ÖYKÜ 715
Gri Çığlık – Hatice Dökmen
Akşamın alacası Kadıköy’ün üstüne çökeli epey oldu. Rıhtım caddesi bu saatlerdeki telaşını giyinmiş, insan ve araç kaynıyor. Halime’nin yorgun ayakları da aynı telaş içinde. Bir daha adımını bile atmayacağı o evi arkada bırakalı çok olmadı. Herkes gibi o da yeşil yanmasını beklemeden caddeyi geçip durağa doğru yürüyor. Vapur düdükleri, korna seslerine karışıyor. Bir ambulans acı […]
Dolunay – Murat Gökhan Gökdemir
Hava kararmıştı. Ay o gece görünürde yoktu. Böyle zamanlarda odada ne kadar fazla mum yakılırsa yakılsın, etraf aydınlık olacağı yerde bir o kadar daha kararırdı. Aylardır masamda yosun tutmuş davetsiz bir çocuk kitabı vardı. Bu saçma kitabın nereden yolunu şaşırıp masama demirlediğinden en ufak bir fikrim yoktu. İçsel bir karara varmıştım aslında buna dair. […]
Uzun Misafirlikler-Josef Hasek Kılçıksız
Sen aramızdan ayrıldıktan sonra yaşama isteğimizin çiçeğini kurutan nihai bir salgın başladı. Bugün, dün ve dünden önceki gün arasındaki bütün köprüler adeta yıkıldı anne. Bizi soracak olursan ablam hâlâ evlenmedi. Bense mezun oldum. Garip gelenekleri olan bir köyde antropoljik araştırmalar yapmak üzere bu sabah ablamdan ayrıldım. Sen gideli zaten hiçbir yere ait değilim. Her yerde […]
AYRAN YOK MU?- Berrin Yelkenbiçer
Önce dumanı tüten pidelere şaştı. Babasının üzeri daha yeni örtülmüş, toprak henüz oturmamış, birileri su döküyor. Taşlar beyaz, annesinin yüzü beyaz, kafalardaki örtüler beyaz, bir tek serviler yeşil. Kutuları kimin getirdiğini görmedi. Onca kişinin tüten dumanların etrafında ayin yaparcasına ne ara toplaşıverdiklerini de görmedi. İştahla yenilen, daha soğumadan midelere iniveren pideleri gördü sadece, parlayan […]
Bir Çift Göz – Aysel Karaca
Yağan karla birlikte işe gitme hevesim de sönüvermiş… Oturduğum yerden, gökten yere usu usul düşen kristallerin dansını izliyorum. Kar altındaki insanlar, telaş içinde sağa sola koşturuyor… Dolmuş kapıları hızla açılıp kapanıyor, otobüs bekleyen kalabalıklar sabırsızlıkla ellerini ovuşturuyor… Durağın arkasında, pembe boyalı taş binanın duvarındaki Tayyare Kültür Merkezi yazısı karla kaplanmış, camekânlı ahşap kapısında ve çıkma […]
Biz Kaç Kişiydik? – Ersin Kurt
Huzurlu olduğum günlerin verdiği rahatlıktan sıkıldığım zamanlardı. Her şey yolunda gidiyorken hep bir şeyler dürter ya insanı. Hâlbuki, evden işe işten eve gidip geldiğim günlerin dinginliği ile avunabilirdim. Bungun bir ruh hâline özlem neden? Mutluluk bir türlü yakamı bırakmayınca güzel günlerimi ellerimle katletmeye karar verdim. Bekir abiyi aradım. Bekir abi değer verdiğim, fikirlerine güvendiğim […]
ÖLÜ DOĞANLAR -Hatice Gül Fazlıoğlu
Yağmur yağıyor, kuru kalan tek yer altımdaki beton. Yüzümün ıslanması yağmurdan mı bilmiyorum. Uzun süre boşluğa bakarak dalıyor, eskisinden dahada unutkan olmaya başlıyorum. Ellerimdeki silik yazılar da bunun kanıtı. Önce ellerimi yıkamalıyım. Kirli bir işe temiz ellerle başlamalısın çünkü. Titrek parmaklarım tuşlar arasında görünmez bir yol alırken her haraketimde boynuma bir ağrı saplanıyor. Uzun […]
Çeken Akıntı – Ali Şefik Arslan
Artık, pek umudum kalmadı… Yolun sonuna geldim herhalde… Demek ki buraya kadarmış… Karadeniz’in serin sularında bitecekmiş her şey… 50 yıldan fazla bir zamandır her fırsatta koştuğum bu deniz, yaz mevsiminde, her sabah bir saat yüzdüğüm bu sular, sonum olacakmış… Her yaz, kıyıya paralel, bata çıka resmigeçit yapar gibi yüzen ilk yunusları görmenin sevinci… Derinlerde yüzerken, […]
Aşk Ağır Bir Yük – Mehmet Kabakçı
Zeynep’e aşkta duyarlılık ve fedakârca tutumlar istemediğimi, bunun sonra üzerimde iç daraltan bir ağırlık oluşturduğunu söyledim. Benim gibi incelikten yoksun, katı bir egoistin bile fark edebileceği biçimde gözleri doldu ve söyleyecek bir şey bulamamanın verdiği çaresizlikle yutkundu. Elini tutmam, yüzüne bakıp onu çok sevdiğimi ve asla yalnız bırakmayacağımı söylemem gerektiğini biliyordum. Ama bunu yapmadım. Gelip […]
İLK TERKEDİLEN – Melike Bulut
“O’na sadece bunun kötü bir fikir olduğunu söyledim.” dedi. Bataklığın ilk tohumlandığı yerlerde kaskatı kesilmiş ölü bir böcek cenini gibi yatıyordum. Yüzünü yüzüme bastırdı Şeytan. Gözleri gözlerimde öylece soluklandı. Perdeden sızan sokak lambasının ışığı, gözlerinden taşan elmas damlalarına çarpıyordu. Her nefesine parçalayarak sığdırdığı kelimeleri yaralıyordu onu. Gözyaşları pıtır pıtır akarken ağzı salyalanıyordu. Sonra tekrar etti: […]
Barışın Dört Çocuğu – Hazal Çakmak
Karanlığın serinliğini cilalamak isteyen küçük eller, atlastan gecenin zencefil kandillerinin yıldızlarına erişmek isterler. Onların dünyalarında piramitlerle Tac Mahal’in tepesi arasına kocaman bir salıncak kurulabilir, mutfak seramikleriyle pişti oynanabilir, buzdolabından deniz altındaki restorana çıkılabilir, masanın altından Broadway’e; Disneyland’dan renklidir. Savaş zamanında çocuklar için kocaman bir masada Churchill ve Hirohito oyuncak silahlarla oynuyorlardı ama oyuncak silahlarla oynadıklarını […]
KADIRGA LÜTFEN! – Meral Kurulay
“Lütfen dikkat Atina-İstanbul için son çağrıdır, yolcuların çıkış kapısına gelmeleri rica olunur“. Yerinden kalktı çok heyecanlıydı, o büyülü şehre gidiyordu. Babası ölmeden önce her şeyi anlatmıştı. Uçağa bindi, eşyalarını yerleştirdi, koltuğa oturdu, kemerini bağlayıp arkasına yaslandı, usulca gözlerini kapadı. Aklı hâlâ Atina sokaklarındaydı. Babası da “İstanbul’da tepelerle çevrili derdi Atina gibi.” Nedense İstanbul’a […]
Gümüş – İlknur Gök Gültekin
Üzerime kapılar kapananı yıllar olmuştu. En son ne zaman bir insan görmüştüm, inanın hiç hatırlamıyorum. Tek bildiğim şey şu tahta kapıya kilit vurulalı uzun zaman olduğu… Biliyor musunuz? Burası bir dönemin en işlek kütüphanesiydi. Gece gündüz tıklım tıklım olurdu. Aradığınız kitabı bulduysanız, ayakta kalmadıysanız sizden şanslısı yoktu. Günün değişik saatlerinde gelen insanları gözlemlemek o zamanlar […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar