ÖYKÜ 715
OTOBÜS AŞKI – EVRİM İNCİ
Başını otobüsün camına dayamış yağmurun yağışını izliyordu. Yaklaşık bir saat önce içtiğibiraların etkisi kendisini göstermeye başlamış, yağmurlu ve loş ışıklı otobüs yolculuğu zor biryarışa dönüşmeye başlamıştı. Başka şeyler düşünerek bu yarışı kazanmanın hesaplarınıyapıyordu. Eve gidecek, eve girdiği gibi tuvalete gidecek, sonra kedisini besleyecek, belkibiraz sevecek ve sonra kendisini yatağa atacaktı. En azından öyle planlıyordu.Otobüs durakta […]
NYU YORK'TA LANET – HABİL YAŞAR
(bu hikaye gerçekliğe dayanmıyor) CCNin verdiyi bilgiye esasen bu gece de Christopher StreetdəBartel isimli 23 yaşlı oğlan evinde ölü bulundu. Kurşun onundüz alnının ortasına nişanlanıb. En ilginç olanı, yüksekteknolojili kameraların kurulu olduğu bu binada hiç bir yabançıgörünmüyor. Bundan önce de henüz belirsiz kalan bir kaç böylecinayet olayı gerçekleşmiştir.Nelsonun bu haberden oldukca sarsıldığı yüzündenbiliniyordu. Sıfatı bir […]
BAYAN LEVİ- ZEYNEP YÜCETAŞ
Alarmı ısrarla çalan saati el yordamıyla bulup susturdu. Yine sabah olmuştu işte. Bedeniniyataktan zorla söküp çıkardı; ilk işi sert bir Türk kahvesi yapıp hızlıca içmek oldu. Aynıtempoda duşunu aldı, giyindi, koşar adım çıktı evden.Aceleci olmak onun için artık olağan bir haldi… Bir yere yetişmesi gerekmese de yavaşyürüyemezdi… ‘Durmanın imkansızlaştığı’ bir çağın çocuğu olarak hızlı adımları […]
AYAKKABININ TEKİ – ŞEHNAZ İŞERİ
“Halil pabucu yarım çık dışarıya oynayalım” diye sesleniyorum şubattan beri ablanın babasınaama beni bir türlü duymuyor. Ablanın babasının ön verandalarından Koca Köpek tarafından kaçırılıpbir süre gönül eğlendirdikten sonra yukarıya çıkan yolun siteye pek de uzak olmayan sağ tarafınabırakıverdiği siyah renkli sağ ayakkabısının tekiyim.Deriden imal edilmişim, altım lastik 42 numarayım. Ablanın babasıyla uzun yıllardır birlikteolduğumuzdan birbirimize […]
TÜM MESELE İKİ TEKERDE – GAMZE ERHAN
Telefonu az önce kapattım. Aslında hiç açmak istememiştim. Annemin ağlamaklınotalarına ara verip gelmiştim tatile. Rüzgârın az ötedeki çay ocağından getirdiği Karadeniztınıları kadar yakın yedi yüz km ötedeki evimizin salonu. Şimdi koltuğunda oturmuş, yer yersararmış dantel örtünün kapladığı sehpa üzerinde kahvesi, dizinde eskilerden kalma, kapağıçevrilmekten eprimiş fotoğraf albümü. Geçmişte ne de çok hata yapılmış öyle. Nehaksızlıklara […]
ÖLÜM SEREMONİSİ – FATOŞ BAT
Taze bir bahar gününün ilk ışıklarında ölümün, soğuk ve ürkütücü nefesini unutarak uyandı, Kayopça.Zaman, özgürlük şarkılarını söyleyen penceresindeki kuştu artık. Bir süredir bu hisle uyanmayıarzuluyordu. Sakin, gürültüsüz, bütün gereksiz telaşların, hırçın bir ırmaktan akıp gidercesine müşfikbir istekti bu. Ve o gün gelip çatmıştı işte! Artık hayatın tadına varacak, geri kalan ömrünü huzuriçinde geçirecekti. Hayat onun […]
ANILARLA YÜZLEŞMEK – AYSUN ULUTÜRK
Nisan’ın babaannesi aralarından ayrılalı on dört ay, yirmi üç gün geçmişti. Geçen onca günerağmen ardında bıraktığı eve henüz gidememişti. Kim bilir, belki de Nisan çocukluk anılarıyla,babaannesinin yokluğuyla yüzleşmek istemiyordu. Erteledikçe erteliyordu bu yüzleşmeyi. Birgün aniden kahvaltı sofrasından bir hışımla ayağa kalktı.‘Baba ben gidiyorum.’‘Nereye?’ dedi babası şaşkın gözlerle.‘Babaannemin evine. Görmeye hazırım orayı.’ Ama sesi titreyerek çıkıyordu. […]
