ÖYKÜ 715
Aşk Çikolata ise Araya Fıstıklar Girebilir – Cemile Kurtaş
Şehre akşam inmeye başlayınca değişmeyen tek şey, caddelerin kendine has telaşı olsa gerek. Kim ne derse desin, ben bu sağa sola koşuşturan kalabalığın telaşını seviyorum. Bu sesler insana güven veriyor. Sırf bu yüzden işten, eve dönerken yolumu uzatıyorum. Bir de oldum olası ıssız, sessiz, sokaklardan ürküyorum. Bazen evime iki sokak kala etrafımı dalga dalga saran […]
Benim Günüm – Fikret Ülgen İrdelmen
Doğduğum günden beri bugüne hazırlanıyorum. Sonunda almış olduğum tüm eğitimleri değerlendirme fırsatım doğdu teşkilat için. Nasılda aklıma geldi şimdi ilk gün evden kaçmam. Sabahtan Sabri (Kod İsmi tabii ki) ile penceremin altına eski yatakları koymuştuk. Babam eve geldiğinde o yataklardan bahsedip kim bıraktı ise Allah cezalarını versin demişti. Gece atlamamı bekleyen Sabri ile yaptığımız planda […]
Yüklük – Raziye Demiralay Celep
Akıp gidiyor günler siyah beyaz resimler hırçınlığında… Yılmaz Odabaşı Eski evimizin üst katında, annemlerin odasında kocaman kapakları olan, renginin camgöbeği olduğunu sonradan öğrendiğim, duvara gömülmüş, yer yer sırları dökülmüş yeşilimsi bir dolap vardı. Annem oraya ‘’yüklük’’ derdi. Evimize her yatılı misafir geldiğinde, yüklüğün kapı kadar büyük, ahşap kapakları gıcırdayarak açılır, içinden; döşek, yorgan, yastık, çarşaf […]
Hepsi Bu – Ayşe Saban Topuz
Aylardır evdeydi. Gecesi gündüzüne karışmıştı. Yine karga bokunu yemeden uyandı: Tedirgin. Kursağı kalkmış. Sağına döndü, olmadı. Soluna döndü, olmadı. Başını yastığa gömdü. Yok! Olmadı. Kalktı, kurtuldu. Banyoya gitti, yüzüne su çarptı. Ne kadar yorgundu: şiş gözaltları… yastık izi olmuş yanakları… alnı… elektriklenmiş saçları… Şaftın kaymış senin, dedi. Şaftın kaymış. Daha kaç saat oldu ki yatalı. […]
Can Cana – Berrin Yelkenbiçer
Beni duyuyor ya da görüyor musun bilmiyorum. Bu duymaların görmelerin ne zaman başladığı konusunda hiçbir fikrim yok. Sağımda solumda konuşulduğu oldu ama sözcükler hep havada asılı kalmış da bana ulaşmamış demek. İlgilenmediğimden olsa gerek. “Bir gün olur belki” fikri aklımın bir yerlerinde vardı tabii. Öyle büyütülüyoruz. Küçük bir kız çocuğuyken bile annenden duyduğun öfkeli bir […]
Salçalı Ekmek – Cemil Şen
Traktör görevini yerine getirip dinlenmeye çekilirken, çalışma sırası bizdeydi. Gece karanlık olduğu için lüks dediğimiz piknik tüpüne takılan seyyar lambayı takıp köfünün üzerine koyduk. Gecenin üçü her yer kapkaranlık ve aklımızda tek soru saat ne zaman onbir buçuk olacak? Uykunun en tatlı yerinde sıcacık yatağını bırakıp gelmişsindir ve lüksün ışığı gece lambası gibi çağırır seni […]
Gördüğüm Yerde Utanacağım – Muhittin Şimşek
Son zamanlarda ara ara evine kapanan, yalnızlığı seven ve yalnızlığını paylaşmayan insanlara hemen asosyal etiketi vurup geçiyorlar. Toplumumuzun en güçlü!!! özelliklerinden biridir etiketlemek. Anında adı çıkar insanın, kimseler ‘‘Yaptın mı?’’ diye sormaz bile. En üzücü olan durumda, doğruyu söylediğiniz halde bile ‘’Bak bana söyleyebilirsin, benden çıkmaz, aramızda kalacak, kimseye demem.’’ gibi kalıp cümlelerle kalbinizin ortasına […]
