İnsan, içine doğduğu ham pürüzleri arındırmakla mükellef bir cevherdir. Doğduğumuz anda bize üflenen asil ruh, parıldamaya hazır bir nur olarak içimizde bekler. Ancak bu nurun önündeki en büyük engel, yine insanın kendi içindedir: ham, terbiye edilmemiş, tekâmül yolculuğuna çıkmamış nefis ve onun süflî sıfatları…
Nefis; bencil arzuların, egonun, hırsların ve anlık heveslerin karanlık örtüsüdür. İnsan, kendi karanlık yönlerini yani gölgelerini eğitmedikçe; hırslarını törpülemedikçe, kaba düşünce ve davranışlarını latif olana dönüştürmedikçe, içindeki asil nurun —ahseni takvim fıtratının— üzerine kalın bir perde çeker.
Böylece insan, o nurun içinde hapsolur; dışarıya ise yalnızca karanlık, ham ve süflî yönlerini sızdırır. Çünkü olgunlaşmamış bir nefis ve bilinçle aydınlanmamış bir kalp, güzelliği ve ona dair her şeyi beslemek yerine tüketmeye yönelir.
Kişi, gölgelerini terbiye edip kendini asil fıtratıyla bütünleştirmedikçe, içindeki bilge ve yüce potansiyeli; yani özünü açığa çıkaramaz.
Velhasıl kelâm:
İnsan, kendi nefsini kontrol edemediği sürece erdemli bir ruha kavuşamaz.
✍️🌹🕊🫴
Büşra Yurtsever
Terapist Psikolog – Yazar












Bir cevap yazın