ÖYKÜ 715
GELAAVİ – FATOŞ BAT
Çocukken her yaz memlekete (Bingöl) giderdik. Gider gitmez de hemen uyum sağlardık çünküyaşıtlarımız fazlaydı ve neredeyse her gün bir plan yapar, günün çoğunu dışarda geçirirdik. Sabahlarımesela, hava aydınlanmadan kadın ve erkeklerin uyanıp yola çıkması ve dik yokuşlardan belinitutarak, sohbet ede ede, bazen yörenin şarkılarını söyleyerek; kömeye yani ahıra, gitmek için kocadağlara çıktıklarını dedemlerin taş evi […]
DOKTORUN KIZI – EVRİM AYBAR
Elimden tutan bir dev; güvendiğim şeylerin toplamı. Sevginin de, korkunun da kendinde birleştiğikutsal baba. “Acilden girelim. Şimdi diğer kapılar daha kalabalıktır.” diyor. “Sakın bırakma elimi.”Ben onun uzantısıyım artık. Sedyede yatan kafası kanlar içinde bir adam geçiyor yanımdan, solukmavi bir pijama giymiş, etrafında telaşlı bir kalabalık var. Adamla gözlerimiz kilitleniyor bir an ya dabana öyle geliyor. […]
SON KEZ – SELAHATTİN ANATÜRK
Hırkasının kocaman ceplerine dut kurusu doldurmuş arada bir ağzına atıyor. Azı dişleriçürümüş olacak ki çiğnerken canının acısı yüzünden okunuyor. Diliyle dişlerinin arasınıyokluyor, kıyı bucak. Yetmiyor, işaret parmağıyla damağından sıyırdıklarını hırkasınınyanlarına siliyor. Koyu kahverengi bir çizgi yol alıyor böğründe. Gözü dışarıda. Rüzgârınuğultusu arttıkça cama bedenini iyice yaslıyor. Gözlerini kısıp uzaklara bakıyor. Dinliyor.Rüzgâra sarılmak istercesine kollarını iyice […]
ZAMANIN ŞARKISI VE SAAT SENFONİLERİ – ESRA SÖNMEZ
Apartmanın eski basamaklarını en az onlar kadar eski postallar tırmandı önce, sonra onların sahibiHaslet göründü. Dairesinin önüne gelince ahşap kapıyı anahtarlarıyla çarçabuk açtı. “Vakit yok,” dedifısıldar gibi. Toz toprak içindeki postallarını çıkarmadı bile. Kilimi incelmiş holü rüzgâr gibi geçti veodasına girer girmez sırtından kabanını, başından kulaklı kasketini sıyırmadan, tamirini ancak düngece bitirebildiği çantalı pikabının başına […]
ÇOCUKLARIN VE DELİLERİN HATIRINA DÖNEN DÜNYADA-HATİCE KAVAL
Derin yürek yaraları şeklinde ortak noktalarımız var, eksikliklerimiz var. Sonu gelmeyen birsavaşı sürdüren büyük bir aileyiz. Bu savaştan kaçmak için o da uykuya sığınmayı tercihetmişti. Unutmak iyi geliyordu, uykuda olanlar o âlemin içinden uzaklaştığı anda hiçolmamışçasına unutuluyordu ne de olsa… Öyle miydi gerçekte? Yoksa o da şehir hayatınınkarmaşasında çoğu insanın yaptığı gibi bir yanılsamanın içine […]
PARŞÖMEN – ZEYNEP ARYAMAN
Bir kış akşamıydı.Eski evlerden birinde, şöminenin başına kurulmuştu yaşlı bir adam. Büyük bir dikkatle elindeki kitaplarıinceliyordu. İçeriden genç kadının sesi duyuldu: “Çatalları masaya götür Nehir, börek pişmek üzere.”Salondan içeri genç bir kız girdi. Nehir’in süt beyazı teni salondaki sarı ışığın altında onu soluk gösteriyordu.Beline kadar uzanan kumral saçlarını yüzünden çekerken masaya yaklaştı. Elinde tuttuğu çatal […]
KARANLIKTA KAHKALAR -AHMET MUHAMMET ÇAKAR
