Ahlaki kavramların hiç biri aynı içeriği taşımaz her yüzyılda, her sınıflı toplumda. İlişkilerin ahlakını hakim sınıfın iki yüzlü ahlakı belirler.
Mülk adaletin temelidir. Çağımızda burjuva ahlakının kurallarına göre tanımlıyoruz ahlaki terimleri; evlilik, sadakat, monogami vb. kavramları.
Aldatma kavramının içeriğini etik değerlere göre tanımlayamaz ve ona ‘ ahlaki’ erdemler yüklemeye kalkarsak, hiç bir yere varamayız.
Gerçeklik arayışı nedense aşkta bedenini paylaşma noktasına gelip takılıyor. Erdemli aşk tanımına bağlanıyor. Cinayetleri anlamak için örneğin, sokaktaki adam için aşkın karşılığını bulmak zorundayız.
Arzu edilenle, gerçek farklıdır. Aşk hayalimizde başkadır. Bu hayali insan denen canlıyı çözemeden kurarız. Neden sevdiğimizi bilmeden severiz.
Hele kadın cinsinin kafası, erdemin yani baş eğmenin itaatin, adanmışlığın… Kutsal simgesi olarak tıka basa doldurulmuştur.
Birini neden severiz sahi? Onunla neden öpüşmek isteriz. O’nu severken başka birilerine neden istek duyarız?
Aşk, bedenini aşık olduğunun ya da eşinin dışındakilere kapatmak mıdır? Neden?
Sadakat, ancak sadakate ihtiyaç duymadığımız bir dünyada gerçekleşir. Gerisi tatlı gevezelik. Bir yere varılmaz.
Dediği düşünürün ‘ güveni ancak güvenle karşılayabiliriz’.
Aşkın karşılığı aşktır. Hangi aşk… dedim ya. İki etik bireyin aşkı. Yaşatılabilse keşke.












Bir cevap yazın