Hoş geldiniz…
Ülkemizin en kalabalık, en neşeli, en sorgusuz kulübüne.
Giriş ücretsiz.
Ama çıkış… biraz zor.
Kurallar basit:
Düşünmek yorucu, o yüzden yasak.
Sorgulamak tehlikeli, o yüzden ayıp.
Gerçeği söylemek mi?
Onu zaten başka bir kulübe bırakmışlar o da kapatılmış.
Burada herkes mutlu.
Çünkü kimse gerçeği bilmiyor.
Bilen de ya susuyor…
ya da susturuluyor.
Kulübümüzün favori etkinlikleri:
Gerçeği eğip bükme atölyesi,
Toplu alkış terapisi,
Ve her hafta düzenli olarak:
Suç kimde? yarışması.
Cevap değişmez:
Hep bir başkası.
Ama en sevilen köşe…
İnançla ört, vicdanı sustur. standı.
Orada her şey çok kolay:
Biraz slogan,
biraz kutsal kelime,
bir tutam korku…
Hop. . En ağır haksızlık bile kader diye servis ediliyor.
Ve içeride müzik hiç susmuyor…
Kâbe’de hacılar hu …
diye diye,
yanlışlar doğruya karışıyor,
hesaplar ibadete gizleniyor.
Kimse şunu sormuyor:
Gerçekten inanıyor muyuz…
yoksa sadece inanıyormuş gibi yaparak
rahat mı ediyoruz?
Çünkü burada asıl maharet şu:
Adaletsizliği sabır diye yutmak,
haksızlığı kader diye kabullenmek,
ve susmayı erdem sanmak.
Arada o müzik kesiliyor.
Sloganlar susuyor.
Kalabalık dağılıyor.
Ve insan ilk kez kendi sesiyle baş başa kalıyor.
İşte o an….
ne alkış var,
ne kalabalık,
ne de saklanacak bir cümle.
Sadece tek bir soru:
Ben gerçekten inandım mı…
yoksa sadece korktum mu?
Selcan 🌙












Bir cevap yazın