Savaşın etrafında dönen çarkın insanları, geçmişin gününü
yaşamak istiyor. Ele geçirilmiş hırsların içinde, intikamın son
kadehi sunuluyor. Sisli pencerelerin ardında oluşan sanatın
gözyaşları, uçurumun kenarında bulunan dalgaların arasına
karışıyor. Çıkarılan her şiddetli fırtınada, sanatın kaleleri birer
birer yıkılıyor. Barışın insanları bir yandan haykırırken, fark
edilmeyi bekleyen tutsaklık alevleniyor. Alevlerin içinde kavrulan
intikam, son sunuş şeklini belirliyor. Her belirlenen kadehte,
arzulanan istekler savaşın gölgesinde saklanıyor. Sonlanamayan
aşklar, olmayan barışın üstünde asılıyor. İçimizde var olan
seslerin düşmanları artarken, arkanda duran geçmiş bize
sorusunu yöneltiyor. Savaş eğer barışı katlediyorsa, sanatı
yaratan duyguları kim toprağın altına gömüyor?












Bir cevap yazın