Tasavvuf ilminde secde, sadece bedenin yere eğilmesi değildir .Samimi bir secde nefsin kırılması, benliğin çözülmesi ve kulun Hak karşısında yokluk hâline yaklaşmasıdır.
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî bu hâli “Toprak ol ki gül bitiresin” anlayışıyla anlatmaktadır.Yani insan ne kadar benliğinden arınarak huzura durursa secdeds o kadar yükselir.
Tasavvufta kalp (gönül), ilahî tecellilerin mekânıdır. Ama bu kapı her zaman açık değildir. Çünkü kibir, gurur, dünya hırsı onu kilitler. Secde ise o kilidi çözen anahtar gibidir. Kul alnını yere koyduğunda “ben” iddiasını bıraktığı zaman ,işte o anda gönül açılır.
Secde varlığın hakikatine dönüşünü temsil eder. İnsan topraktan yaratılmıştır ve secdede tekrar aslına döner. Bu dönüş, sadece fiziksel değil ontolojik bir hatırlayıştır. Ve kalp huşudaysa secdede en saf anlardan birini yaşar. O an ,kulun Allah’a en yakın olduğu andır çünkü orada ne dil konuşur ne akıl hesap yapar ,sadece teslimiyeti yaşar. Samimi bir secde, gönlün pasını siler, benliği susturur ve kul ile Hak arasında gizli bir kapı aralanır. O kapı gönülden gönüle muhabbet yoluna açılır . Secdeyle eğilen baş, kalpten kalbe akan bir sır olur, benlik susar, aşk konuşur.
Allah’ım, bizi secdede kendini bulan kullarından eyle. Gönlümüzü muhabbetinle dirilt, nefsimizin sesini sustur. Kalbimizi sana açılan bir kapı kıl, o kapıdan geçen her duyguyu aşkınla arındır.
Bizi kendine yaklaştıran secdeler nasip eyle.
Ve o yakınlıkta kaybolup Sana gerçekten kul olabilmeyi lütfet. Amin. 🌹🤲🫴












Bir cevap yazın