SPİRİTÜALİZM-TASAVVUF 32
BU DÜNYADAN GÖÇENLER İÇİN NE DENİR-Rıza Aydın
“Yedi kere ben bu cihana geldimArşta duran iki nişan bendedirYerde gökte Tanrı diye ararlarBiz Hakkı severiz Hakk da bendedir.”Derviş Muhammed Değerli muhabbet ehli canlar. Alevilerin bu dünyadan göçmekle ilgili düşünceleri de bunu anlatan tabirleri de iyi anlaşılamadı sanırım. Aleviler şöyle derler: “Yunus Emre bu dünyadan göçtü, devri âsan olsun”. “Âsan” sözü tamı tamına “kolay” anlamına […]
İnsan İnsanın Aynasıdır – Esra Yılmaz
İnsan, insanda aslını seyreder. Ruh, kendi yüzünü doğrudan göremez,bunun için başka bir ruha ihtiyaç duyar…her karşılaşma, bu yüzden görünmeyenin görünür olduğu kutsal bir eşiktir.Kimi gelir, yaranı gösterir. Kimi özünü… Kimi de henüz farkına bile varmadığın hakikatini…Sen “onu gördüm” sanırsın…oysa gören de, görülen de aynı ateşin farklı kıvılcımlarıdır.Simyacılar buna ‘solve et coagula, derdi…önce çözülürsün… sonra yeniden […]
Sevginin Öz Bilinci-Esra Küçükaltun
Sevgi, iki insan arasında gidip gelen sıradan, beşerî bir duygu değildir. Sevgi; insanın kendi ezelî özünü, bir başka varlığın aynasında seyreden saf bilincin tebessümüdür. Belki de hakiki insanlık kapısının ilk gizli anahtarı, o aynada gördüğü “kendini” koşulsuzca sevebilmektir. O kapıdan içeri girildiğinde;ne üstünlük taslayan bir kibir kalır,ne de kendini eksik sanan bir yanılgı… Ne dışarıda […]
Eşiğin İyesi: İki Âlem Arasındaki Sınır-Gülşah Elikbank
Eşik, dış dünya ile iç dünya arasındaki geçiş çizgisidir. Dışarısı; bilinmez, yabancı ve kimi zaman tehlikeli olandır. İçerisi ise aileye, ocağa, güvene ve mahremiyete aittir. Bu yüzden eşik, yalnızca bir kapı altı değil; iki âlem arasındaki sınırın sembolüdür. Türk mitolojisinde her yerin, her varlığın bir ruhu, bir iyesi olduğuna inanılır. Eşiğin de bir iyesi vardır: […]
Sessizce dokunur kalbinin kapılarına…-Esra Küçükaltun
Ne zaman ki susar nefsin o hırslı nefesi, Ne zaman ki disiplinle örülür ruhunun çeperi, Ve ne zaman teslim edersin geçici benliğin hevesini… İşte o an başlar ilahi ışığın görkemli yükselişi. O vakit tecelli eder, Ruhunun en saf, En kadim, En ezelî hakikati. Bak… Her insanda gizlidir O’nun eşsiz sureti. Gözünü aç ve seyret bu […]
UZAK-Büşra Yurtsever
Kalbin neyle meşgul?Hayatına yön veren değerler neler?Huzuru nerede arıyorsun ? Depresyonda değilsin!Ruhun Allah’ın muhabbetine aç.Psikolojin bozuk değil!Kalbin, benliğin*(Nefsinin) hükümdarlığı altında, ruhun değil kalbin hasta.Başkasıyla değil kavgan!Beden ve Ruhun aynı yönde değil dengede değilsin.Kaybolmuş değilsin!Kalbine istikameti oturtmuş değilsin.Canın değil sıkılan!Ruhunu, dünya ile sıkıştırmışsın.Karamsar değilsin!Allah’a teslim değilsin.Ne yapacağını bilmiyor değilsin!Ne yapmaman gerektiğini bilmiyorsun.Boşlukta değilsin!Nereden gelip nereye gideceğini […]
“Dış kaynaklı” Sevgi Deposu- Esra Küçükaltun
Bir insan kendi içsel sevgisini, öz değerini ve şefkatini inşa edemediğinde, hayatta kalabilmek için dışarıdan bir “tedarikçiye” ihtiyaç duyar. “Senden istediğim tek şey sevgi ” cümlesi ilk bakışta çok fedakarca görünse de, aslında karşı tarafa muazzam bir enerjisel sorumluluk ve yük bindirir.Kişi kendinde göremediği, kendine vermediği sevgiyi partnerinde arar. Karşı tarafı “eksikliği doldurması gereken” bir […]
