Trenler, hüzün taşır derdi hep babam.
Bir gün haberi geldi otuz beş numaralı vagonda kendini asmış.
Bir gün olsun babamın yüzü gülmedi.
Eve hep geç gelirdi. Annem dayanamaz uyurdu ben babamın yolunu gözlerdim.
Yollar hep uzundur evlat derdi babam.
Benim için dünyanın en uzun yolu, karanfil sokaktaki evimizin penceresinden babamın gelişini beklediğim yoldu.
Rakıya sevdalar ekleyip’de içerdi babam.
Türkülü gözleri vardı.
Uzun boylu esmer bir adamdı benim babam.
Bana hep gençliğinde Tarık Akana benzediği anlatırdı.
Hiç benzemediği halde, ona hiçbir zaman benzemiyorsun baba demedim.
Öyle güzel gülüyordu ki gençliğini anlatırken, bozmak istemedim.
Giderken bize bir not bırakmıştı babam, “Yusuf oğlum annene iyi bak Ve trenlere kin besleme çünkü ben anneni bu vagonlarda tanıdım. Gün gelecek trenler neşede taşıyacak evlat.” Ve şimdi biraz daha büyüdüm baba.








Bir cevap yazın