Meşya – Alihan Demir
Ortalık adeta yanıyordu. Güneş tepeye dikilmiş ve altında ne varsa kavuruyordu. Bozkır yaşlı analarımızın yüzü gibi parçalanmıştı, kuraklıkta. Bu uçsuz bucaksız bozkır altınımsı rengiyle parlıyordu. Bu parlayan ve yanan görüntünün inadına ilerde tepenin ardında küçücük bir mavilik vardı. Bu küçücük bir göldü. Gitgide kuruyan bataklığa dönüşen bir göldü küçülen gölün derinliği azaldıkça kirleniyor ve kötü […]
Bir Çift Kumru – Yüksel Akkuzugil
Emirali doğma büyüme Üsküplü bir göçmen çocuğuydu. Ailesinin küçük oğluydu. Ağabeyleri gayet baskın karakterliydi. Emirali ise daha duygusal, içli, merhametli ve sevgi dolu bir çocuktu. Ailesinin tüm üyeleri gibi ticaretle uğraşıyordu. Ama, daha çok yorgan dikip, satmayı seviyordu. Bir ağabeyi din ilimleri tahsili yapmış ve devlet dairesinde çalışmaya başlamıştı. Bir diğeri ise toptan ticaret ile […]
Şanssızlık Şans Bazen – Dilek İşcen Akışık
Parka doğru sakin sakin yürüyordu. Piyango bileti çekmenin ne zararı vardı ki… Kırkına gelmişti bile. Çabucak geçivermişti zaman… Üzülmemek elde miydi, amorti bile düşmemişti kısmetine. Yine de hayal şatolarından vazgeçmedi hiç. Onları yıllardır şiirlerindeki imgelerle inşa ediyordu. Böyle bir görüşme eskiden olsa heyecan verebilirdi. Kendisindeki farkı görmek hem hoşuna gitti hem de gitmedi. Köşeyi […]
Güller ve Kadınlar – Mehtap Sağocak
“Çiçeklerim vaaar! Güller, nergisler, karanfiller, laleler… Sevdiğinize çiçek alın sevindirin, gününüz de gönlünüz de şenlensin!” Tezgâhındaki renk renk çeşit çiçeklerini satmaya çalışan Nebahat’ın bu nağmeli çağrısı, yoldan gelip geçenlerin dikkatini çekiyor, bu sonbahar akşamında çiçeklerin görünümü ve kokusu insanları cezbediyordu. “Asma suratını, gül kardeşim gül! Bak son beş tane kutulu kırmızı gülüm kaldı. Kuru kuruya […]
Senin Yazın – Şafak Yüca
Bugün köpürmedi deniz, yoksa sen miydin kıyıya vuran? Güneşte marsık gibi yandı çocuklar seni beklerken, limanı mesken tuttular. Hani çocukça gözyaşı döküyordun, yosunlar bitiyordu yanaklarında; çayını soğuk seviyordun, son lokmanı hep bırakıyordun; üşüyünce terliyordun, terleyince sırılsıklam; hani sırf bunun için sevilmek istiyordun. Hepsi birer alışkanlıktı, insan sevdiğine alışırdı. Bak, gördün mü, geceyi de kararttın. Aşk […]
Düz Adam Olmak – Derviş Bozkurt
Bir sabah ben ve işe yaramazlığım, tasımızı tarağımızı toplayıp yola çıktık. Tasımızı tarağımızı da kirli, derisi köseleye dönmüş, koyu yeşil valizimize doldurduk. Tekerleği olmayan, çekçeği bozuk, tek sağlam yerinin yanlarındaki tutma yerleri olan bir valizdi bu. Yolun yarısına kadar taşıdığımda, kollarımda eskisi kadar güç kalmadığını fark ettim. Diğer yarısını taşımak için işe yaramazlığıma teklifte bulunduysam […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar