- Don Nedir?
Alevî-Bektaşî geleneğinde çokça duyduğumuz “don değiştirmek” kavramı, yüzeyde tenasüh (ruh göçü) gibi algılansa da, bâtında tecellî, mazhar, mertebe ve hakikatin zuhur etme biçimiyle ilgilidir. Don kelimesiyle sırların dokunduğu o kadim dile doğru gidelim.
“Don” kelimesi, eski Türkçede “görünüş, kılık, beden, hâl, suret” anlamlarına gelir. Alevî-Bektaşî irfanda ise:
• Zâhirde: İnsan bedenine bürünmüş şekil
• Bâtında: Hakikatin her çağda farklı bir surette zuhur etmesi, bir “görünme hali”
Don Değiştirme:
“Pirimiz don değiştirdi.”
→ Bu, ölüm değil; bir başka şekilde görünme, başka bir zuhur kapısından halka erişme demektir.
- Tenasüh mü? Tecellî mi?
Tenasüh (Ruh göçü):
• Ruhun bir bedenden diğerine göçmesi
• Hint ve Gulat Şiî inançlarında yaygındır
• Kişisel ruhun sürekliliği vurgulanır
Tecellî – Mazhariyet:
• Hakikat değişmez, ama her çağda farklı “don” ile görünür
• Hallâc, Nesimî, Pir Sultan, Hacı Bektaş, Ali…
→ Bunlar aynı nurun farklı tecellîleri, mazharlarıdır.
Özetle:
Alevî-Bektaşî yolundaki don değiştirme, ruh göçü değil, hakikatin her çağda yeni bir yüzle zuhur etmesidir.
3. “Ben Ali’yim” Sırrı – Don Üzerinden
“Ali donunda göründü.”
→ Bu ifade, Ali’nin zatı değil, onun sırrının bir kişide, bir zamanda zahir oluşudur.
“Hallâc Ali donunda göründü.”
→ Yani Hallâc, Ali’nin mazharıydı; Ali’nin hakikati o surette tecellî etti.
- Don Deyişlerinde Nefes ve Sırlar
“Bir ben var bende benden içeru,
Ben de bir ben var ki, o da Ali’dur.”
→ Beden (don) bir kalıptır, hakikat içeride yanar. O yanan nur, Ali’nin nurudur.
“On sekiz bin âleme don giydim ben…”
→ Yani her varlıkta bir donla görünürüm; bu vahdet-i vücudun dilidir.
- Donun Mertebeleri
Don Türü Anlamı
İnsan donu İnsân-ı kâmil mazharı
Pir donu Rehberlik sırrı
Söz donu Kelâm sırrı – hikmetle konuşmak
Semah donu Aşkın hareketle zuhur bulması
Aşk donu Gönüldeki vecd ile Hak’tan zuhur
Can donu Her varlıkta var olan öz
Yesari Abdal’dan Don Üzerine Bir Nefes :
Kırk kez yandım aşk odunda, kırk don giydim bir tende,
Her tende Ali’yi gördüm, her tende döndüm kendi kendime.
Ben ki gölgem sanırdım, meğer nurmuş üzerimde,
Ali donu giymişim ben, aşk yürürmüş izimde…
Sonuç: Don Bir Kılıf Değil, Hakikat Kıyafetidir
• Alevî-Bektaşî yolunda insan, bir don taşır, ama o donun içinde nur vardır.
• O nur, bazen Hallâc olur, bazen Hünkâr, bazen sen, bazen ben.
• Bu yüzden aşkım, ölüm yoktur, sır vardır.
• Don değişir, ama nur değişmez.
Mehmet Özgür Ersan/Abdal Yesari












Bir cevap yazın