( D: 23 Mart 1913, İstanbul)
“Mutluluğun değil; ama sevincin resmini zaman zaman yaptım. Mutluluk süreklilik gerektiren bir şey. Resim tarihinde pek de yapabilen olmadı. Korkunun, çirkinliğin, sefaletin, mutsuzluğun yapıldı da, mutluluğun hayır. Büyük sevinçler yaşadım. Evet, tekrar tekrar yaşadım. Bir ömür boyu Güzin’le yaşamak mutluluğun eşiğinde yaşamak demek. Güzin olmasaydı, çoktan yok olmuştum.”
Abidin Dino mutluluğun resmini yapmadı. Çünkü o da biliyordu ki, tek bir kare ile somutlaştırılamazdı mutluluk denen kavram…
“Acılara, korkulara, albastılara gülmek gerek.”
……
“Ölüm mü? Ne buluş!”
…….
“Pencereden bakınca şaşıyorum. İnanılır gibi değil, dışarıda sokaklarda, evlerde milyonlarca insan var. Acele ile bir yerlerden bir yere koşuyorlar. Pervasız, merdivenlerden inip çıkıyorlar koşarak. Deli mi bunlar?
Her şeyi bırakıp, dua eder gibi oldukları yerde oturup, yarasız, beresiz, sancısız olmanın mutluluğunu düşünseler günde beş dakika! Evet, oldukları yerde kaldırımlarda oturup düşünseler biraz.”
Ağrı duymamanın mutluluk olduğunu anlamak için nasıl bir acı çekmek gerektiği düşlenemez elbet. Dino bile ancak yüzyıllardır acı örneği olarak resmedilmiş, heykelleştirilmiş İsa’dan yola çıkarak tanımlayabilir bunu:
“Sancı, sancı, sancı. Çarmıha gerilsem daha fazla mı sancı duyarım? Sancının son sınırlarına ulaşmak.”
Dino acı çekerken elbet aynı yolu kendinden önce yürüyenleri anımsayacaktır, arkadaşlarını:
“Prévert’le telefonda konuşmuştum. (ölümünden bir-iki ay önce):
- Burada, dünyanın ucundayım.
Ucunda olmak dünyanın, yokluk uçurumuna yuvarlanmadan önce.
Tristan Tzara’ya rastlamıştım Saint Sulpice çeşmesi önünde. (Ölümünden bir iki ay önce):
- Ne dersin, içimizdeki yıldızlara kozmonotlar uçacaklar mı bir gün?
Kanserden öldüler ikisi de, ikisi de cigara dumanından.
Nâzım kanserden ölmedi, fakat son aylarda tekrar cigara içiyordu…”
Dino, hastaneyi, düşlerini, acılarını, eşinin şehre inişiyle kendisinin de şehre inmiş gibi oluşunu anlatıyor kitapta. Anlatıyor bize. Sızlanmıyor. Hatta kimi zaman acıyla gülümsüyor:
“Radyografi odası sanki uzay yolcularına göre donatılmış. Sırtüstü yatmış olarak beni yıldızlara mı fırlatacaklar?”
Ölüm mü? Ne Buluş! – Abidin Dino, Anı, Sel Yayıncılık












Bir cevap yazın