Ne zaman çok ciddi bir sorunu masaya yatırsak, birileri mutlaka “çözüm önerilerimizi” sorar.
Ben de hiçbir filozofun ya da toplum bilimcinin bulamadığı çözümleri benim bulabileceğime ihtimal vermeleri karşısında gülümseyerek şişinirim..😁
Ama maalesef ki her sorunun her zaman, o an uygulanabilecek bir çözümü yoktur.
Bununla birlikte, çözüm önerileri ortaya koyamamamız, ezber bozan tespitlerimizin değersiz olduğu anlamına gelmez.
Çünkü bu ülkede, sorunların adını doğru koyan fazla kimse de yoktur.
Toplumun algısı klişeler, aidiyetler, ezberler ve ucuz hamaset edebiyatlarıyla üretilen güdük söylemlerle şekillendirilir.
Bu bağlamda belki hap gibi çözümler sunamıyoruz; ama kendi adıma, insanları “mutfakta düşürdükleri parayı banyoda aramak” yerine, yepyeni düşünme biçimleri bulmaya yönlendirmemizin de az buz bir başlangıç olmadığını düşünüyorum..😊
En kötü ihtimal, çözümsüzlükle yüzleştirip, boş umutlar peşinde heba olmaktan kurtarıyoruz birilerini… Fena mı..😊
Zira çoğulukla çözüm yoktur ve dünya tarihi, bir çözümsüzlükler silsilesidir.
Nacizane tavsiyem, ezberlerinizi sorgulamanızı sağlayan marjinal kalemlerden, bir de üste hap gibi çözümler bekleyerek hazıra konma derdine düşmek yerine, etkilendiğiniz fikirler üzerinden yeni düşünce pratikleri üretmeye çabalamanız…
Sizin düşünceleriniz de nihai çözümlere ulaşmayacaktır muhtemelen; ama ne yaşadığınızı, doğruya en yakın şekilde tanımlamanız, size çok şey katacaktır.
Çözüm yoksa onur vardır, gurur vardır, dik duruş, isyan, dayanışma, her şeye rağmen hayat vardır.
Gerçekten düşünmeye başlamak, çözümsüz de olsa anlamlı yaşamanın ilk adımıdır.
Çaresi bulunmayan sorunların, farklı pencerelerden ortaya konmasını gereksiz bulmak, aptallıktır.
Çözüm ne ayol..😁
Sokrat bulamamış; Marks, “tam buldum” derken, insan denen canlının karanlık doğasını atlamış; ben mi bulacağım..😁
İlahi komedya..😁
Rabia Mine
Ne zaman çok ciddi bir sorunu masaya yatırsak, birileri mutlaka “çözüm önerilerimizi” sorar.
Ben de hiçbir filozofun ya da toplum bilimcinin bulamadığı çözümleri benim bulabileceğime ihtimal vermeleri karşısında gülümseyerek şişinirim..😁
Ama maalesef ki her sorunun her zaman, o an uygulanabilecek bir çözümü yoktur.
Bununla birlikte, çözüm önerileri ortaya koyamamamız, ezber bozan tespitlerimizin değersiz olduğu anlamına gelmez.
Çünkü bu ülkede, sorunların adını doğru koyan fazla kimse de yoktur.
Toplumun algısı klişeler, aidiyetler, ezberler ve ucuz hamaset edebiyatlarıyla üretilen güdük söylemlerle şekillendirilir.
Bu bağlamda belki hap gibi çözümler sunamıyoruz; ama kendi adıma, insanları “mutfakta düşürdükleri parayı banyoda aramak” yerine, yepyeni düşünme biçimleri bulmaya yönlendirmemizin de az buz bir başlangıç olmadığını düşünüyorum..😊
En kötü ihtimal, çözümsüzlükle yüzleştirip, boş umutlar peşinde heba olmaktan kurtarıyoruz birilerini… Fena mı..😊
Zira çoğulukla çözüm yoktur ve dünya tarihi, bir çözümsüzlükler silsilesidir.
Nacizane tavsiyem, ezberlerinizi sorgulamanızı sağlayan marjinal kalemlerden, bir de üste hap gibi çözümler bekleyerek hazıra konma derdine düşmek yerine, etkilendiğiniz fikirler üzerinden yeni düşünce pratikleri üretmeye çabalamanız…
Sizin düşünceleriniz de nihai çözümlere ulaşmayacaktır muhtemelen; ama ne yaşadığınızı, doğruya en yakın şekilde tanımlamanız, size çok şey katacaktır.
Çözüm yoksa onur vardır, gurur vardır, dik duruş, isyan, dayanışma, her şeye rağmen hayat vardır.
Gerçekten düşünmeye başlamak, çözümsüz de olsa anlamlı yaşamanın ilk adımıdır.
Çaresi bulunmayan sorunların, farklı pencerelerden ortaya konmasını gereksiz bulmak, aptallıktır.
Çözüm ne ayol..😁
Sokrat bulamamış; Marks, “tam buldum” derken, insan denen canlının karanlık doğasını atlamış; ben mi bulacağım..😁
İlahi komedya..😁
Rabia Mine












Bir cevap yazın