ÖYKÜ 715
AĞUSTOS BÖCEKLERİ – DİDEM SAYAT
Yine akşam olmuş. Yavaş yavaş müşteriler giderken fark ettim havanın karardığını. Bütün gün nasıl geçti anlamadım. Çay getir Ahmet, su getir Ahmet, kola, gazoz, ayran derken… Hava nasıl sıcak! İnsanlar bir türlü serinleyemiyorlar. Çoğu yerde klima da yok. Kapılar, pencereler açık. Sık sık çarpan sesleri yankılanıyor sokakta. Bakkal Arif Amca bir klima alacağım, deyip duruyor. […]
TOZ -Gizem Pınar Karaboğa
Uzun zamandır süpürge sesi kesilmemişti. İnsan neyi bu kadar çok süpürebilir? Bir halı, ne kadar çok toz, tozların yapıştığı ayaklar, ayaklara binmiş vücutlar taşıyabilir? Nereden gelir bu kadar toz? Bu kir, nerede oluşmuştur? Sonra, nasıl bu kadar birikebilmiştir? Bu kadın, bu halının bu köşesine dersini yeterince vermemiş midir? Belki kadın bir gün demiştir: ‘’Bugün sizi […]
BİR KİMYA – Zeynep Uçar
“Karbon ve oksijen atomları…” dedi beyaz tabloya kocaman “C” ve “O” harflerini çizerek elindeki mavi kalemle bıyıklı kel adam. “Elementleri, maddeyi ve çok sonra bizi oluşturacak olan atomlar, bizi var edecek olan minik kütlesel elemanlar.” Sonra keskin zil sesi duyuldu. O dönemde bütün liselerde aynı zil sesi çalıyordu. O zamanlar on sekiz yaşındaydı, saçlarını oluşturan […]
Masada – Turgut Say
Masaya üç tabak koydu. Yanına çatal kaşık bıçak. Ona baktım bana aldırmadı. Masaya üç bardak koydu. Yüzüne baktım yüzüme dönüp bakmadı. Saat yediyi yirmi geçiyordu. Hava kararmıştı. Sokaktan arada bir konuşma sesi duyulsada ortalık sessizdi. Kıştı. Hava soğuktu. Sokaklar erken boşalıyordu. Genelde sekizde yemek için masaya otururduk. Tabi gidilecek bir yer veya gelecek bir misafırımız […]
Sessizliğin Dayanılmaz Çığlığı – Tek kişilik – Özge Filik
Sessizliğin Dayanılmaz Çığlığı Günlerdir düşünüyorum. Kış uykusuna yatmış şu halimize, nasıl müjdelesek baharı? Uyandırmaya çalıştığım her sayrı, ölümden besleniyor sanki. Geceyi giyinmişler ruhlarına. Her rüya, mistik bir çöl rüzgarı. “Herkes önce kendi rüyasına sahip çıkmalı!” dedi eski bir masal kahramanı. Ne olmalı bir hünsanın düşü? Bir ceset var ortada ve sahibi yok! Kendi bile sahiplenmemiş, […]
DUYUM – Volkan Kara
Ankara’nın alışık olmadığı yağmurlu günlerden birisiydi. Dışarıdaki insanlar ezilmekten kurtulmak için kaçan böcekler gibi bir sağa bir sola koşuşturuyordu. Gök gürültüsü, yağmurun uğultusu ile birleşerek kulak tırmalayıcı bir ses oluşturuyordu. Havaya kesin bir toprak kokusu hükmetmeye başlamıştı. Yağan yağmur, büyük su birikintileri oluşturuyor, sokaklar her geçen dakika yürümesi daha güç bir hal alıyordu. Rafet Bey […]
KÖR ADAM VE KUYRUKLU ÇEMBER İP – HASAN TEKİN
İlmik atılarak hazırda tutulan kalın ve tırtıllı sarmal ip, sivri ucuna tutturulduğu kalas parçasında, sarkıtılmış halde bekletiliyordu. Yoğunluğu sert esintisiyle ters orantılı, çapraz dalgalı rüzgarın basıncı, kuyruklu çember ipin içinden ve kenarından geçerek, hazırdaki asılı ipi bir yaprak gibi sallıyordu. İdam edilecek kişiden önce titremeye başlayan kalın ve tırtıllı sarmal ip, mavi gökyüzünün altında, çemberine […]
