ŞİİR 1995
Yalansız Dünya varmış – Cemal Öztürk
Olağan şimdi burada çoğunluk üst ben yağcısı Siz kıskanç ve bencil bir tanrıya inanmış Eski Mısır, Asur ve Babil’in dindarları Adaklar sunarken ne çok olağan üstü büyürdünüz Taptığınız tanrı aşkına insancıl Ne kadar da naziksiniz çok yazık Bu romantizm çok eski bir huyumuzdur: 1-Tanrının iradesine ipotek koymayın 2-Ne beşeri, ne ilahi düzeyde rüşvet alıp vermeyin, […]
Yarpuz – Mehmet Özgür Ersan
Gün kavuşurken bir ekin sapına Bir mutluluğa Güneşli bir bahçede umuda Kim seçiyor yaşamın seyrini Dağların ağında kuşlar uçuşuyor Yalnız çok uzakta çekiç sesleri Kapalı kapılar ardında dağlanmış umutlar Durmadan bir savaş her renge her umuda Bakışın duruyor orada En son seni gördüğüm yerde Bu dünya bir yangın yeri Belki de Boyna yanıp duran En […]
ya batarsam – Josef Kılçıksız
ya batarsam izimi sürüyor bozgun denizi, sürek avınca ömrümce tuza dolanmış dalgasının gürültülü öfkesini… hangi denize inandıysam dibinde yarayı saklayan kum… meltemine yüzümü sürüyorum, sakinleşiyor birden… oya oya bir kaya çıkarıyor içimden kedileri tekmelenen çocukluğumu… kıyısız bir benlikteyim hangi maviye kaçsam yelkenlimde rüzgar yırtıkları bin martı kanadı dağılıyor alnımda… dalgaları çelikten bir kapı koyuyor denizin […]
DÜNYANIN BİLİNMEZ MÜLTECİLERİ – Kamber Değirmenci
Herkes her yerden, Sürgün her yere. Bir mülteciler dünyası, Artık yutar kentler mültecileri. Sokak sokak, Karışmış hüzünleri. Bakarsak,acıları çarpar yüzümüze. Avuç açan çocuklar, Bir parça umut diler, Varsa, bir lokma ekmek.. Yaşanmış yangınların, Orta yerine, Bir çaresiz bakış, Kahrolası kopuş,yaşam öykülerine, İstenmeden eklenir. Düne, bu güne. Çalınmış gelecekleri, Bir de kurumuş gözyaşları, Öfkeyi bile unutmuş. […]
İSTİLA ÜLKESİNDE BİR YAZ – İlayda Zengin
Kahve telvesinde umutlar Adımız ağızlarda Söylentiler kulaklarda Yığılır erimiş kardan adamlar gibi ölürler günün sağanak sıcağında İstila ülkesinde bir yaz Kokular korkular izinsizlikler yasak tabelaları Sokağın tozunu yutmadan Nasıl geçiyor karanfil bakışlı çocukların akşamları Vandal eller atıl ayaklar pis ağızlar kuma gömüp kafalarını ayaklarından çakmalı çivi çakar gibi İşkenceyse İşkence Çekmecelerde saklamayı öğrendik yorulmuş saflığımızı […]
Savaş – Ersan Arif
Barış bitti dedi Büyükler Ve savaş başladı Silahlar çekildi Mühimmat patladı İnsanlar öldü Şehit dediler ölenlere Analar babalar bacılar Ağladı Büyükler Gözyaşlarını sildi Tabut başında Şokaklara verdiler adlarını İsimsiz sokak kalmadı Ölenlerin ardı arkası kesilmedi Büyükler Savaşa devam dedi Ama İsim verecek sokak kalmadı Yıldızlara vereceğiz Adlarını Savaşlar olmasaydı Barış sokak Çiçek sokak Olarak kalsaydı […]
Şikeste şîrin-güvâr!” – Turgut Say