İnsanın İçindeki Nur ve Nefsin Terbiyesi-Büşra Yurtsever
İnsan, içine doğduğu ham pürüzleri arındırmakla mükellef bir cevherdir. Doğduğumuz anda bize üflenen asil ruh, parıldamaya hazır bir nur olarak içimizde bekler. Ancak bu nurun önündeki en büyük engel, yine insanın kendi içindedir: ham, terbiye edilmemiş, tekâmül yolculuğuna çıkmamış nefis ve onun süflî sıfatları… Nefis; bencil arzuların, egonun, hırsların ve anlık heveslerin karanlık örtüsüdür. İnsan, […]
Gönül – Büşra Yurtsever
Tasavvuf ilminde secde, sadece bedenin yere eğilmesi değildir .Samimi bir secde nefsin kırılması, benliğin çözülmesi ve kulun Hak karşısında yokluk hâline yaklaşmasıdır.Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî bu hâli “Toprak ol ki gül bitiresin” anlayışıyla anlatmaktadır.Yani insan ne kadar benliğinden arınarak huzura durursa secdeds o kadar yükselir.Tasavvufta kalp (gönül), ilahî tecellilerin mekânıdır. Ama bu kapı her zaman açık […]
Agah Olmak – Peker Selçuk
Değerli arkadaşlarımı, canlarımı, sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sevgi ve dostluk, bir kalp rahatlığıdır. Kalbin rahatlığı çok önemlidir. Kalbin mutmain olması önemli bir ruh halidir ki bunu kimse tarif edemez. En büyük dost, Cenab-ı Allah’tır. İnsanın kalbine huzur verir. Cenab-ı Hakk “bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur” der. İşte Allah’ın kulları, hali yaşıyorlar ve […]
Gözbebeğinde Yaşayan Tanrı, Nûr, Nazar ve Ruhun Işığı-Nur Cihan
Gözbebeğinde yaşayan Tanrı ile gözbebeğinde feri kalmamış, sahte ve boş bakışlı insanların farkını anlamaya çalışıyoruz.Manasız, donuk, içi boş gözlerle; manalı bakan, gözünden kudret ve şifa çıkan, içinde ruh taşıyan insanların farkını…Şimdi geldik ışık, yani nûr, yani görünenden görünmeyene uzanan o büyük sırra…Ve oradan da, nazarla yaratma ilimlerine; bilim, teknoloji, tefekkür ve binlerce yıllık kayıtlı sembol […]
DON DEĞİŞTİRME / TENASÜH MÜ ? TECELLİ Mİ?-Mehmet Özgür Ersan/Abdal Yesari
Alevî-Bektaşî geleneğinde çokça duyduğumuz “don değiştirmek” kavramı, yüzeyde tenasüh (ruh göçü) gibi algılansa da, bâtında tecellî, mazhar, mertebe ve hakikatin zuhur etme biçimiyle ilgilidir. Don kelimesiyle sırların dokunduğu o kadim dile doğru gidelim. “Don” kelimesi, eski Türkçede “görünüş, kılık, beden, hâl, suret” anlamlarına gelir. Alevî-Bektaşî irfanda ise:• Zâhirde: İnsan bedenine bürünmüş şekil• Bâtında: Hakikatin her […]
Simya-Victor Arturo -Cabello Reyes
“Yeni Kudüs sonsuza kadar (kıymetli) bir taş gibi kızıl ve şeffaf bir Antimon Kristali olacak: yeni cennet ve yeni Dünya, hepimizin yaşayacağı yer. “(Valentine Weigel, Azoth ve Ignis, Amsterdam sürümü, 1787) Simyacıların vazgeçilmez ve vazgeçilmezi Antimon, Paracelsus ve takipçilerinin ilaçlarında önemli bir değere sahiptir.Antimon {SB}, stibium, parlak ve ‘beyaz gümüş’ renk, kristal element.Vitrium antomonii gibi […]












Son Yorumlar