ÖYKÜ 715
Söylesene Barones – Nergiz Eren Pehlivan
Akşamüstü eve dönerken, akordu tutmayan tuşların arasına sıkışmış çocukluk hayalimin sesi çalındı kulağıma. Durdum, sesin geldiği yöne baktım. Estetikten yoksun kaba saba, gri, sözde kentsel dönüşmüş binaların arasında zarafetiyle dimdik duran Yeşil Bahar İlkokulunun pencerelerinden mahalleye yayılan sesi, Baronesin sesini duydum. Oturduğumuz apartmanın giriş katındaki piyano öğretmeni ve onun konservatuara giden kızı sayesinde hayatımıza girmiştin. […]
Cani Can – Erdem Kıralı
Ben Can. Yıllar öncesi kimliğimin ve her şeyin aniden sahte bir kimlikle değiştirildiğini hissetmiştim. O gün ben Kemal olmaya karar vermiştim. Esasında hep Kemal’dim. Can komşunun oğlunun ismiydi. Anne babası kıymıştılar ona. Bir ben görmüştüm. Nadide bir Çin vazosunu kırmıştı Can evde top oynarken. Çocuğu kovmuştular evden, teyzesi geri getirmişti. Çocuk topal değildi ama çok […]
Özlem Kurbanlık Koyun – Gökçe Çiçek Gönülaçar
Saatin alarmı acı acı çalıyor. Telefon çalar acı acı. Kapı zili de çalabilir öyle. Ama alarm? Alarm hiç acı acı çalar mı yahu? Yattığı yerden saate okkalı bir Osmanlı tokatı yapıştırıyor Özlem. Saat susuyor. Kalkmak istemiyor hiç canı. Sabah insanı değil ki o. Yumuşak battaniyenin kanatlarının altında biraz daha zaman istiyor sadece.On dönüm bostan yan […]
Kırmızı Fular – Selahattin Anatürk
Ilık yağmur damlalarının bedenimizden süzülerek kendine yol bulduğu bir akşamüstü, parmaklarımızın ucunda dans ede ede yürüyorduk. Nisan yağmurları aşk şarabı olmuş başımızı döndürüyordu. Denizyıldızlarını toplamak için eğiliyorduk arada bir. Bir de ayak parmaklarımızın arasına kaçan kum tanelerini silkelemek için. Yapıştıkça çıkmak bilmiyorlardı. Olsun, uğraşması bile güzeldi. Gözlerim onun gözlerinde kaybolup gidiyordu. Ufak bir kum tanesine […]
Defter – Lale Sanem Şekercioğlu
23 Mart 2013 Yine aynı hisler sardı içimi. Hani bazen bir anı canlanır ya zihninizde, hiç yoktan, öylesine, alakasız. Bende bu aralar hep aynı sahne canlanıyor sebepsiz. Sekiz, dokuz yaşlarında annemle birlikte ev gezmesine gittiğimiz bir yaz günü. Deniz kıyısında bir taş evin balkonunda, büyük büyük teyzeler çay içerken ben de bacaklarımı sallaya sallaya oturuyorum. […]
Kimseye Konulmayan Ad – Muratbay Nizanov – Çev: Janabaev Azizbek
Yılbaşının ilk günüydü. Dün gece yeni yılı karşılamak için geç yattığımız için sabah saat on bire kadar uyumuştuk. Üstümde duran telefonun sesiyle uyandım. Enstitüde okuyan bir arkadaşım olan Dosbergen arıyordu. Henüz selamlaşmadan “Çabuk eve gel”, – dedi. -Evet, ne oldu? -Haber var. -Dinliyorum seni, söyle bana. -Hayır, geldiğinde duyacaksın. Elimi yüzümü yarım yamalak yıkayıp hemen […]
Yetmişler Vesaire – Osman Akyol
Yıl 1978… Yer Taksim Sıraselviler’de bir gece kulübü… İktisat Fakültesi son sınıf öğrencisiyim ve alttan kaç dersim var hatırlamıyorum. Öğrencisi olduğum İstanbul Üniversitesi’nin o tarihi ana kapısından en son ne zaman girdim, hatta onu da hatırlamıyorum. İstanbul’un da İstanbul olduğu yıllar… Mega projeler ve beton yığınlarına “kent” diyen bir iktidar yok henüz ve tarihi dokusu, […]
Tablo – Ahmet Öğünç
“Duygular hiç bir zaman kaybolmaz, kokmaz ve çürümez. Günü geldiğinde asli yerine döner…” Duygu yorgunluğu yaşıyorum. O kadar çok hissiyatım var ki hafızama sığmaz oldu. Artık kaçak bir kat çıkmaya karar verdim. Hangi kaçak bina dikene ilgili kurum savaş açmış? Bilen var mı? İşin içine sıkışan para çözüyor tüm sorunları. Param var, bunlar benim için […]
Koronalı Kazlar – Cihangir Boz
Çin’ in Vuhan kentinde gelen garip garip haberlerin, evlerin balkonundan ciyak ciyak bağırmaların, ağızlarda, maskeler , bom boş sokaklar henüz alışık olmadığımız tuhaflıkların ve ilkbaharın ilk günleri.. Kışın kaz pahalı olduğundan şimdiden on tane yavrusunu alıp büyütmek daha iktisatlı olur diye düşündüm. Sarı Sarı ,bıcır bıcır on tane civciv aldım. O kadar sevimli o […]
Gak – Hüseyin Kılıç
On beş yaşındaydım. Yatılı okulu kazanmıştım. Daha mahalleden çıkmadan başka şehre okumaya gidecektim. Bu da demek oluyordu ki artık adam olacaktım. Bizimkiler biraz mırın kırın etse de karşılarındaki adamın iradesine bir şey diyememişlerdi. Tabii altı çocuğu birden okutmanın zorluğu da babamın bu kararımı saygıyla karşılamasına yardımcı olmuştu. Kayıt günü babamın okul müdüründen aldığı yol tarifini […]
Bulunmayı Bekleyen Bir Yerlerde – Azra Alper
Neye başladığını bilmiyordu. Ne yaptığını da bilmiyordu, ilhamını kaybetmişti – ya da dur -kaybetmemişti ki, hiç olmamıştı bile. Sahip değildi. Bunlara rağmen çamaşırları katladı, çöpleri dışarı çıkardı, eviyeyi temizledi. Biraz dinlenmek istediğinden televizyonu açtı, kanalları teker teker zapladı. Kafasına göre bir şey bulamadı. Rastgele bir haber kanalını açtı, izlemeye koyuldu. Spikeri süzdü yavaşça; saçlarının kıvrımına […]
Apartman Aşkı – Kübra Erbayrakçı
Apartman boşluğunda oturmuş, geçmişini sorguladığı ve nedenlere boğulduğu, yalnız en çok da mutsuz olduğu GÜNEŞ apartmanında kapıcı rolünde bir rol oynuyordu Ohannes. Kat 3’den bağıracaklar, kat 1’in derdi hiç bitmeyecek, kat 6’da oturan Semiha Hanımın: “Asansörü Temizledin mi?” bağrıntısı duyulacaktı şimdi. Her gün istisnasız aynı şeyler oluyordu. Ekmek al, süt al… Apartmanda oturanlara hizmet edilmesi […]
Seyahat – Rakibe Külcür
Oturduğu muşamba tipi koltukların soğuk yüzeyinden ürperdi bir an. Yanında ve karşısında kimse yoktu. Bu dörtlü koltukları çok severdi. Ortada bulunan masaya not defteri, kitap ve suyunu koyar, zaman zaman notlar alır, bol bol kitap okuyarak, arada sırada geçmişe dönerek, kendisini dışardan seyreden ikinci bir kişi gibi hayatını gözden geçirir, kendine çizdiği hedefler skalasında hangi […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar