ÖYKÜ 715
Kova – Sedef Ergürbüz
Sonbaharın en güzel yaşandığı bir yerde, Amasra’da doğdum ben. Sarı, kızıl, kahverengi renkler arasında oynamak en büyük keyfimdi. Hayat dersiydi de benim için bir bakıma. Tabi o zamanlar çok küçük olduğum için anlayamıyordum ama büyüdüğümde önce yeşeren yaprakların sonbaharda sararması, dökülmesi ve sonra tekrar filizlenmesinin hayat bahçesindeki bizim durumumuza benzediğini anlayacaktım. Annem bu küçük ilçenin […]
Kazık – Berrin Yelkenbiçer
Banyodan çıkarken hâlâ çalışan sifonun gürültüsüne rağmen sesi duydu, sanki hafif bir fısıltı. İyi de onun evinde, hem de gecenin bu saatinde fısıltı da neyin nesiydi? Yine kendi kendine mi konuşmuştu acaba? Ama o kendiyle konuştuğu zaman fısıldamazdı ki, öyle gür bir sesle konuşurdu ki bazen etrafındakilerin “ Deli mi ne!” bakışlarıyla karşılaşırdı. Kendi […]
Öykünün İçine Girmek -Belgin Bıyıkoğlu
Peh! Atölyedeki arkadaşlarım öykümü beğenmediler. Ne büyük bir hevesle yazmıştım oysa. “Karakterler oturmamış” dedi, biri. Bir diğeri “Kızın çektiği acıyı, çaresizliği iyi yansıtamamışsınız”.Her zaman suskun kalan Handan Hanım bile, “Küçük erkek çocuğunu hiç konuşturmamışsınız, yok saymışsınız” diyerek adeta hesap sordu. Başka biri “Bu kızın bir adı yok mu?” diye haykırdı. Üniversite öğrencisi kız “Paraları niye […]
Ben ve Hayali Arkadaşım Celal Anılarımız-I – Murat Gökhan Gökdemir
Ben ve hayali arkadaşım Celal, Çılgın Motorcular Kulübündeydik ve yolumuz İlk kez böylesine ilginç bir mekâna düşüyordu. Duvarlar boğazına kadar envai çeşit motor resimleri ile doluydu, bir sürü deri ceketli macera düşkünü motorcu büyükçe bir masa etrafında yüksek sesle kavga edercesine, bağrışarak birbirlerine hikâyelerini anlatıyorlar, arada bir de ani bir tufan çıkmış gibi adabı aşmışlar […]
Savaş ve Aşk – Mehmet Sinan Gür
“Çok buyurgansın. Hiç toleransın yok. Affedici değilsin. Çok inatçısın. Ben erkek olduğum halde senin gibi davranmıyorum. Sevmek birini olduğu gibi kabullenmek demek değil mi? Beni yeni mi tanıyorsun?” “Ya sen? Beni yeni mi tanıyorsun? Kabullenmekten söz ediyorsun. Niçin beni böyle kabullenmiyorsun?” “Ama sen benim kişisel yaşantımı hizaya sokmak istiyorsun. Bu benim yaşantım. Kabullenmek derken başkasının […]
Yanıltıcı Geceler – Galip Önlü
Gece; sadece güneşin batması, ayın parlaması, birbirine yakın görünen yıldızların göğü donatması ve etrafın siyaha bürünmesi demek değildir. Gece bizlere; kişinin ruhuna güzel hisler kattığı, duygusallığın efendileştiği ve kalbin içinde bulunan mevkiye yerleştiği, berrak, kısa ve masum bir zamanı ifade ediyor aslında. Bu safiyetliği oluşturan gecede, kişinin istisnalar dışında mesrur olmaması gariptir zira bu ihtişamlı […]
Gereksiz Tohumlar – Hatice Dökmen
Üç gündür hastanedeyim. Kök hücre nakli bekliyorum. Dedem, çok umutluydu. Dünyayı ayağa kaldırırım, yine de sana o donörü bulurum, diyordu. Buldu da. Benden üç yaş küçük biriymiş. On sekizinde. Dolandırıcılık ve adam öldürmeye teşebbüsten hükümlü biri. Ben bugüne kadar kimseyle kavga dahi etmedim. Hayat o kadar kısa ve o kadar ince bir iplikle yaşama bağlı […]
