I. Balçığa Karılan Ten
balçığa karılan tenimle
şehrin nemli rüyasına sızıyorum.
karanlığın içinden değil —
karanlığın ta kendisinden
bir şimşek gibi doğuyorsun sen.
ışık alan son çatlağımı kapattım;
geçmişe dair ne varsa
sessizce infaz ettim.
yeter ki, sen
kendinden yola fısılda,
bir yangınla değil,
bir susuşla.
II. Fırtına Vurgunu
onardığım gemilerle geleceğim sana;
çağ yorulur, söz demlenir
senin kıyında, tuzunla.
ellerinde çiçekle inersin bozkıra —
dünyanın bütün güneşli şehirlerini
bana getirirsin bir tebessümle.
o zaman kararsız kalpler,
bir damla su olur okyanusa dökülür.
ben bilirim, kelebeksin sen —
ölüme bile zarif bir renk bırakırsın.
III. Camda Buğu, Duvarlarda Gölge
camda buğu, duvarda kırık pencere;
sayıklama ile koma arasında
bana yenilmek için gidiyorsun.
retinanda bir cam kırığı,
göğsümde sardunya sessizliği.
yaşamak kadar gerçek bir ağlayış bu:
bir ev istedik kendimize —
iki göz yalnızlık, bir perde sessizlik.
ama sen hep o uzak maviliklere
bakmayı seçtin;
gelmedi, gelmeyecek, gelmemeli.
IV. Balçığın İkrarı
insan — hep kendine doyumsuz,
dünyaya yayıldıkça karardı.
şehvetli nağmelerde boğuldu,
hırsın çamurunda taş kesildi.
ve ben, her ölüm anında
biraz daha sana benzedim.
balçığa karılan ten,
hayatın yenilenen ipine bağlandı;
tuzun acılığını emdi tenim,
gözlerinde yeşil, sağır bir boşluğa uyandı.
bitmeden öp karanlığı —
bitse bu şiir.










Bir cevap yazın