Pencerenin kenarında bulunan çiçekler henüz solmuşa benzemiyordu. Toprağın kuruluğu ve dibinedökülen kurumuş yapraklar bunun göstergesiydi. Köşede bulunan masanın üzerindeki toz katmanıoradan bile seçilebiliyordu. Tavandan örümcek ağları uzanıyor, evin içinde hareket ettikçe uçuşantozlar kapalı perdenin arasından sızan günün son ışığında havada süzülürken görülebiliyordu. Evinkokusu hiç değişmemişti, yalnızca fazla rahatsız etmeyen ekşi bir rutubet kokusuyla ara ara […]
Yaşarken aşk mı değdi sana? – Berra Eser
Kütlesinin dünyanın yanında zerre kadar değeri olmayan bir insan nasıl değiştirebilir koca dünyayı diye kafa yormasıyla başlamıştı her şey. Dünyayı değiştiremez belki ama o küçücük insan kendisi gibi küçük birisinin dünyasını değiştirebilir ihtimaline varmıştı kendi kendine. Hemen hemen çoğu insana uğrayabilecek bir değişim ihtimali. Bardağı tutuşuna, suyu içişine, gözünü ilk açtığı an hangi duygulara sahip […]
KAÇIŞ – Oğuzhan Şahin
Güneş yeni doğarken perdeden gözünü yavaşça araladığında odanın içindekelimelere gelirsin. Karşında beyaz duvarın ortasına asılı ve ekranın üzerindeki saat onikiyi on geçerken sarı koltukların paralel dizilişi- bir tanesi yerinde ama diğeri yerinebir yatak ve pek çok ilaç var senin yattığın- ortalarında kalan masanın üstündeki 60yıllık dediğin ölüme meydan okurcasına fotoğrafa götürdü seni ve fotoğrafıngöremediğin yüzlerinin […]
AŞK-I DERUN-Sude YENİN
Geçenlerde bir söze rastladım, ‘’sensedim’’ diye. ‘’ Eski Türkçede, ‘’sana hasret kaldım, seniözledim, sensiz kaldım’’ anlamlarına gelirmiş. Hatta bazıları, ‘’susamak gibi’’ benzetmesinikullanmış bu söz için. Bu sözü gördüğüm an aklıma sen geldin sevdiğim. Bilmem bilir misin,böyle tek kelimeden oluşan, ama hiçbir kalıba sığmayan, aşkın en yalın hâlinin anlatıldığıkelimeleri? Susamaya benzetilmiş, çünkü aşkın ta kendisidir ihtiyaç. […]
Hüzün Mavisi – Hatice Dökmen
(6-7 Eylül anısına) “Her günbatımı güzeldir ama Bodrum’un günbatımı ayrı bir güzeldir,” derdi. İstanbul’un keşmekeşinden kaçıp kendini yeşille mavinin birleştiği Gümüşlük’teki yazlığına atalı yıllar olmuştu. Yakında yetmişli yaşları da mazide bırakacaktı ama beyaz tenindeki çocuksu gülüşleri, ışık saçan sıcacık bakışlarıyla yaşından çok daha genç görünüyordu. Tiryakisi olduğu sigarayla alkol bile yüzündeki çizgilerine çok değememiş, gözlerinin […]
Ekmek Kavgası – Gökhan Elma
Ah şu hayat telaşı! Ta 15’indeyken gelip bulmuştu Kemal’i. Bazen sitem etmiyor değildi babasına; ne vardı bırakıp gidecek? Çocukluk yıllarını anımsadı bir an. Yaşıtları sokaklarda koştururken, onun daima bir telaşı vardı; ekmek telaşı… Nasıl olmasındı ki? Babası ansızın gelen bir kalp kriziyle bütün yükü onun üzerine yükleyip çekip gitmişti… Her şeye rağmen dik durmalıydı Kemal. […]
Aşkın X’si – Kübra Erbayrakçı
Yüreğim alev topuna dönüşmüştü. Yanıyordum. İçim paramparça olmuş, hayatın anlamını kafamdan tartmaya başlarken, karşıma ummadığım anda o çıkıverdi. Gözlüklü, tabiri caizse kel, yumuşak sesli, sözüm ona hoş biriydi. Hayatımdan umudu kestiğim anda beni bulmuştu. Bir de gözlerinin rengi vardı ki, kalbimden bir şeylerin kopmasına neden olmuştu. Sesim o saniyede çıkmadı, ses tellerim bir süre çalışmadı. […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar