ANLATI 523
Bu Kadar Mıydı?-Efe Nazım Arslançelik
Geberiyordum, ilk defa değildi bu. Banklarda çürüyen ruhların gölgesi vardı üzerimde, kafamın içinde çalan sountracklar deprem etkisi yaratıyordu. Hücrelerimde, kimdim ben adım neydi cehennem sıcağında kavrulan göz bebeklerim görme yetisini kaybederken diz kapaklarımda başlayan sancılar coğrafyası belli olmayan kasıklarıma kadar işlemişti. Hangi kadın hangi nedenle öptüğünü bilmeden dokundurduğu dudakların yerini kan lekeleri kaplamıştı. Belli belirsizdi […]
PALTO[1] – reşat coşkun
Erzurum, kılıçtan keskin kışlarıyla meşhur bir şehirdir. Bu nedenle şehir halkının neredeyse bütün ömrü kışa hazırlıkla geçer. Şehir insanı, biraz zoraki de olsa, kışı daha çok sever; belki de önlerinde bekleyecekleri yaz olduğu için… Yazın böyle bir beklentileri de olmadığından, yaz mevsimi kış hazırlıklarıyla geçer. Aslında gelen yaz değildir, kışa hazırlanma ve kışı karşılama meşakkatidir… […]
Gölgeler ve Anılarım – Berk Bozbel
3/12 Deniz usul usul dokunuyor biz Her vuruşunda bir bir damlalar Üstümüze tane tane serpiliyor Ayşe’m ve ben yalnızız koca diyarda İnce kaşları, kan rengi dudakları ile ……….. Tel tel saçları ile yapayalnızız ……… Ayşe’m denizi seyrediyor ben ise onu Hiç rahatsız olmuyor sinsi ama manasız bakışlarımdan Saatlerce durabilirim böyle …. Ama vakit daralıyor……. Ayşe’m […]
Hüsran – Kübra Kardan
Hayatının yirmi yılını insanlardan uzak geçirdi, geri kalanını ise kalabalıklar arasında. Kendini nerde buldu diye soracak olacak olursanız eğer bulamadı bunu biliniz. Yazarın hayatının en güzel yılları monotonluk içinde geçti. Bunu isteyerek yapmamıştı tabiki. Mecburdu. Evleri herzaman sıkıcı ve basıktı. Sıkıcılığı evin insanlarından geliyordu. Babası hiçbir baltaya sap olamamış, beceriksiz, üç kağıtçı, yalancı ve yetmezmiş […]
LADES – ahmet azgın
Bazen dümeni kırık bir gemini, kalktığı limandır umut. Bazen çölde açan, bir demet gül. Bazen bütün bir çaresizliğin, sonudur. Kimine fazladır, kimine az. Umut edenler unutamaz, en çok unutmak istediğini. Zaten bu yüzden hep buruk bir tebessüme, yarısı olmayan bir cümleye bağlı kalır. İçinde ki koca bir okyanusa hükmederken, bir küçük gözyaşına teslim olur. Alabildiğine […]
Bu Yazı Dünya için ve Benim Dünyam Sensin – Sevim Demiröz
Bilmem kaç tonluk binaları, Bilmem kaç voltluk ışıklar aydınlatırken, Bize hediye gibi sunulan bir ölümden bahsetmek istiyorum. İnsanın insana ihaneti diyorum, fazla uzaklaşmış olamaz. Baksana, her yerde kan, parçalanmış cesetler, can çekişen hikayeler… KÖR, SAĞIR, DİLSİZ -devlet, insan diyetine girdi. Bizi faiş fiyata sattılar Sevgilim, g*tü iyi kollamak lazım. Dış sesimize sağırlar. İç sesimiz zaten […]
Olacak Şey Miydi? – Cennet Güvenç
Olacak Şey Miydi? Genç kadın, bir bahar sabahı, kuşların cıvıl cıvıl sesini duyarak yepyeni bir güne uyandı. Kuşların sesini dinlemeyi oldum olası çok seviyordu. Bu öylesine tanıdığı bildiği bir ses ki, kuşlar ona adeta her sabah “günaydın” diyordu. Kuşdili bilse hani emin olacaktı; ona günaydın dediklerine. Genç kadın penceresini açarak mis gibi bahar sabahını içine […]
Aramızdan Ter Sızmasın -Volkan Kemal
Yalnızlığın gözü kördür derlerse de inanmam… Bazen tavana dikerim gözlerimi… Sobanın ön camından yansıyan ışık kümesine takılır; gerilere doğru gider, yarı uykuya dalarım… Sobanın üzerinde kızaran ayvanın kokusu yayılır odaya. Bir dilim alır; dişlerimin arasında suyunu emerim; tok bir bebek gibi. Üçüncü gözümü açarım yavaş yavaş. Ayağımın baş parmağınıdaki sancıdan başlarım; çocukluğumun neşeli demleri, baltadan […]
dehlizdesin- İbrahim Özdemir
Bir şeyler üreten, yaşama bir küçük nokta kazandırmak derdinde olanlar için kapısı gıcırdayan bir kilerde, kulpları, kapakları tozlanmış az kullanılmış bir turşu bidonu vardır her zaman . Birileri sessiz ve dağınık bir odada kimilerinin on yıllardır aralanmamış gözkapaklarını açar. Kimilerinin beyninde şimşekler çakar o odadaki birkaç kelimeyle, kimilerine de fazlasını yansıtıp kabullenilmiş çaresizliği öğretir. Kimilerini […]
HİÇLİĞİN ORTASINDA BİR HİÇİZ – Efe nazım Arslançelik
Hayat bu mu ? dedi Tayfun, üç kere havaya ateş etti. Nazan tam karşısında duruyordu. Bir şeyler oluyordu ne olduğunun kimse farkında değildi. Namlunun ucundan çıkan duman, havaya karışan barut kokusu ve Nazan’ın soluksuz nefesinde gizliydi her şey, bitmemiş bir inşaatın soğuk duvarlarına yansıyan gölgeler kadar gerçek durmanın peşindeydi Tayfun. Elindeki silahı yavaşça yere bıraktı […]
Yeşilin Masumiyetine İnat, Beyazın Sevda Bilmezliği – Safiye Karaağaç
Siyah, kırmızı, sarı ve beyazı bıraktım. Yeşile dedim, sensin bu fırtınanın ayazı… Siyah örtbas etmek isterken, kırmızı suç üstüydü sürekli…Sabahları göremeyen sarı, buz tutmayan bir beyazdı… Yeşile dalarken gözüm, kesmiyordu yardan kalan alazı… Camdan damlalar bazen, gözünden süzülenden daha seri damlar…Sesini keser, bol ışıltılı bir gök gürültüsü… Yeşilden olsun istersin kederindeki hüzün, hüzünündeki yüzün ve […]
ŞEHİR VE ÜTOPYA/3 – TAMER UYSAL
3- “Kapitalizm, toplumsal evrimi ekolojik evrimle tamamen uyumsuz hale getirmiştir.” Murray Bookchin Bütün ütopyalar sonuçta dönemi içinde toplumların karşılaştıkları sorunlar için öneri getiren anahtarlar niteliğindedir ve bunu gizli anlatımlar ya da göndermelere başvurarak yapar. Bu düşlerle dünü (nostalji) ve gelecekle ilgili tasarımlarla da (hayal) yarını kapsar. Her yönüyle ütopya yazını elbette edebiyatta önemli bir alanı […]
Hep olsun derdin- Sedanur
Kapıyı çaldım o açtı, arkadan bir kadın sesi “Kim geldi hayatım ?” Evet “Hayatım” benim mahvolan hayatımın üzerine kurulu bir hayattı yankılanan beynimde Usulca gülümsedi dudaklarım İçimde şiddetli bir deprem, enkazlardan duyulan acı seslerin uğultusu Gülümsedi dudaklarım “Çok oldu görüşmeyeli” dedim Çok oldu görmeyeli “Evet öyle, nasılsın?” dedi başı yerde “Gel içeri” İçeri neresiydi sahi […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar