ÖYKÜ 715
FANUS-Görkem Değer
Kapı çaldı,kapıyı açmaya doğru yöneldi. Kapıyı açtı ama karşısında kimseyi bulamadı. Her gün oluyormuş gibi sakince kapıyı kapatıp koltuğuna geri döndü. Koltuğunun yanında ufak bir masa bulunuyordu,masasında süs balığı besliyordu,fanusunda. İşaret parmağıyla hafif bir dokunuş yaptı fanusa,balık geldi,baktı ve gitti. Hızlıca yemek hazırlayıp yedi,tam evden çıkacakken aklına balığı geldi. Eliyle serpiştirerek yemini verdi […]
Bayram sabahı – Berk Bozbel
Sabahın sükûneti Gaziantep’in üzerine bir seher yeli gibi narince iniyordu. Karataş ilçesinde, ağaçları gölgeleyen binalar, kaç günden beri ilk defa uzun ve soluksuz bir uykunun keyfini çıkarıyordu. Otuz günlük bir ritüelin son kısmına gelinmişti, Ramazan bayramı. Çocukların, Barış Manço’nun ‘’Bugün Bayram…’’ şarkısı eşliğinde uyandıkları, annelerin gözlerindeki çapakların huzurunda bütün ev ahalisini uyandırıp, o […]
HARAL- Ahmet Muhit
Sabaha karşı köpeklerin havlaması karanlığın sessizliğini bozuyordu. Köylerde uyuyan insanları uyandıran horozların işini büyük şehirlerde köpekler yapıyordu. Yağ tenekesindeki ateş sönmüş, burnuma is kokusu geliyordu. Öksürerek uyandım. İçinde bulunduğum haral hem su, hem de rüzgâr geçirmiyordu. Belli bir adım ya da adımız yoktu. Bazen çöpçüydük, bazen toplayıcıydık, bazen kâğıtçı, bazen çekçekçi, bazen de yanına […]
YÜREKLİ HERİF – galip önlü
Kısa boylu, uzun çeneli, kepçe kulaklı Muzaffer, marangozcudan satın aldığı tahta parçalarıyla evin orta kenarlarına çivilediği pencerenin önünden dışarıyı seyrediyordu. Düşünceli ve kızgın hali kendini uzaktan belli ettiriyordu. Ayağı kalkıp boş odada bir iki adım attı. Başını dövdü. ‘’Onca ilaç kullandım’’ dedi. ‘’Yinede şu baş ağrısına bir fayda sağlamadı.’’ Zavallı elini […]
VAHA – Neslihan Karaalioğlu Alpagut
Demir parmaklıkların gölgelediği, gün ortasında dahi karanlık olan odanın, zeminden oldukça yukarda kalan geniş ama kısa pencerelerinden sokağın olanca tozu içeriye akın etmeye başladı. Pencerenin karşısında kalan kanepeden, yaşına yakışmayan ağır hareketleriyle kalktı. Pencerenin altında duran demiri paslanmış sandalyeye çıktı ve açık camı kapadı yine ağırdan. Tonlarca yükü taşımışlığın yorgunluğu vardı sanki üzerinde. […]
Tren Kaçmadan – Hatice Dökmen
Bu sabah ters tarafımdan kalkmış olmalıyım. Turşu satan yamuk bir suratla sersem tavuk gibi odadan odaya dolaşırken kendimi vitrinin üstündeki fotoğrafları indirirken buldum. Haki renkli kutunun kapağını açarken ellerim titredi. Geçmişte yaşamayı pek sevmem bilirsin. İçim kararır, mideme kramplar girer, göğsüme kocaman bir taş oturur. Sanıyorum dün Serdar’la yaşadıklarımın ardından babamı özledim. Sen, Serdar’ı tanımıyorsun. […]
Ihlamur Ağacı – Melisa Yılmaz
Adam, dünyaya büyük şeyler yapmak için doğduğunu düşünmeye, dünyaya büyük şeyler yapmak için doğduğunu düşünen bütün insanlar gibi, dünyanın onun için küçük şeyler yapmasından boğularak başlamıştı. Kadın ise, küçük şeyleri büyütmek için doğmuştu ve bundan fazlasında gözü yoktu. Kadın küçük bir kadındı; çok güzeldi, çok zekiydi, gecenin en karanlık saatini bile kolayca parıldatabilecek […]
