Gönülden Gönüle Bir Yol
Değerli arkadaşlarımı, canlarımı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Mezhep ve meşrep ayrımlarını temel almadan, gönülden gönüle bir yol arayan; insan-ı kâmil olma yolunda yürüyen güzel insanlar… Sözüm sizlere.
Aranızda olmak benim için dünyanın bir nimeti, büyük bir mutluluktur. Çok yönlü bakabilen, ötekileştirmek yerine birlikte yaşamayı benimseyen, çoğul düşünceye değer veren insanlarla buluşmak ne güzeldir!
Çoklukta birliği, insanlıkta kardeşliği, barışta aklı ve sağduyuyu arayan; hayatı yalnızca ak ve kara olarak görmeyen canlarla bir arada olmak ne büyük bir sevinçtir, ya Rabbim!
Ayrıştırmanın Sınırı, Bütünün Çağrısı
İnsanları katı kalıplara ayırmaya çalışanlara sormak gerekir: Nereye kadar bölecek, nereye kadar ayrıştıracağız? Parçalara ayırmak, hayatı bütünüyle anlamamızı sağlar mı? Yoksa bazen bütünü görmemizi daha da mı zorlaştırır?
Hayat, alıştığımız tanımlara her zaman sığmaz. Birbirinin karşıtı sandığımız durumlar, kimi zaman aynı bütünün farklı yüzleri olarak karşımıza çıkar.
Kuantum dünyasını burada bir benzetme olarak düşünebiliriz: Gündelik sezgilerimizin ötesinde bir gerçeklik ihtimali, bizi bildiklerimizin sınırlarını sorgulamaya çağırır. Ancak bu benzetme, “Dalga yokluktur, madde varlıktır” demek ya da metafizik düşünceleri bilimle kanıtlamak anlamına gelmez.
Asıl mesele, bildiğimizi sandıklarımız karşısında biraz daha alçakgönüllü olabilmektir. İhtimallerin birbirine açıldığı, olasılıkların iç içe geçtiği bir dünyada yaşadığımızı idrak etmek çok önemlidir. Hayatı tek bir bakışa, insanı tek bir tanıma hapsetmemek gerekir.
Arz Hepimizin, Türküler Hepimizin
Değişmez sandığımız birçok kavramı, tanımı ve değer yargısını yeniden düşünmeye ihtiyacımız vardır. Fakat bütün bu sorgulamaların ortasında ortak bir gerçeğimiz bulunur: Doğa, yani arz, hepimize lazımdır.
İnsanlık türküleri temiz havada, yaşanabilir bir doğada söylensin. Türküler tükenmesin; hep, ama hep söylensin. Temennim budur.
Söylensin; fakat herkes kendi sesini de dinlesin. Kendini okusun, kendi gönlüne eğilsin. Çünkü insan, kendini duymayı öğrendikçe başkasının sesine de kulak verebilir.
İnsanın Işığı, Elinin İyiliğidir
Gönül dilimizle söylersek dünya, Hakk’ın ilmiyle bütüne hizmet eder. Her varlık, bu bütün içinde bir görev taşır. Kerîm’in kaydı bütün insanlığındır. Korunup gözetilenler için bir levha, bir kapı olur; geçişe ve yola imkân açar.
Erdiğimiz en yüce ışık, elimizin iyiliğe uzanan gücünde karşılık bulur. Eren, görevini yapar; bildiğini yaşayışına taşır. Fakat henüz ermemiş olana “Gözü kördür” diyemeyiz. Kimsenin yolculuğunu küçümseyemeyiz.
İnsan, ermeden kelâma vardığında çoğu kez kendini kendinden dinler. Erdiğinde ise bütüne yönelir; kaynağa kulak verir, hemdem olur.
Sözün Ötesinde: Hemdem Olmak
Hemdem olanın her zaman kelâma ihtiyacı yoktur. Bazen bir bakış, sözcüklerin anlatamadığını söyler. Çünkü o anda yakınlık başlamış, gönül gönle değmiştir. Bütünleşme, sözün ötesinde bir hâle dönüşmüştür.
Tamdır… Tamdır… Tamdır…
Cümlemizin erkânı bir, yolu birdir; Mevlâ’m bir nurdan yaratmıştır canları.
Allah sizinle, hepimizle olsun.
Âmin.












Bir cevap yazın