Yıldız Kaydı: Hadi Bir Dilek Tut – Hacer Aktaş
Gözlerimden yüzüme akan hüzünlerle uyuya kaldım o gece. Artık içinde benden başka kimsenin kalmadığı kocaman evde. Sessizdi. Sessiz ve nefessizdi her şey. Cam kırıklarıyla doluydu salon. Beyaz mermerlerde kırmızı lekeler çarpıyordu göze ve benim bileğimde hafif bir acıma hissinin yangını sürüyordu. Sayısız kitabın arasında ve esansla dolu sayısız beyaz taş kutunun,cam şişenin içinde gül kuruları […]
Gelin – Berrin Yelkenbiçer
Sol eline uzun beyaz giysiyi, sağ eline makası aldı. Derin bir iç geçirip açık pencereden gelen serin havayı içine çekti. Dolabın boy aynasına gözü takıldı. Yatağın üzerinde oturuyordu, daha önce özenle dolaba astığı beyaz giysiyi az önce naylon kılıfından çıkarıp yatağın üzerine yaymıştı. Kendisi hevesle dikmişti, annesinin tüm itirazlarına rağmen bedenine tam oturan, diz altından […]
Yapay Roman – S.Bahadır Sevim
“Kitap okumanın da tadı kaçtı” diye söylenerek elimdeki eski zamanlara ait kitabımı bırakıp kalktım koltuktan. Basılı kitapların, öykülerin kâğıtlara elle yazıldığı nostaljik zamanların üzerinden geçen yıllar. Artık kitapları kimin yazdığı, kimin hangi yapay zekâlı yazarı okuduğu belli değil. Okuduğumuz ne o da belli değil. Eski yazarların yazdıkları hariç okunacak kitap bulmak iyice zorlaştı. Geç saatlerde […]
Subay Nurcihan’ı Neden Almadı? – Belgin Bıyıkoğlu
Dalgaların sesi kulağımda, karşıda işveli bir kadın gibi sere serpe uzanmış Gelibolu’ya bakarken, eflatun sisin içinden süzülen ışıklar birer birer sönmeye başlayınca; çocukluğumun, ilk gençliğimin geçtiği bu kasabadan artık daha fazla uzak kalamayacağımı anlamıştım. Arka arkaya sıralanıp uzun bir kuyruk oluşturan tırların yanından geçerek, zorlukla iskeleye ulaşmış, çaresizce eskiden izler bulurum diye bakınmıştım ama yoktu. […]
Derin – Emine Oğuz
Günler hep aynıydı. Geceler ise bambaşka. Odadaki aynanın üzerinde yazılı cümleyi tekrar tekrar okudu: Kader; bir birimlik ömür denen yolculuğumuzda dermansız dert olup yapışmıştır bize, söküp atamadığımız… Sol eliyle sol memesini yan tarafa çekti. Yapışık iki terli vücuttan ayırdı. Solukları sıklaştı adamın, “Nihayet”. Kasılmalarının bitmesini bekledi. Ve yan tarafına düşüşünü et yığınının… Usulca arkasını döndü, […]
DÜRÜST YALANCI -Ersin KURT
Birkaç yıl önce, çalıştığım turizm firmasını temsil etmek üzere çok hazzetmediğim bir iş arkadaşımla birlikte tamamen iş icabı İzmir Fuarı’na ‘çalışan’ sıfatıyla iştirak etmiştik. Şehirler arası yolculukların kıtalar arası yolculuklarla eşdeğer olabildiğini ilk kez o yolculuğumda deneyimledim. İnsan, İzmir gibi Ege’nin incisi bir şehire giderken dahi yolculuktan hiç keyif alamayabiliyormuş. Tren yolculukları da bu […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar