Ruhun ve kalbin en asil duruşudur MERHAMET 🕊
Karanlığın içinde ışık olabilmektir mesela …
Siyah ve gri güvercinlerin oluşturduğu kalabalığın tam ortasında parlayan beyaz bir güvercin gibi . Etrafımızda kötülük -kötüler ne kadar yaygın ve karanlık olursa olsun, kalbimizin özündeki saflığı ve iyiliği koruma kararlılığına sahip olmaktır. Kötülüğe kötülükle karşılık vermemek, dış dünyanın kirlenmesine rağmen iç dünyamızdaki
(fıtrî) duruluğu muhafaza etmektir.
Merhamet bir pasiflik değil, eylemdir mesela …
Çünkü merhameti elden bırakmamak kalbin amelidir. Merhamet sadece hissetmekten ibaret değildir, vicdanın, ahlakın ve iyiliğin kalbimizdeki somut bir tezahürüdür. Bir duruş ve cesur bir eylem dir aslında…
Merhamet , Ahlakın ilahî boyutudur mesela…
İnsanın Er-Rahîm sıfatıyla ahlaklanması, merhameti sadece hak edene veya kolay olana değil ,bir yaşam ilkesi ve kalbin doğası olarak her koşulda sunabilmesidir.
Dış dünyda olan biten tüm çirkinliğe rağmen içteki güzelliği sürdürebilmek ve sunabilmek, insanın kendi manevi derinliğiyle kurduğu bağın bir göstergesidir aynı zamanda.
Ve Annem gülüm sultanımın o bilgece kelamı seslenir hep bana :
—”Ne olursa olsun sen iyilik tarafını tut, kaybetmezsin”—
Şimdi 35 yaşımın getirdiği derin muhasebe penceresinden baktığımda soruyorum kendime ve cevaplıyorum…
Onca şeylere rağmen neyi kaybetmeyecekti kalbim ve kaybetmedi de…
__Kalbin Allah’a bakan yüzünü kaybetmemek.
Herkese ve her olan bitene rağmen
hep Ona dönmeyi bilmek !
Ah Ruhu Rabbime sonsuz şükranım 🕊 derim ya yazılarımda ” Ana gibi Analar evladın Allah’a bakan yüzüdüdür .”
Bir annenin evladına bıraktığı en büyük miras, ona sadece dünyada nasıl yaşayacağını değil, kalbini nereye döneceğini öğretmesidir.
Kalbin iyilik* tarafını tutması !
Kalbin Allah’ın ahlakından vazgeçmemesi, Ruhun ,Allah’a verdiği S’Özden dönmemesiydi….
Sadık kalabilmek, hayatın kırıcı ve yıpratıcı olaylarına rağmen kalbin dokusunu bozmamaktı. İyilik tarafında kalmak, insanların hak edip etmediğine bakmaksızın, kendi karakterimizin ve Rabbimize olan sözümüzün gereğini yapmak…
Merhamet Allah katında da gerçek Müminlerle ,
kal ile Müslaman Olanlar arasındaki en ince çizgi değil miydi !
Merhamet, amellerin, ibadetlerin ve söylemlerin ruhuydu. Ruhsuz bir beden nasıl canlı değilse, merhametsiz bir dindarlık da kalbe nüfuz etmemiş demekti…
Peki …
-Er Rahim olmak .
Sonuz ve tek gerçek alemde, sadece Müminlere rahmet edecek olan Allah …
O’nun hususi rahmetine ve merhametine nail olmak için, önce bu yeryüzünde O’nun merhametinin bir aynası, bir tecelli durağı kalp olmak gerekmez mi bizlere?
Dünyanın tüm yüküne, insanların tüm kırıcı tutumlarına rağmen kalbimizin Allah’a bakan yüzünü lekelemeden tutabilirsek ,hiçbir şey kaybetmeyiz ,aksine kazanılabilecek en büyük şeyi —kalbin saflığını— korumuş oluruz.
Kulluğumuzu dört dörtlük yapamasak da
kalbimizin sözünü tutmuş oluruz.
O büyük hak günde mizana ilk konulacak güzel ahlak’tır buyruluyor .
Ya Rabbi, eksik kulluğumuza ve acziyetimize rağmen kalbimizi adadığımız o iyilik ve merhamet sözünden bizi bir an olsun ayırma. Bizlerde ve dahi her bir kulunda ayrı ayrı bulunan ” O” güzel ahlakları hürmetine onları ve bizi hususi Merhametinle müjdelediğin kullarından eyle.
🕊✍️Büşra Yurtsever #merhamet #yazar #psikolog #compassion #maneviyatpsikolojisi












Bir cevap yazın