Aslan yakalayınca avını, Zafer, gurur, et ve kanın tadı, Sarhoş eder bu zevk genç Aslanı! Ne geçer o anda yenik düşmüş avın aklından? “Yine beceremedim ve avlandım!” Yaşarken biri tarafından parçalanmak, Kan ve etin acı içinde kemikten kopması Bitmesini ister her an bu sonsuz acının! Bir de karışınca ona kaybetmenin acısı, Daha da çekilmez olur […]
cümleler ve -casınalar -sırrı yoluk
cümlelerde kayboluyorsun, ne güzel. bastığın yerleri tanı olur mu? bir bir geçilen çimenliklerden ağzı açık menekşelerden ne dem tadında giriyor içimize. cümlelerde kayboluyorsun, hadi koş tren düdükleri, sirenler… belli belirsiz taze bir rüzgar sevgilim. gözlerin! ansel yolundaki duanın karşılığı-casına ah bu -casınaların tutukluluğu cümleler ve -casınalar cümleler ve -casınalar
Komşu kızı -Emine Bilbey
Ayla ve Emine Biri karşı pencereden umuda bakar Her sabah.. Diğeri kaldırım serçesidir.. Dudağında bir şarkı.. ve bir sakız, Bir elinde fener.. Sanki gündüzünü arar. Yazgımın bir köşesi Ayla, Bir kenarı Emine’dır Tepeden tırnağa acıdır tenim Yüreğimi kanatan Arada bir tuz bastığım.. Ahh küllenmiş acılar.. acılar.. Bilmem neden yüreğim sancılar? Baharlar gelip geçiyor Kimileri ikinci […]
Körebeci Gölge -ÜMİT KÖKSAL
Bir şey bir şeye dönüşürken Elim titriyor sıkılmışlığın etrafında Koşmak yetişmek istiyorum At ile uzaklaşanlara. Geride kalanları gönderiyorlar Her gün farklı bekleme odalarına Odalar ise nasıl mı? Sessiz, karanlık , kimsesiz. Şişeye sıkıştırılıp yaşama dönüştürülmüş. Camından izletiyorlar dublörlü gölgeleri Gölgeler körebe oynuyorum diyor gerçekle. Gerçeği nereden biliyor körebe? Acaba körebedeki olay mı gerçek? Gerçek miydi […]
DÜŞLERDEN GELEN TARUMAR – Muammer Gündüz
Ruh nakli yapılan frapan yarın Ve omzuna kuşanan şalı gibi güz, Güzün elinde patlamaya hazır tonlarca mayın Stabilize her durak, her durak suç Her durak şarapnel parçası birazda… Biraz da iliklenir köhne zamana Ve cürüm eser koynunda gecenin Derdest edilen her takvim, salınarak düşer uçuruma Yak vebalini, kafasına sık, hükmü yok bu düzenin Karışır cesetler […]
Köşeli Bir Gülümseme – Abdullah Acarlar
Vurdu yine hüznümün ense köküne güzel bir tokad-ı osmanî yandı siddetiyle yanılışlığın üşüyen elleri İndi yeryüzüne köşeli bir gülümsemenin buruşukluğu sardı dört bir yanı sessiz bir sis uzun uzun baktı parmakları kafasında dolasan o donuk ve sönük mimikli hayali kahraman Daldı telaşına akşamın, eve dönüşlerin ayak seslerine ve bir de kızıllıgına Haşim’in bir de uğultusu […]
ÇOCUK – Mehmet ÖZDEN
Cesaretini göğsüne takıp Alabildiğine koşuyordu çocuk. Cebinde cakası hazır, Jilet gibi saçları vardı Geriye atılan, Geriye doğru sallanan. Fiyakalıydı Bir kabadayıyı andıran. Avucunda bir tutam sevda, Kalbinden bir tutam parça Rüzgarı arkasına takıyordu. Sevdiğine satacaktı onu Yok pahasına hem de. Rağbet görmezse Çıkarıp cebindeki cakasını, Caka satacaktı etrafa. Kolları iki yana açık Ağırdan gidecekti oracıktan. […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar