Türk Kültüründe Kadın Bilgeliğinin Kadim Yolculuğuİnsanlık tarihinin en eski ruhani geleneklerinden biri olan Şamanizm’de kadınlar, yalnızca inancın bir parçası değil, çoğu zaman onun taşıyıcısı ve koruyucusu olmuştur. Arkeolojik bulgular, etnografik araştırmalar ve tarihsel kayıtlar; ilk şamanların önemli bir bölümünün kadın olduğunu ve birçok toplumda kadın şamanların erkeklerden daha yüksek manevi otoriteye sahip sayıldığını göstermektedir.Barbara Tedlock’a göre, Üst Paleolitik Çağ’a ait bazı buluntular kadınların insanlık tarihinin ilk şifacıları, kahinleri ve ruh yolcuları arasında yer aldığını düşündürmektedir. Kadınlar doğumla, ölümle, doğayla ve yaşam döngüsüyle kurdukları yakın bağ nedeniyle kutsal bilginin taşıyıcısı kabul edilmiştir.Max Dashu ise kadın şamanları; şifacı, dua eden, kahin, vecd hâlinde dans eden, ruh yolculuğuna çıkan, şekil değiştiren (dona giren) ve atalar kültünün rahibeleri olarak tanımlar. Onlar yalnızca hastalıkları iyileştirmez; toplumsal hafızayı, mitleri ve kutsal gelenekleri de gelecek kuşaklara aktarırlar.Türklerde Kadın KamlarEski Türklerde şamana Kam adı verilirdi. Kadın şamanlar ise birçok Türk topluluğunda Kam Ana, Udagan, Udagan, Udugan veya Otacı Ana gibi adlarla anılmıştır. Özellikle Yakutlar, Altaylılar, Tuvalar, Hakaslar ve Buryatlar arasında kadın kamların önemli bir yeri vardı.Yakut Türklerinde kadın kamların erkeklerden daha güçlü olduğuna inanılırdı. Çünkü kadın; doğumu gerçekleştiren, yaşamı sürdüren ve tabiatın üretici gücünü temsil eden kutsal varlıktı. Bu nedenle kötü ruhları uzaklaştırma, hastaları iyileştirme ve bereket törenlerini yönetme görevleri çoğu zaman kadın kamlara verilirdi.Kadın kamlar yalnızca trans hâline giren kişiler değildi. Aynı zamanda bitkileri tanıyan, doğumu yaptıran, çocukları koruyan, hastaları tedavi eden, kopuz eşliğinde dua eden ve toplumun ortak hafızasını yaşatan bilge kişilerdi.Umay Ana’nın İzleriTürk mitolojisinde kadın kutsallığının en önemli simgesi Umay Ana’dır. Umay; çocukların, annelerin, doğurganlığın, bereketin ve yaşamın koruyucu ruhudur. Eski Türkler yeni doğan çocukların Umay’ın himayesinde olduğuna inanırdı.Kadın kamların birçok görevi Umay kültüyle iç içe gelişmiştir. Doğum törenleri, çocukların korunması ve bereket duaları bu inancın önemli parçalarıdır.Şamanlıktan Tasavvufa: Ana BacılarTürklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra eski kam geleneğinin birçok unsuru tasavvuf ve özellikle Alevi-Bektaşi kültürü içinde yeni bir yorum kazanmıştır.Alevi-Bektaşi yolunda kadın, “eksik” değil, can olarak görülür. Cemlerde kadın ve erkek aynı meydanda yer alır; ikrar birlikte verilir, lokma birlikte paylaşılır.Bu anlayışın tarihî örneklerinden biri Kadıncık Ana’dır. Hacı Bektaş Veli’nin en yakın yol arkadaşlarından biri olan Kadıncık Ana, Bektaşi geleneğinde irfanın ve hizmetin sembolüdür. Anadolu Bacıları (Bâcıyân-ı Rûm) teşkilatı da kadınların yalnızca sosyal hayatta değil, manevi hayatta da etkin olduklarını göstermektedir.Bugün Anadolu’da “Ana”, “Bacı”, “Anabacı”, “Ebe Ana” gibi unvanlarla anılan birçok kadın önder, eski Türk kam geleneğinin tasavvuf içinde yaşamaya devam eden izleri olarak değerlendirilmektedir.Tıp KadınlarıAmerika yerlilerinde “Medicine Woman” (Tıp Kadını), Orta Asya’da “Otacı Ana”, Anadolu’da ise “Ebe Ana” veya “Ocaklı Kadın” olarak bilinen kişiler; yalnızca hastalık tedavi eden insanlar değildi. Bitkileri bilen, kırık-çıkık yapan, doğum yaptıran, dua okuyan ve toplumsal huzuru sağlayan bilge kadınlardı.Bu yönüyle dünyanın farklı coğrafyalarında görülen kadın şifacı geleneği, insanlığın ortak kültürel mirasıdır.SonuçKadın şamanlar, Kam Analar, Umay Ana inancı, Ana Bacılar ve Anadolu’nun ocaklı kadınları birbirinden kopuk gelenekler değildir. Her biri, kadının yalnızca biyolojik değil; aynı zamanda ruhani, kültürel ve toplumsal bir kurucu güç olarak görüldüğü kadim bir dünya görüşünün farklı dönemlerdeki yansımalarıdır.Türk kültüründe kadın; hayat veren, bilgiyi taşıyan, yaraları saran, toplumu bir arada tutan ve gerektiğinde Hak yolunun rehberi olan kutsal bir “ana” olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle Kam Ana’dan Kadıncık Ana’ya uzanan çizgi, yalnızca bir inanç tarihi değil; Türk irfanının ve Anadolu’nun derin kültürel sürekliliğinin de hikâyesidir.
Kaynakça- Barbara Tedlock, The Woman in the Shaman’s Body, 2005.- Max Dashu, Women in Shamanism, 2006.- Mircea Eliade, Shamanism: Archaic Techniques of Ecstasy, 1964.- Jean-Paul Roux, Türklerin ve Moğolların Eski Dini.- Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi (I-II).- Yaşar Çoruhlu, Türk Mitolojisinin Ana Hatları.- Ahmet Yaşar Ocak, Alevî ve Bektaşî İnançlarının İslâm Öncesi Temelleri.- Fuat Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar.












Bir cevap yazın