Ne zaman ki susar nefsin o hırslı nefesi,
Ne zaman ki disiplinle örülür ruhunun çeperi,
Ve ne zaman teslim edersin geçici benliğin hevesini…
İşte o an başlar ilahi ışığın görkemli yükselişi.
O vakit tecelli eder,
Ruhunun en saf,
En kadim,
En ezelî hakikati.
Bak…
Her insanda gizlidir O’nun eşsiz sureti.
Gözünü aç ve seyret bu kutsal emaneti.
Eğer menzilin hakikatin en yüce zirvesiyse,
Bil ki her canda,
Her nefeste,
Her bakışta dolaşır O’nun nefesi.
Her yüz O’nun aynasıdır.
Her kalp, O’nun sessiz mabedi.
O yüzden secden insan kalbi olsun.
Orucun yalnız bir ay değil,
On iki ay dilini ve benliğini arındırsın.
Sözün merhem olsun;
Hiçbir canı incitmesin.
Ellerin şefkat taşısın,
Gözlerin kusur değil
İnsanda gizli cevheri görsün.
Çünkü hakikat,
Yargılayan gözde , eleştiren dilde değil,
Bütünlenen kalptedir.
Bir çiçeği incitmeden geçebiliyorsan,
Bir kuşun korkusunu hissedebiliyorsan,
Bir kedinin gözlerinde Yaradan’ın merhametini okuyabiliyorsan,
İşte o zaman
İnsan olmanın eşiğine yaklaşmışsındır.
Çünkü en büyük ibadet,
Sevginin kendisi;
En büyük zikir,
Her varlıkta Yaradanı görmektir.
Ve bil ki…
Işık, sadece gökten inen bir armağan değildir.
Senden yayılan “Öz”dedir
Hatırladığında,
Kendini değil,
Bütün âlemi aydınlatırsın.












Bir cevap yazın