Ey göğün kudretini omuzlarında taşıyan,
şimşeği parmaklarında yoğuran yüce Zeus,
sesinle titrerdi dağlar,
ve denizler kabarırdı adını duyunca.
Olympos’un doruğunda otururken sen,
bulutları sürer gibi sürerdin kaderleri;
insan dediğin, bir anlık nefes,
ama senin bakışınla ölümsüz acılar öğrenirdi.
Altın saçlı şafak doğarken,
kartalın gölgene karışırdı gökyüzünde,
ve yıldırımların
geceyi yaran bir hüküm gibi inerdi toprağa.
Nice krallar diz çöktü önünde,
nice aşklar küle döndü senin ateşinle
Ey Kronos’un zincirlerini kıran kudret,
zamanı bile dizginleyen irade,
sana yakaranlar bilir:
merhametin de gazabın kadar ağırdır.
bizler…
toprağın kısacık ömürlü çocukları,
gözlerimizi göğe kaldırıp bekleriz—
bir işaret, bir gök gürültüsü,
ya da sessiz bir bağışlanma için.












Bir cevap yazın