1906 yılında Mustafa Kemal, Suriye’de kurduğu Vatan ve Hürriyet Cemiyetinin faaliyetlerini Rumeli’ye taşımak amacıyla gizlice Selânik’e geçti. Güvendiği arkadaşlarını, Selânik Askerî Rüştiyesi öğretmenlerinden Hakkı Baha (Pars)’ın evinde topladı.
O gece yaptığı konuşma, yalnızca küçük bir cemiyetin kuruluş bildirisi değil; aynı zamanda ileride Millî Mücadele’ye uzanacak fikrî yolun ilk işaretlerinden biri oldu.
Mustafa Kemal, arkadaşlarına şöyle seslendi:
“Arkadaşlar…
Bu gece sizi burada toplamaktaki maksadım, memleketimizin içine düştüğü vahim durumu birlikte değerlendirmektir. İçinde bulunduğumuz tehlikeyi anlatmaya gerek yoktur; hepiniz bunu görmektesiniz.
Bugün Makedonya’yı ve bütün Rumeli’yi vatan bütününden koparmak isteyen kuvvetler faaliyet halindedir. Devlet, yabancı devletlerin siyasî baskısı altına girmiştir. Millet, istibdadın karanlığında ezilmektedir.
Hürriyet olmayan bir memlekette ne hayat vardır ne de gelecek… İlerlemenin ve kurtuluşun anası hürriyettir.
Ben Suriye’de Vatan ve Hürriyet adını verdiğimiz gizli bir cemiyet kurdum. Maksadımız istibdat idaresine karşı mücadele etmek ve milleti yeniden kendi kaderinin sahibi yapmaktır.
Şimdi bu teşkilâtın Selânik’teki temelini atmaya geldim. İlk günlerde gizlilik içinde çalışacağız. Sizlerden fedakârlık bekliyorum.
Çürümüş bu idare ancak millet iradesine dayanan bir hareketle değiştirilebilir. Vatanı kurtarmak, milleti hâkim kılmak ve hürriyeti gerçekleştirmek için sizleri göreve çağırıyorum.”
Odanın içine derin bir sessizlik çöktü. Lambanın titrek ışığı altında Mustafa Kemal’in sözleri herkesin zihninde yankılanıyordu.
Sessizliği ilk bozan Ömer Naci oldu. Ayağa kalktı ve heyecanla şöyle dedi:
“Mustafa Kemal! Arkandayız. Seni takip edeceğiz. Ölüm, cellâtlar ve işkenceler bile bizi bu yoldan döndüremeyecektir. Hürriyet verilmez; alınır. Zulüm altında inleyen bu milleti kurtaracağız. Yaşasın hürriyet!”
Bu sözler üzerine Mustafa Kemal yeniden konuştu:
“Arkadaşlar…
Bizden önce de birçok teşebbüs yapıldı. Fakat teşkilâtsız oldukları için başarıya ulaşamadılar.
Biz sağlam bir teşkilât kuracağız. Gün gelecek mutlaka başaracağız. Vatanı ve milleti kurtaracağız.”
Konuşmaların ardından teşkilâtın esasları görüşüldü.
Hatıratın yazarı Hüsrev Sami Kızıldoğan, o anı şöyle anlatır:
“Mustafa Kemal bana dönerek, ‘Hüsrev, tabancanı çıkar ve masanın üzerine koy. Kararımızı yeminle pekiştirelim.’ dedi.
Browning tabancamı masanın üzerine bıraktım. Hepimiz ellerimizi tabancanın üzerine koyduk ve ömrümüzün sonuna kadar bu kutsal dava uğrunda çalışacağımıza ant içtik.”
O gece edilen bu yemin, birkaç genç subayın gizli toplantısından ibaret değildi. Osmanlı Devleti’nin son yıllarında hürriyet fikrini örgütlü bir harekete dönüştüren ilk adımlardan biri olarak tarihe geçti. Vatan ve Hürriyet Cemiyeti daha sonra İttihat ve Terakki ile birleşecek; Mustafa Kemal ise yıllar sonra Millî Mücadele’nin önderi olarak aynı temel ilkeyi tekrar dile getirecekti:
“Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
Kaynakça
- Hüsrev Sami Kızıldoğan, “Vatan ve Hürriyet: İttihat ve Terakki”, Belleten, Cilt I, Sayı 3–4, Atatürk Araştırma Merkezi, s. 619–655.
- Nutuk
- Hakkı Baha Pars
- Ömer Naci
- Vatan ve Hürriyet Cemiyeti












Bir cevap yazın