Zaman denen bu saçmalık hızlıca geçip gidiyor, tutamıyorum onu.
Bana isteğimi sormuyordu ki tutayım.
Ve hayat denen bu oyunda kaybediyorum, hissedebiliyorum bunu.
Herkesin hile yaptığı bir oyunda nasıl kazanayım?
Sokaklarda, parklarda, sahil kenarlarında neşeli insanlar görüyorum.
Oradalar, mutlular, hayatlarını yaşıyorlar biliyorum.
Ama ben sadece onları izlemekle yetiniyorum.
Bir gün onlardan biri olabilecek miyim bilmiyorum.
Kelebekler uçuşuyor masmavi gökyüzünde özgürce, takip ediyorlar yolunu.
Kelebekler bile bu kadar mutluyken neydi benim içimdeki bu üzüntü?
Neden böyleydim? Acaba ben de miydi tek sıkıntı?
Hissedebiliyorum, hiç dinmeyecek içimdeki acı.
Sırtımdaki yükü taşımaktan kaburgalarım kırıldı.
Artık kalp masajı yapmayı bıraktım, ne de olsa bir faydası yoktu.
Bu umutsuzca bekleyiş beni yorgun ve sersem bıraktı.
Bildiğim tek şey, bu kişinin artık dayanamıyor olduğu.
Şimdi uçurumun kenarındayım.
Gökyüzüne doğru bağırıyorum, bana bir sebep ver diye.
Sanırım artık son noktadayım.
Ruhumu özgür bırakacağım, çığlıklar içinde öleceğim anlamına gelse bile.
Bırak kelebekler uçuşsun.
Hepsi birer birer kendi yolunu bulsun.
Bütün acıları, hüzünleri, kederleri son bulsun.
Ben olamıyorum, madem onlar mutlu olsun.












Bir cevap yazın