Yer Cüceleri-Aysu Altaş
Toprağın altında;insanları deprem olduğuna inandıracak kadar büyük bir çalışma ve çaba vardı. Bu çaba öyle ki yerindeydi de;minik yer cüceleri insanlarla olan yüz yıllık dostluklarını kutlayacak ve ilk defa toprağın dışına çıkacaklardı. Ancak birkaç bilgiç yer cüce bugünün özel olmasını istiyordu,yer cüce ırkı insanlara damarlarında soylu ve erdemli bir kan taşıdıklarını inandırmalıydılar,ataları gerçekten […]
DURAK DAYI – Cennet Güvenç
Durak Dayı ihtiyarlasa da inatla gülümsemekten vazgeçmeyen, az gören gözleri ile dünyaya hep yeşil yeşil bakan şirin mi şirin kasaba sakinlerinden birisidir. Her sabah elinde ki bastonuna tutunarak, küçük adımlarla köyün kahvesine gelir, gözüne kestirdiği tanıdığı bir iki ahbap bulursa onunla dertleşir, sonra okey oynayanların yanına gelir ve boş bulduğu bir sandalyeye gülümseyerek oturur […]
SAAT SEKİZDE, HESPEROS’UN YERİNDE – Gözde Sayınsoy
Pusulayı tekrar tekrar okudu. Orada olacaktı, bu sefer olacaktı ama zamanında mı orası meçhul. Yatağın üstüne yığılmış onlarca renk cümbüşü, kırmızının üstünde mor, morun üstünde mavi, kenardan gözüken işlemeli; bayağı ama gösterişli pullu payetler… Ahh, Margarita,her zamanki kararsızlığın, her zamanki heyecanın diye geçirdi içinden. Aradan geçen onca zaman, sanki hiç geçmemiş gibi… Sanki […]
DERİN BAĞ- DİYDEM DENİZ KOÇ
Düzenli sıralanmış pahalı evlerin olduğu sokakta ilerleyen polis arabasına günlük konuşmalar hâkimdi. Biraz sonra karşılaşacakları manzaradan habersiz yine gereksiz bir başvuru için vakit kaybettiklerini düşünüyorlardı. Birbirlerine, paranoyak bir arkadaşın ısrarı işte, böyle bir zenginlikle kim bilir nerede tatildedir diyorlardı. Kapıdaki güvenliğin yönlendirmesiyle kolaylıkla buldukları yeşil renkli villanın önünde arabayı durdurdular. Kuralların gerektirdiği gibi kapı zilini […]
SENİ ÇOK ÖZLEDİK ALİCE -Evren İnançoğlu
Beyaz Tavşan ve Karpaz Eşeği ziyaretine geldiklerinde Cheshire Kedisi yüksekçe bir ağacın kalın bir dalının üzerine uzanmış dinleniyordu. “Günaydın” diye seslendi Tavşan. Tavşan’ın sesinin duyulmasıyla birlikte Kedi’nin önce kuyruğu görünmez oldu, sonra da sırasıyla bacakları ve gövdesi. Bir kaç saniye içinde yüzü de ortadan kaybolunca Kedi’den geriye sadece bir gülümseme kaldı. Kedi […]
AYAKKABIM – Nurullah AYDIN
Yemyeşil bir ovanın göbeğinde kerpiçten evler, toprak damlar; şehre kadar uzanan bir yol, yol üzerinde otlaktan dönen koyunlar, kuzular… Koyun ve kuzuların meleyişleri, boyunlarına takılı çıngırakların (ceres) çıkardıkları sesler, arkalarında bıraktıkları toz bulutu, çobanların ıslığı… Köyün ağzında gözetleme kulesi gibi bir tümsek, tümseğin üzerinde rengi solmuş bluzum, kot pantolonum, iki omzundan akan iki örük, […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar