda değinilecektir. Sosyal sermayenin karanlık yüzü denen ilişkiler bu yazının konusudur. Bu karanlık yüzde […]
Türk Edebiyatının Güçlü Kalemi: ADALET AĞAOĞLU -Zeynep Kasap
Türk Edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Adalet Ağaoğlu 14. 07.2020 de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. 91 yaşında aramızdan ayrılan Adalet Ağaoğlu 1929 yılında Ankara’nın Nallıhan ilçesinde doğdu. Dört çocuklu bir ailenin tek kız evladıydı. Ankara kız lisesini bitirdikten sonra 1950 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinin Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden […]
Çoğul Yalnızlık – Dilek İşcen Akışık
Değerli şair Arif Damar, Yok Yere adlı şiirini nasıl da içten kaleme almış: Yalnızlığım kalabalık gitgide Soğuk güneşler gibi çekildim kentin sokaklarından Yoksa koruyamam bu sevinci, kırılır kolum kanadım yoksa Hani yok mu ya hani ne derler hani işte yok yere Yalnızlığım yalnızlığım gitgide Yığınları yerine koyuyorum sıradağları diziyorum ardarda Bunu ben ister miydim […]
Nasıl Seviyorsunuz? – Ali Eren Yıldız
Sevgi, sevmek, sevilmek… Hepimizin bu hayatta en çok ihtiyaç duyduğu olgular… Neden sevmek, sevilmek bu kadar önemli? Çünkü sevgi bizi hayata bağlayan can damarımızdır. Sevgi olmadan hiçbir şeyin anlamı ve tadı olmaz. Bir yudum sevgi için sırf bizi sevsinler diye çeşitli maskeler takıyoruz, hiç yapmak istemediğimiz bir şeyi sırf bizi sevmekten vazgeçmesinler diye yapıyoruz. Birçok insanın […]
Postmodern Yaşarken – Ahmet Faruk Keçeli
Bu yazıda modernizm, post-modernizm, küreselleşme ve kimlik kavramları birbirlerine etkileşimleri ölçüsünde ele alınacaktır. Yapmak istediğim kavramların tüm kullanışlarını vermek değildir. Amacım post-modern teriminin ortaya çıkardığı hissiyatı ve algılama biçimini bilimsel kullanım bağlamında ne kadar faydalı olduğunu ve Batı kültür coğrafyası dışında da ne kadar kullanışlı olabileceğini ortaya koymaktır. Elbette Doğu-Batı sorunsalını ele aldığımızda […]
Bizi Susmaya Nasıl Alıştırdılar – Funda Ergenekon
Günümüzde susmak, tepki vermemek, görmezden gelmek ne yazık ki, bir davranıştan çok bir kültür haline gelmiştir. Bu kültürün temel yapı taşı ise içimizde inşa edilen “korku”dur. Çevremizde ya da toplumda, olaylara veya durumlara karşı susma daha doğrusu genele uyma eğilimi sadece bizim ülkemizde değil, dünya üzerinde en sık görülen davranışlardan birisi haline gelmiştir. Bu yazıyı […]
Kırıntıların Peşinde (1) -Ahmet Faruk Keçeli
Sabah erkenden kalktım. Duşumu aldım. Ocak ayının birinci günü kahvaltımı yaptım, gazeteleri okudum. Saat 10:00 gibi evden ayrıldım. Randevum 10:30 gibiydi. Dolmuştan inip buluşacağım rıhtıma doğru sahilde yürüdüm. Ortalıkta fazla insan yoktu. Ne de olsa yılın ilk günü insanlar geç yatmış, uykunun keyfini çıkarıyorlardı. Bense her zamanki gibi bilgi kırıntılarının peşine düşmüştüm. İtalya’yı, Venedik’i, Mehmet […]
Akşama Doğru – Fuat Oskay
***** Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak Sular sarardı, yüzün perde perde solmakta Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta. (Ahmet HAŞİM) ***** İnsan ömrü ile güneşin gün içindeki hâli ne kadar da benziyor birbirine, değil mi? Seher vakti gökyüzü, bir doğumu müjdelercesine rengârenk ışık […]
UFAK TEFEK YALANLAR-Kübra Kardan
Geçenlerde bir film izledim “Yalanın İcadı” diye ve bu film beni toplumsal ilişkiler konusunda düşünmeye yöneltti. Aslında kurduğumuz ilişkilerde ne çok filtreleme yaptığımızı fark ettim. Arkadaşlık ilişkilerimiz, iş ilişkileri, aile, vs. aslında küçük yalanlarla ayakta duruyor. Herkesin yalan söyleme yetisinin olmadığı bir dünya aslında büyük ihtimalle distopik bir dünya olurdu. Sürekli kavga ve kaos ortamı […]
YENİ NORM-AL – Berrin Yelkenbiçer
Biliyorum ama yine de sözlüğe bakayım dedim. Türk Dil Derneği “normal” sözcüğünü “Kurala uyan, alışılagelene uyan, düzgüye uygun.” diye tanımlıyor. “Norm” da “Kural olarak benimsenmiş, yerleşmiş ilke ya da yasaya uygun durum, düzgü.” anlamına geliyor. Kendimi tutamayıp “düzgü”yü de araştırdım; “Yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural.” demekmiş. Hadi bakalım. İçine […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar