ÖYKÜ 715
Ecelsiz Ölüm – Diydem Deniz KOÇ
O gittiğinden beri bütün sular bulanık, hava puslu, toprak kuru. Ecelsiz ölüm sisi kaplamış bedenini. Nefesi kesik kesik, gözleri her an yaşlı. Yüzünü hatırlayamamaktan korkuyor bazen. Tek unutamadığı parmak uçlarının sıcaklığı… Dışardan gelen bir ses bölüyor hayalleri. Evin duvarları geliyor üstüne. Dördü ilerliyor, sıkıştırıyor, nefessiz bırakıyor. Daha önce duyduğu sözler yankılanıyor her yerde, kulaklarını tırmalıyor. […]
SERUM NACİ – Reşat Coşkun
Yaz mevsimde ilk işleri sabah erkenden kalkmak, mesire alanına gitmekti. Ayyaş takımının gece boyunca boşalan şişelerini, yanlarında getirdikleri çuvallara dolduruyor, ardından da satmak için çarşının yolunu tutuyorlardı. İşin tuhaf olan yanı, şişelerin bir kısmının içinde, gece tüketilemeyen içkilerin oluşuydu. Likör şişelerinde tüketilmeden kalan içkilerin tadına bakmak, ilk meraklarıydı. Ne de olsa likör meyvelerden […]
DAMLA SAKIZLI AŞK – erdem özçelik
Onu tanıdığımda Ankara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi sonuncu sınıf öğrencisiydim. Yaz tatili için memleketim Çeşme’ye gelmiştim. Yoğun bir öğretim yılının yorgunluğundan kurtulmaya çalışıyordum. Bunun içinde arkadaşlarla beraber gündüzleri tekneyle denize açılıyor; akşamları da serin sokaklarda, sahil kenarlarında başımı dinliyordum. Zehra ile tanışmamız ise gündüz yapılan tekne turlarından birinde olmuştu. Her zaman ki gibi evimden […]
KARDEŞ – GÜLAY GÖKÇEN
Kaçımız çocukluğunun kötü izlerini ilikleri sızlayıncaya kadar yaşamak zorunda … Evinin yanındaki boş arsada tek kale maç yapmanın zevkini bir daha hiç yaşamayacak kadar kederliydi çocukluğum… Yarını umutla beklerken kendimi hep içimdeki zindanın karanlığında buldum…Hala daha bulurum…Takdir-i ilahi… Odanın kıpırtısızlığı mı saldı seni yine bu düşüncelere, yoksa gecenin karanlığı mı? Pencereden seyretsen yıldızların […]
O YAZIN MUTSUZLUĞUNU RESMİ BİR GAZETEDEN ÖĞRENDİ NEVZAT – Efe Nazım Arslançelik
Yağmurun gelişi ile pencerenin yanına oturdu Nevzat, buğulanan cama bir kalp çizdi. Kalbin yarısı yoktu hiç olmamıştı doğduğu ilk andan beri kalbinin yarısı eksikti, gençliğinin baharı nasıl eksikse hep daha fazla eksildi Nevzat, yıllarca hayalini kurdu yağmur yağsın cam buğulansın eksik olan ne varsa tamamlansın, olmadı olmadıkça olabilecek şeyleride kırdı Nevzat, önce yağmur damlalarını […]
Hikayenin Başı -Yakup Taş
Geçenlerde ofiste oturuyorum. Kapı çaldı. Otuz yaşlarında bir adam geldi. Ben de isterim tabi bir sekreterim olsun, randevu sistemim olsun, kapım bu kadar sürpriz açılmasın ama yaşam koçluğu, henüz toplumda hakettiği ilgiyi görmüyor. Hem, insanların para ödemesi gerekiyor hizmet almak için. Sağlık sigortaları yaşam koçluğunu karşılamıyor. Sigorta karşılasaydı, kapının önünde birikmiş onlarca insan olurdu […]
DAĞLAR DENİZE DÖNÜŞÜR MÜ? – DİDEM SAYAT
Bu aralar tuhaf bir huy edindim. Başladığım kitapları bitiremiyorum. Bir, iki bilemedin üç sayfa okuyor, kaldırıp başka birine yöneliyorum. O da benim bu maymun iştahlığımdan nasibini alıyor. Oysaki hiç sevmem bir işi yarım bırakmayı. Huyum mu değişti yoksa? Burası beni başka birine mi dönüştürdü? Geleli dört ay oluyor neredeyse. Şu yaşıma kadar İstanbul […]
BUNU SEN İSTEDİN – Çağla Tuncay
“ Onu öldürmeliyiz.” Karşısındaki adam -Enver- utangaç bir tavırla evet dercesine ağzını oynattı. Kararsızca başını aşağı yukarı sallıyor ve Emir’in henüz ikna edemediği iki adama kaçamak bakışlar atıyordu. Çaprazındaki adam hemen atıldı: “Oğlum başka seçeneğimiz olsa aslında… Yani, herhangi bir şey! Keşke bu raddeye gelmeseydi işler.” Dediğim dedik tok ses sakin ve […]
Hep Yokluğa -Kübra Yağız
Yazılmamış hikayelerin izdüşümü Sıradan günlerin diğer günlerden alacağı var, diğer günlerimden biriymiş o gün de. Sabah uyandığımda saat sekizdi, odamın penceresini açtım, içeriye dolan soğuk rüzgar içimi ürpertince camı geri ittim. Geri kapatmadan banyoya gittim, yüzümü buz gibi suyla yıkayıp aynadaki uyku yorgunu yüzüme baktım, yıpranmayı ve yaşadıklarımı göz önünde bulundurursak fena […]
MEKTUP TERAPİSİ (LÜTFEN YARDIM EDİN) – B. TOLGA YILMAZ
Sevgili Ender, Öncelikle gönderdiğin mektup (gerçi sen elektronik posta gönderdin; ama bu yazıda gönderdiğin şeye mektup diyeceğim; zira elektronik posta kulağa pek hoş gelmiyor doğrusu) için zannediyorum ki sana teşekkür etmem gerekiyor. Eğer bu seni mutlu edecekse teşekkür ederim. Psikolojiye emek vermiş bunca hocanı ve arkadaşını seçmeyip beni seçmen şahsımı oldukça memnun etti! Her […]
ŞEHİR KUŞLARI -Metehan ÖZKÜN
En iyi şehir kuşları bilir, bir dala tutunamamanın ne olduğunu..Kanatlarında baharın kokusunu taşımaları gerekirken, egzoz dumanları eşlik eder onlara.. Uçabildikleri halde en çok onlar evsizdir ve bazen bir çatı, bazen klima ünitelerinin arkası ya da balkon demirlerini kendilerine yuva edinirler.. Elektrik tellerine bir söğüt dalı edasıyla konarlar ve beş yıllık plazaların arasında uçarken hayallerinde yüzyıllık […]
Islak Forma – Kerem Han
Arif, İzmir’e ilk defa yalnız gidecekti. Ellerini kavuşturmuş, başını cama dayamıştı. Gözleri, güneşin dünyadaki yansıması gibi olan uçsuz bucaksız ayçiçek tarlalarına dalıyordu, tepesindeki güneşten kuvvet alan gündöndüler sarı olan başlarını mağrur ve meraklı bir şekilde dikmiş otobüsü kesiyordu. Arif dokuz yaşındaydı. Nasıl ki yaz mevsiminde, güneş dik geldiğinde ayçiçekleri en verimli dönemini yaşıyorsa; Arif’in de […]
“Yılan ve Kartal” – Turgut Say
Bir varmış bir yokmuş. Yeşiller içinde bir vadi varmış. Ezelden beri o vadi içinde yılanlar ve kartallar yan yana barış ve huzur içinde yaşarlarmış. Her iki taraf diğerinin sınırlarını bilir o sınırları sayardı. Yeryüzü yılanların gökyüzü kartallarındı. Ebediyen herşey böyle devam edebilirdi eğer ki o gün genç kartal uçarken gölün yanındaki mavi bitkiler arasından süzülen […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar