O gün cenazede çok karışık bir hava vardı. Meltem’in çok seveni yoktu ki, kimisi cenazeye katılmaya tenezzül bile etmemişti. Aslında bir bakıma haklıydılar. Sadece kendisini düşünen bir kadındı Meltem. Çocuklarını büyütmüş, iş güç sahibi yapmış öyle göçmüştü dünyadan. Eşi ve çocuklarında ise en ufak bir üzüntü belirtisi sezilmemişti. Hatta içten içe artık özgür olduklarına sevinir gibiydiler. Defnetme işlemleri de bitirilip eve gelindiğinde adeta boşluğa düştüler. Ne yapacaklarını bilemiyorlardı çünkü daha öncesinde onlara ne yapmaları gerektiğini söyleyen birisi vardı.
Çocuklardan en büyük olanı ayağa kalktı ve sanki yıllardır bu anı bekliyormuş gibi annesinin odasına daldı. Meltem’in herkesten gizlediği minik bir kutusu vardı. Kutu gizli değildi belki ama içindekiler bir hayli öyleydi. En büyük çocuk olan Asaf bu kutuyu küçüklüğünden beri merak ediyordu. Kutu kilitli olduğu için anahtarı aramaya başladı. Ancak çok telaşlıydı suç işliyormuş gibi hissediyordu. Gürültü patırtıyı duyan diğer kardeşleri de odaya doluşmuştu. Ortanca olan Neslihan da abisinin telaşına ortak oldu. En küçükleri olan Sevgi ise onları kınayarak süzüyordu. Küçüktü belki ama ölü veya diri bir insanın eşyalarının karıştırılmaması gerektiğini biliyordu. Sevgi böyle düşünürken Asaf’ın olduğu taraftan bir kilit açılma sesi geldi. Sevgi bu durumdan hiç hoşnut değildi ama o da meraklanmaya başlamıştı. Neslihan hemen kutuya doğru koştu ve içindeki kağıt parçasını aldı. Minik bir kağıttı. Üzerinde bir adres yazıyordu. Bu adresin kime ait olduğunu düşünürlerken aslında adresin bir kişiye değil bir dükkâna ait olduğunu fark ettiler. Asaf en büyükleri olarak kağıt parçasına el koydu. Hep birlikte salona geçtiler, babalarına söylemek istemiyorlardı. Ama içleri kıpır kıpırdı. O günü bir şekilde atlattılar. Ertesi sabah sevgi kahvaltıyı hazırlamak için uyandığında abisiyle ablasını göremedi ve meraklarına yenik düşerek adresin peşinden gittiklerini anladı. Ses etmedi. Asaf ile Neslihan ise çoktan otobüse binmişti. Adresteki dükkânı bulmaları çok da zor olmadı. Çünkü indikleri durağın az ötesineydi. Biraz daha yaklaştıklarında dükkânın terk edilmiş eski bir kitabevi olduğunu gördüler. Fakat yazıları biraz silinmiş de olsa tabelası okunuyordu: ‘’GENÇPINAR KİTABEVİ’’. Meltem’in kızlık soyadının ‘Gençpınar’ olması tabi ki tesadüf değildi. Aşırı heyecanlanmışlardı. Burası ya geçmişte Meltem’indi ya da Meltem Kitabevi’nin sahibini tanıyordu. Belki çevredeki esnaflar tanıyorlardır, biliyorlardır diye etrafı gezinmeye sorup soruşturmaya başladılar. Sevgi de bu arada babasıyla birlikte kahvaltı ediyordu. Babaları Kasım Amca bir an ‘’Nerede bizim bu çocuklar!?’’ diyecek gibi oldu ama artık hiçbir şeyi umursayacak hali kalmamıştı, yılların yorgunluğu vardı üzerinde. Neslihan ve abisi de dört dönüyordu bu sırada. Ancak çok yorulmuş ve acıkmışlardı. Daha fazla dayanamadılar ve bir lokantaya girip oturdular. Karınlarını doyurup ihtiyaçlarını giderince belki lokantacı bilgi sahibidir diye ona da sorma kararı aldılar. En fazla ne kaybederlerdi ki? Lokantacı bu soru karşısında kahkahalara boğuldu. Sonra birden garip bir şekilde ciddileşti ve ‘’Siz niye merak ediyorsunuz canım böyle şeyleri?’’ diye çıkıştı. Çok değil biraz ısrardan sonra ikna oldu ve anlatmaya başladı.
‘’Kitabevinin sahibi Erdem Gençpınar. Çok yakından tanımam. Ben de olayı mahalleliden öğrendi zaten. Olan bitene de şahit olmadım ancak cinayete kurban gittiğini biliyorum. Sanırım katili akrabasıymış.’’
Daha fazla söze gerek yoktu Asaf ve Neslihan için. Hemen hesabı ödeyip kalktılar. İkisi de aynı şeyi düşünüyordu: Ya öğrenmememiz gereken bir şeyi öğrenirsek!
İkisi bu olay hakkında daha fazla konuşmamaları, konuyu dillendirmemeleri gerektiğini farkındaydılar. Sustular. Uzunca bir süre de kimse sormadı.
Aradan çok yıllar geçtikten sonra babaları da vefat etmişti artık. Ev Asaf’a miras kalmıştı. Ailesinden kalan eşyaları İkinci el ticareti yapan bir platformda satmayı planladığı için annesinin ve babasının odasını boşaltıyordu. Yıllardır kafasını kurcalayan o konunun gazete haberinden yırtılmış bir parçasına rastladı. Haber yazısında şöyle diyordu:
‘’Meltem GENÇPINAR kasten öldürme suçundan yargılanıyor. Suçla ilişkisi olup olmadığı kesin değil ancak bütün deliller onu gösteriyor.’’










Bir cevap yazın