Aşk şiir 130
Gülyeşil ey!-Tuğba Gülyeşil
Sen ne has bahçenin gülüsünNe de erenler gerçeğisinSen öksüz bir düşsün… Kanadı kırık bülbülüsün kendi cemininGöğüs kafesinde cân kuşunSana çırpınır durur. Söyle yangınını, aç perdeni!Yerden yüz çevirdin çoktan.Belki gök deminde Hünkâr seni bulurBaşın okşar, alnın öper, göğsünde uyuturSeni de köçeğinden sayıverir! Kim bilir Gülyeşil?Kim neyi bilir.Sen çığır dur göğe! bendir #alevi #deyiş #drumcover #music
TÜRK SÖYLENCE KÜLTÜRÜNDE EŞİK KUTSALLIĞI VE ERLİK HAN’IN MMUHAFIZLARI- Yeliz Kılıçarslan
Türk kültüründe ev, sadece barınılan fiziksel bir mekan değil; evreni (makro-kozmosu) simgeleyen kutsal ve korunaklı bir alandır. Bu kutsal alanın dış dünyayla bağını kuran en kritik nokta ise “eşik”tir. Günümüzde bile Anadolu’da “eşikte oturulmaz”, “eşiğe basan çarpılır” şeklindeki inanışlar canlılığını korur. Bu kültürel davranışın kökleri, İslamiyet öncesi Türk mitolojisine, yeraltı tanrısı Erlik Han’ın oğullarına ve […]
HALKBİLİMİ İLE TÜRK HALKBİLİMİ ARASINDAKİ FARK…-Sefer Yağcızeybek
Halkbilimi ile Türk halkbilimi birbirinden bütünüyle ayrı iki bilim dalı değildir. Asıl bilim dalı halkbilimidir. Türk halkbilimi ise bu bilim dalının Türk kültür çevresine, Türkiye sahasına, Türk dünyasına ve Türk topluluklarının meydana getirdiği kültürel hayata yönelen çalışma alanıdır. Başka bir söyleyişle;Halkbilimi bilimin adıdır; Türk halkbilimi ise bu bilimin belirli bir kültür coğrafyasındaki çalışma sahasıdır. HALKBİLİMİ […]
Sevdâ değmiş yüreklere…- Tuğba Gülyeşil
Boğazında özlemi düğümleyenGelse de gelmese“Yollarına baka baka”Ayak izlerini diriltenYanında kim olursa olsunElini kim tutarsa tutsunKalbini bir sandıkta saklayanSevdâ değmiş yüreklere… Sızlayan geçmişeNazlanan bugüneUzanan yarınlaraZamansız umuda-rağmen bir ân’da asılı kalanlara… Aşk olsun. 🕯️... “
OĞUZLARIN SOYLU KOLU: HORASAN TÜRKLERİ, İRAN VE GÜNEY AZERBAYCAN’DA AVŞARLAR-Yeliz Kılıçarslan
Türk milletinin köklü tarihini şekillendiren en önemli unsurların başında Oğuz boyları gelmektedir. Bu boylar arasında askeri teşkilatçılığı, göç hareketliliği ve devlet kurma yeteneğiyle öne çıkan en stratejik yapılardan biri Avşar (Afşar) boyudur. Oğuz Kağan Destanı’na göre Bozoklar kolunun Yıldız Han soyundan gelen Avşarlar, kelime anlamı olarak “çevik ve vahşi hayvan avlamaya hevesli” ya da “işlerini […]
GÜLİSTAN-Nevin Koçoğlu
Suyu bulandırdılar* Sohrabkan karıştı yüzümüzün aynasınakurudu ağaçların kökleritaşa döndü insanın ekmeğive çatladı toprak testiler susuzluktan Bu ağrıyı hangi el getirip bıraktı göğsümüzekederle kim yıkadı kalbimiziceylanların Sohrab, o sürmeli ceylanlarınben kapattım açık kalan gözlerini Bir anda kanattı toprağın göğsünü demir kuşlarsığırcıklar kızıl bir infilâkla savruldugeceyi gündüzle birleştirdi kin, öfke ve sesöyle bir kasırga ki buateşten daha […]
Boğa, ruhun dünyaya kök saldığı burçtur – Esra Yılmaz
Kadim astrolojik anlayışta Dünya’nın burcu da Boğa ile ilişkilendirilir. Bu nedenle Boğa, madde ile mana arasında denge kurmayı öğrenmek için bu hayata gelir. Boğa’nın yaşam yolunda dikkat etmesi gereken başlıca sınavlar şunlardır: 🌿 Konfor tuzağı:Rahatlık güzeldir; ancak konfor, gelişimin önüne geçtiğinde ruh yavaş yavaş uykusuna çekilir. 🌿 Sahip olma arzusu:İnsanları, eşyaları, fikirleri ya da duyguları […]
BU DÜNYADAN GÖÇENLER İÇİN NE DENİR-Rıza Aydın
“Yedi kere ben bu cihana geldimArşta duran iki nişan bendedirYerde gökte Tanrı diye ararlarBiz Hakkı severiz Hakk da bendedir.”Derviş Muhammed Değerli muhabbet ehli canlar. Alevilerin bu dünyadan göçmekle ilgili düşünceleri de bunu anlatan tabirleri de iyi anlaşılamadı sanırım. Aleviler şöyle derler: “Yunus Emre bu dünyadan göçtü, devri âsan olsun”. “Âsan” sözü tamı tamına “kolay” anlamına […]
Bir Otel Odasında Ölümü Beklemek: Yahya Kemal Beyatlı’nın Yalnızlığı, Şiiri ve Ölümsüzlüğü-Mehmet Özgür Ersan
Türk şiirinin en büyük klasiklerinden biri olan Yahya Kemal Beyatlı (1884–1958), ömrü boyunca İstanbul’u, tarihi, musikiyi ve ölümü yazdı. Ancak kaderin garip cilvesi olarak, şiirlerinde büyük medeniyetlerin ihtişamını anlatan bu şair, hayatının son on dokuz yılını İstanbul’daki Park Otel’in tek bir odasında, giderek artan yalnızlık içinde geçirdi. Onun hikâyesi büyük bir şairin biyografisi değildir. Aynı […]
Mahpus – Tuğba Gülyeşil
Sevgili Tanrım, Sana bu zamansız mektubu, kendimin hapsinden yazıyorum.Gözlerim kararıyor harfler dönüyor, bağışla.Üstelik sarhoş değilim. Müsveddesi yok ân’ın.Öylece yazıyorum.Değil mi sileceklerim, sildiklerimle sende mahfuz… Birkaç asırdır ben’de mahpusum.Nihayet, bir aşina varsa mektup yaz, dediler.Elime ütüsüz bir sayfa ve eksik kalem verdiler.Dünya senli sözlerimi buruşturdu. Affet! “Ben yapmadım” diyorum, yapmakla suçlandığım nedir bilmeden!Bir ezber savunma ile […]
Tuvalların Geleneksel Konutu Keçe Yurt – Ulviyye Mardankızı
Geçen yüzyılın (20. yüzyılın) 50’li yıllarının ortalarına kadar Tuva nüfusunun büyük bir kısmı keçe yurtlarda yaşamaktaydı. Nitekim günümüzde de bazı Tuvallar geleneksel yaşam biçimlerini sürdürmektedir; bunlar yaz aylarında yurtlarda yaşayan malçınar “hayvancılar” (aratlar) dır. Keçe yurt, göçebe yaşam tarzına mükemmel bir şekilde uyum sağlamıştır. Kelimenin tam anlamıyla bir saat içinde sökülüp binek hayvanlarına veya arabaya […]
İnsan İnsanın Aynasıdır – Esra Yılmaz
İnsan, insanda aslını seyreder. Ruh, kendi yüzünü doğrudan göremez,bunun için başka bir ruha ihtiyaç duyar…her karşılaşma, bu yüzden görünmeyenin görünür olduğu kutsal bir eşiktir.Kimi gelir, yaranı gösterir. Kimi özünü… Kimi de henüz farkına bile varmadığın hakikatini…Sen “onu gördüm” sanırsın…oysa gören de, görülen de aynı ateşin farklı kıvılcımlarıdır.Simyacılar buna ‘solve et coagula, derdi…önce çözülürsün… sonra yeniden […]
Gariplerin Dedesi- Mehmet Özgür Ersan
bir haber düştü gecenin koynunasessizce söndü bir kandil daharüzgâr, eski bir nefes gibi dolaştıviran olmuş meydanların üzerinden öğrendik kigariplerin dedesihüseyin bektaşhakk’a yürümüş… şimdi bir cemin en sessiz yerindebir post boş kaldı sankibir lokmanın buğusu eksildi sofralardanbir dervişin “eyvallah”ı kaldı havada ölüm dediklerihak yolcusuna ayrılık değildir bilirimama yine de insanın içinetaş gibi oturuyor yokluğun çünkü bazı […]












Son Yorumlar