“Yedi kere ben bu cihana geldim
Arşta duran iki nişan bendedir
Yerde gökte Tanrı diye ararlar
Biz Hakkı severiz Hakk da bendedir.”
Derviş Muhammed
Değerli muhabbet ehli canlar. Alevilerin bu dünyadan göçmekle ilgili düşünceleri de bunu anlatan tabirleri de iyi anlaşılamadı sanırım.
Aleviler şöyle derler: “Yunus Emre bu dünyadan göçtü, devri âsan olsun”.
“Âsan” sözü tamı tamına “kolay” anlamına gelir. Yani bu söz şöyle de şöylense olur: “Yunus Emre bu dünyadan göçtü, devri kolay (âsan) olsun. Bu durumu, bu olguyu anlatan doğru tabir böyle olmalıdır.
“Hakka yürüdü” sözü bence yeni söylenir oldu, bu söz, bu anlayışı da tam olarak yansıtmıyor. Bunun içinde üzerinde düşünüp, muhabbet etmek gerekir. Bu tabir hangi Alevi aşığın deyişinde geçiyor onuda bilmiyorum; bilen arkadaş yazarsa sevinirim.
Alevilikte sen Haktan ayrı değilsin ki, Hakka yürüyesin; “Enel Hak” demek, ben Hakkım, bende Hakkım demek. Sen Haksan, Hakkın bir parçasıysan, canın teninden ayrılınca, ne denmeli, ya da bu durumu nasıl anlatmalı?…
Bence, eri, Haktan ayrı görmek, vahiye dayanan dinlerin mantığına düşmektir. “Haktan ayrı görme yarı” sözü kimindi şimdi aklıma gelmedi ama böyle deyişler var; “Hak sende, sen nerdesin” derler mesela.
Yunus Emre ile Kaygusuz ABDAL’ın deyişlerini, yeniden bu gözle incelemek gerekir. Kişi Haktan ayrı değil, bizatihi Hak kendisi; “man aref sırrı” bunun bilincine varmayı anlatır.
O zaman göçen ne?
Tenden göçen can, ya da kalıbını terk eden can için ne denmeli?
Yunus Emre, “Ölürse tenler ölür, canlar ölesi değil” diyor. Bu anlayışa göre ten ölüyor, ten ölünce de, “can kalıptan uçup gidiyor”. Ölen teni terk edip, uçup giden can, başka bir kalıpla, başka bir tenle, başka bir sıfatla tekrar bu dünyaya geliyor, buna Aleviler “Devriye” diyorlar.
Alevi inancına göre Can ile ten ayrı. Can, tıpkı ata binmiş bir süvari gibi, bu vücut içine girmiş ya da bu kafesle dünyaya gelmiş; tenler farklı olsa da içindeki canlar birbirine eşit, Alevilerin canları birbirine eşit görmesi bundan. Bu ten, bu canı taşıyamayacak hale gelince, can kafesten “uçuyor” ya da başka bir anlatımla söylersek “göçüyor”. Aşık Veli bir deyişinde,“Velim eydür yer yüzünde bittikçe
Çok kalıp eskittim gelip gittikçe” diyor. Gelip gittikçe eskiyen kalıpları değiştiriyorlar. Bu anlayış Yunus Emren beri sürüp gelmiş. Yunus Emre bir deyişinde bunu şöyle anlatıyor:
“ Dünyaya çok gelip gittim erenler eteğin tuttum
Kudred ününü işittim kaynayıban cuşa geldim” ( sayfa 219)
Yunus bir deyişinde de şöyle diyor:
“Niçe kez geldim gittim delim sûret yatattım.
Bu şimdiki sûrette Yunus olup dûr idim” diyor (sayfa 214)
Kafesten uçan ya da göçen canın tekrar devredip, başka bir kalıpta ( başka bir tenle) bu dünyaya gelmesine devriye deniyor; (Devriye kuramı üzerine muhabbet adlı geniş bir yazım var, onun bilindiğini varsayıyorum).
Kalıbından göçen can, her zaman ya da kolayca insan kalıbıyla ya da insan sıfatıyla bu dünyaya gelemiyor, Alevi inancının reankarnasyondan temel farkı bu; Bu can, başka sıfatlarla yani başka kalıplarla gelip gidiyor. Bunun için o meşhur devriyesinde Şiri “niçe bu dünyaya çok geldim gittim” dedikten sonra bir yerde de “insan sıfatında çok geldim gittim diyor. Şiri’nin bu sözünden anlamalıyız ki, insan sıfatı dışında sıfatlarla da gelip gitmiş; devriye böyle bir döngüyü anlatıyor; konunun anlaşılması için “Devriye kuramı üzerine muhabbet” adlı yazımı okumanızı öneririm.
Bunun için sözü uzatmadan söyleyeyim, dünyadan göçen can için “devri âsan olsun” denir; böyle denmelidir. Mesela “Yunus Emre bu dünyadan göçtü, devri âsan olsun” denmelidir.
Sözlerimi Yunus Emre’nin bir deyişi ile balla kesiyorum.
Aşk ile. 25 Haziran 2020
*
Can bir ulu kimsedir beden onun atıdır
Her ne lokma yer ise bedenin kuvvetidir
Ne denli yer isen çok ol denli yürürsün tok
Cana hiç assı yok hep sûret maslahatıdır
Bu can ni’meti hani gelin bulalım onu
Asayiş kılan canı evlîyâ sohbetidir
Sohbet canı semirdir hem âşıkın ömrüdür
Hak Çalab’ın emriyle erenin himmetidir
Erenin yüzü sulu himmeti arştan ulu
Kimi görsen bu hulu eren inayetidir
İnâyet onun işi anlamaz değme kişi
Bilgil bu hümâ kuşu âşıklar devletidir
Yunus’un yanar içi kamudan gönlü kiçi
Suya sayılmaz suçu erenin himmetidir.
…
Abdülbaki Gölpınarlı’nın hazırlayıp İş Bankasınca yayımlanan Yunus Emre kitabı, Sayfa: 308
Sözlük:
Asayış: düzgün düzen
Assı: kar, fayda
Suret: şekil, yüz, güzellik
Maslahat: yerine göre icap eden iş, söz, hareket.
Himmet: Çalışmak, gayret göstermek. Birinin manevi bakımdan iyi bir hale gelmesi için gönül etmek
Hulu:
Kiçi: küçük
25 Haziran 2020
Kaymak Köyü /Emlek bölgesi












Bir cevap yazın