Karlı Bir Metropol Akşamı- Deniz Çantay
Yıllar sonra yine aynı şehideyim işte. Üniversite yıllarımın geçtiği o büyük metropolde… Lapa lapa kar yağıyor. Gençliğimde ne çok severdim karı. Annemin ördüğü kırmızı kazağımın üzerine giydiğim o kalın kaşmir paltonun yakasını iyice kaldırıp saatlerce karın altında yürürdüm. Ah, pardon yürürdük. Ben ve ilk göz ağrım… Çoğu insanın haritada nerede olduğunu bile bir bakışta bulamadığı, […]
MEZARBAŞI SOKAK – MEHMET AKİF DUMAN
Altmış yaşındayım. Hala yürüyor olduğuma şükrediyorum. Aklımın başımda olduğuna. Yaklaşık on iki yıl önce kaybettim Nilüfer Hanım’ı. Adını anınca bile için bir tuhaf oluyor. Kendimle iftihar ettiğim bir yön varsa o da başka bir kadını hayatıma sokmamış olmaktır. Evi biraz havalandırdım sabah. Çiçeklere su verdim. Devetabanı bir sürahi su yuttu. Tuvaletin lambası geçmiş, onu değiştirdim. […]
Kafeine Veda – Burak Çakır
Her zamanki mekânımızda, Kızılay’ın hafif yukarısında sakin bir kafede oturmuş konuşuyorduk. Anlam veremediğim bir gerginlik vardı üzerinde. Sorsam söylemezdi, biliyordum. Sormadım, birkaç saçma espri yaptım, yumuşasın yüzündeki kasvet. Biraz gülsün diye. Beni kırmamak için gülümsedi. Ne yapacağımı bilemeden latteme döndüm ben, aklımı onda bırakarak. Sonra nedendir bilinmez o başladı konuşmaya, bir şeyler anlattı biz ve […]
ONSUZ DA YAŞARIM, KALPSİZ DE – Serkan Sakmen
Ertan için sabahları evden dışarı atılan ilk adım hep isteksiz olmuştur. Bu sabahta aynı isteksiz tavır ile sigara ve ekmek almak için dışarı adımını attı. Üstelik dün gece bağıra çağıra kavga ettiği sevgilisi Işıl, evde fosur fosur uyuyordu. Bu nedenle Ertan’ın attığı her adım daha da isteksizleşiyordu. Birde üstüne cila niyetine binanın önüne park ettiği arabasının, aynasının kırık […]
SES – TURGUT SAY
23:20 Treni biraz önce geçti. Şimdi sadece iki tren kaldı. 40 dakika içinde onlar da geçecek. Sonra? Beş saatlık bir sesizlik başlayacak. Bu arada belki uyuyabilir. Beş saatlık sessizlik uyku için yeter de artar. Bir köpek uzakta uluyor. Sokak lambasının koyu sarı renkli ışıkları, koridorun sonundaki pencereden içeriye süzülüyor ve karşı duvarda gölgeler dalgalanıyor. İkinci […]
İkiz Kardeşim – Cennet Güvenç
O sabah uyandığımda gitmişti ikiz kardeşim olacak zilli, çok uzaklara gitmişti. Onun ardından gelen yalnızlığın, sessizliğin hâkim olduğu belki de o an huzur olacak sandığım bir huzursuzluğun resmiydi yaşadığım hüznün adı. Biliyordum, gideceğini hissediyordum. İnsan bilmez mi? Aynı karında dokuz ay boyunca yaşadığım ve ilk kokusunu duyduğum anamdan sonra dokunduğum, bana müthiş derecede benzeyen, aynaya […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar