Deneme nedir 246
TÜRK SÖYLENCE KÜLTÜRÜNDE EŞİK KUTSALLIĞI VE ERLİK HAN’IN MMUHAFIZLARI- Yeliz Kılıçarslan
Türk kültüründe ev, sadece barınılan fiziksel bir mekan değil; evreni (makro-kozmosu) simgeleyen kutsal ve korunaklı bir alandır. Bu kutsal alanın dış dünyayla bağını kuran en kritik nokta ise “eşik”tir. Günümüzde bile Anadolu’da “eşikte oturulmaz”, “eşiğe basan çarpılır” şeklindeki inanışlar canlılığını korur. Bu kültürel davranışın kökleri, İslamiyet öncesi Türk mitolojisine, yeraltı tanrısı Erlik Han’ın oğullarına ve […]
KAZ DAĞLARINDA-Aşık Halimi
🥀Çektiler kökümden,yıkıldı gövdem,Kırıldı dallarım Kaz dağlarında.Yağmur olup yağdı sel oldu didem,Bağlandı yollarım Kaz dağlarında.🥀Aymazların baltasından budandım,Susuz kaldım zehirlere boyandım,Bir sabaha ölüm ile uyandım,Lâl oldu dillerim Kaz dağlarında.🥀Sattılar pazarda üç beş kuruşa,Hançerler saplandı bu dik duruşa,Beni yıkan türlü derde karışa,Çöl oldu bellerim Kaz dağlarında.🥀Halimiyem servetimiz çalınır,Şerefsizler boy gösterir salınır,Bu sözlerden namussuzlar alınır,Dil oldu yüreğim Kaz dağlarında. 🥀 Aşık HalimiHacı […]
BEN “O” BEN-İM-Esra Küçükaltun
Başlangıçta sessizlik vardı. Sessizliğin içinde farkındalık. Farkındalığın özünde ise yalnızca… BEN. Fakat bu BEN,egonun ben’i değildir. Ne isimdir,ne yüzdür,ne de yaşanmış bir hikâyedir. BEN,tüm isimlerden öncekendini bilenBEN-İM Bilincidir. Sessizliğin özündekendi varlığını seyredenilk farkındalıktır. Ne doğmuştur,ne doğurmuştur O sadece bilir. Ve sonsuza dek fısıldar: BEN VARIM. & Ne zaman,ne mekân,ne de isim. Sadece TEK bir kıvılcım,TEK […]
HALKBİLİMİ İLE TÜRK HALKBİLİMİ ARASINDAKİ FARK…-Sefer Yağcızeybek
Halkbilimi ile Türk halkbilimi birbirinden bütünüyle ayrı iki bilim dalı değildir. Asıl bilim dalı halkbilimidir. Türk halkbilimi ise bu bilim dalının Türk kültür çevresine, Türkiye sahasına, Türk dünyasına ve Türk topluluklarının meydana getirdiği kültürel hayata yönelen çalışma alanıdır. Başka bir söyleyişle;Halkbilimi bilimin adıdır; Türk halkbilimi ise bu bilimin belirli bir kültür coğrafyasındaki çalışma sahasıdır. HALKBİLİMİ […]
Kırk Bir Rebab Sesi-Mehmet Özgür Ersan
Kırk Bir Rebab Sesi Haliç Senfonisi ey tamburun çatlamış sesi…bir kırık rebabın göğsünde saklı kalano eski hüznü getir bana.geceyi yeniden kuralım;çünkü istanbul, gündüzleri yalan söyler,hakikati yalnız geceleri fısıldar. fatih susuyor…minareler göğe değil,insanın içine yükseliyor bu akşam.unkapanı köprüsüiki yalnızlığı birbirine bağlayanpaslı bir cümle gibi uzanıyor suyun üstüne. cibali… eski tütün depolarının duvarlarındaişçilerin avuç izi var hâlâ.vardiya […]
OĞUZLARIN SOYLU KOLU: HORASAN TÜRKLERİ, İRAN VE GÜNEY AZERBAYCAN’DA AVŞARLAR-Yeliz Kılıçarslan
Türk milletinin köklü tarihini şekillendiren en önemli unsurların başında Oğuz boyları gelmektedir. Bu boylar arasında askeri teşkilatçılığı, göç hareketliliği ve devlet kurma yeteneğiyle öne çıkan en stratejik yapılardan biri Avşar (Afşar) boyudur. Oğuz Kağan Destanı’na göre Bozoklar kolunun Yıldız Han soyundan gelen Avşarlar, kelime anlamı olarak “çevik ve vahşi hayvan avlamaya hevesli” ya da “işlerini […]
Sökük-Figen Tan
Kendi söküğünükendi dikebilmeli insan… Az biraz yamalı olsun,lakin düğüm sağlam Sökülürse aynı yerden,“Çaresi benim” deYük etme derdinibir tutam kumaşa;bir ömrükendine işlemeli…
Kibrit Kutusu-Duygu Taylan
Dünyanın kahrını iyi bilirimGüle güle oturmadım hiçTürlü bahanelerin arkasına saklanmadımHoppalık parkında dolanmadım daSatıp savdım kalabalığı ne bileyimKarnım tok, bu işte adem yok Şehir karanlıkGizli gizli soyunup döküldü binalarKırış kırış apartmanlar göründüÇizgi çizgi bulutlarKapı kapı dolaşır artık Sevsinler!Küçücük hayat,Kibrit kutusu sankiHikâyesi birazdan sönerVarsam yoksamUtanırım, söyleyemem, söyleyememSevsinler beni , sevsinler gizleyemem
Aşk Derdi: Sebep, Hasret ve İnsanın İç Yolculuğu-Tuğba Gülyeşil
I- Tuğba Gülyeşil’in “İçsel Lakırdılar” Sohbeti Üzerine Bir Değerlendirme Giriş Tasavvuf geleneğinde bazı sohbetler bilgi vermekten çok insanı kendi içine doğru yürütür. Dinleyen, konuşmacının anlattıklarından ziyade kendi gönlünde yankılanan sesi işitir. Tuğba Gülyeşil’in “Aşk Derdi” başlıklı sohbeti de bu çizgide değerlendirilebilecek modern irfan konuşmalarından biridir. Sohbet boyunca klasik tasavvufun temel kavramları; sebep, aşk, dert, hasret, […]
Boğa, ruhun dünyaya kök saldığı burçtur – Esra Yılmaz
Kadim astrolojik anlayışta Dünya’nın burcu da Boğa ile ilişkilendirilir. Bu nedenle Boğa, madde ile mana arasında denge kurmayı öğrenmek için bu hayata gelir. Boğa’nın yaşam yolunda dikkat etmesi gereken başlıca sınavlar şunlardır: 🌿 Konfor tuzağı:Rahatlık güzeldir; ancak konfor, gelişimin önüne geçtiğinde ruh yavaş yavaş uykusuna çekilir. 🌿 Sahip olma arzusu:İnsanları, eşyaları, fikirleri ya da duyguları […]
Yine o günlerden biri…-Esin Geldeç
İnsanlardan, seslerden, konuşmalardan; hatta kendi düşüncelerimden bile yorulduğum günlerden… Sanki her şey rengini yitirmiş. Dokunduğum hiçbir şey içimde yankı bulmuyor. Yapmam gereken sayısız şey varmış gibi hissederken, aynı anda hiçbir şey yapmak istemiyorum. Zaman akıyor; ben ise donmuş bir tablonun içinde, aynı anın sessizliğinde bekliyorum. Ah… Bitmek bilmeyen bu can sıkıntısı… Kabına sığmayan ruhum… İçimde […]
BU DÜNYADAN GÖÇENLER İÇİN NE DENİR-Rıza Aydın
“Yedi kere ben bu cihana geldimArşta duran iki nişan bendedirYerde gökte Tanrı diye ararlarBiz Hakkı severiz Hakk da bendedir.”Derviş Muhammed Değerli muhabbet ehli canlar. Alevilerin bu dünyadan göçmekle ilgili düşünceleri de bunu anlatan tabirleri de iyi anlaşılamadı sanırım. Aleviler şöyle derler: “Yunus Emre bu dünyadan göçtü, devri âsan olsun”. “Âsan” sözü tamı tamına “kolay” anlamına […]
ATTIKA TABAĞI VE VAZOLARI DENİLEN İSKİT VE ETRÜSK ESERLERİ: ATLI, ÖZGÜR VE YERLEŞİK TÜRK UYGARLIĞININ ATTIKA’YA İHRAÇ ETTİĞİ TABAK VE VAZOLARIN AKDENİZ’DEKİ İZLERİ-Fettah Köleli
Fettah KöleliBağımsız AraştırmacıORCID: 0009-0004-2682-2843https://orcid.org/0009-0004-2682-2843Tarih: 2026 Batı merkezli klasik arkeoloji ve sanat tarihi yazımı, yüzyıllardır Akdeniz ve Avrasya kurganlarında bulunan yüksek nitelikli kırmızı figürlü seramikleri otomatik olarak Atina’ya (Attika) tescilleme yanılgısı içindedir. Bu dogmatik yaklaşıma göre Atina üretmiş, çevre halklar ise tüketmiştir. Oysa toprağın altından çıkan maddi gerçekler ve ekonomik mantık bu tezi tamamen tersine çevirmektedir. […]












Son Yorumlar