GEVEZE – GURUR ÇAĞATAY İPEK
Kışa hazırlanıyorduk. Bulanık arzuların dinginleştiği, kurak ülkülerin balçıklaşmıştoprağına serin, beyaz bir örtünün serileceği o kasvetli mevsime… Rüzgârı suçlamak haksızlıkolur, ama yine de sığınacak bir köşe arıyor insan ve ben de çayhaneye sığınıyordum, bundanne çıkar?Çayhanenin çalışanıyla gide gele ahbap olduk haliyle. Mesleğimi sorguladığında ‘yazarlıköğrencisi’ yalanını kıvırıverdim hemen. Saf bir yalan değildi tabii ki, görünürde epey birzamandır […]
KOMŞU ZİYARETİ – NECATİ ŞENER
Kapı çaldı. Evin hanımı gelenleri karşılayıp salona buyur etti. “Hoş geldin”ziyaretinde bulunanlar üst kattakilerdi. Ne zamandır sözü edilen “geleceğiz” faslı nihayet sonbuldu. Kadınlar kendi aralarında, erkekler kendi aralarında tokalaştı. Gelen misafirin üç aylıkbebeği de olunca tokalaşma faslından sonra bebek sevildi. Cicilerine iltifatlar, yanaklarınailtifatlar bir zaman sürdü. Herkes oturacağı yere oturdu, yerleşti. “Geleceğiz” deyip de birzaman […]
OYUNCAK – OĞUZCAN ERTÜRK
Lunaparkın önünde uzayan, her çocuğun bir kez olsun içeri girip görmek isteyeceğive orada herhangi bir şeye sahip olamayacağını anladıklarında iştahlarının kabarıpboğazlarına boğum boğum düğümleneceği, renk cümbüşü oyuncakçı sıraları yanyana, bütün pırıltılarını sergiliyorlardı.O da oyuncakların cazibesine kapılarak, ardında sürüklediği anne ve babasını,kalabalığın içine soktu. Lunaparkın eğlenceli ve devasa dünyası yerini kolayca,minyatür bir başka dünyaya bıraktı. Dokunmayı […]
ECZA DOLABINDAKİ YENİ KOMŞU – ŞEHNAZ İŞERİ
Bakmayın öyle ufak tefek olduğuma koskoca mideyi koruyorum. Dün gece geç saatlerdeablamız bizi şeffaf açık sarı pastane poşetinden aldı aynalı büyük beyaz ahşap dikdörtgenler prizmasışeklindeki dolaba yerleştirdi. Beni ve ablamızın çatlak ayak parmağının ağrısını gidermesindekullanılan iki ağrı kesici kutusunu. Ördeklerin koliden kümese geçmesi gibi desem bu içindebulunduğumuz durumu ifade de yetersiz kalır. Mütevazi bir apartman […]
AYNADAKİ GÖLGE – EMİR ERGUN
“Kişi aydınlık figürleri hayal ederek aydınlanmaz ama karanlığı bilinçli yaparak aydınlanabilir.” – Carl Jung Çoğu insan, “persona”sını korumak ister. O ise maskesinden sıyrılmak ve “gölge”sini açığa çıkartmak istiyordu. Bazı cümleler karşısında verilen kalıplaşmış cevaplar gibi, birçok davranışı da otomatikti. Kuralcı, ahlaklı, uyumlu olduğu ölçüde insan, mutlaka belli kazançlar sağlıyordu. Ancak o, bu ikiyüzlülükten çok sıkılmıştı. […]
KANLI EMANET – YUSUF CEYLAN
Seslerin birbirine karıştığı gürültülü, kalabalık ve en önemlisi kalabalığın içindeki derin yalnızlıkduygusunu hissettiğim o an ve yerde masumca duran, zararsız görünen bir torpil; “eline al, bir bak, birşey olmayacak, hadi” dercesine konuşup beni istemediğim şeylere doğru tetikliyordu. Ben de güyaonunla konuşur gibi “Yapamam, korkuyorum” diyordum o an. Sessiz, alışkın olmadığım, birazürperten, tuhaf, adı konulmamış bir […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar