Hafızanın Kesildiği Yer ve 1925 Miladı
İran modernleşmesi, 1925 Pehlevi Darbesi ile trajik bir kırılma yaşadı. İngiliz emperyalizminin desteğiyle iktidara gelen Fars gericiliği, binlerce yıldır bu coğrafyada hüküm süren Türk kültürel hegemonyasını (Elam’dan Kaçarlar’a) tasfiye etmeyi hedefledi. Bu operasyon sadece bir dil yasaklaması değil; Türklerin kadim, panteist ve eşitlikçi dünya görüşünün (“Turan Kök Hücresi”) toplumsal bellekten silinmesi girişimiydi. 1925 sonrası inşa edilen o katı hiyerarşik, eril ve gerici Aryan kimliği, en ağır darbeyi kadına vurdu. Furuğ Ferruhzad (1934-1967), işte bu boğucu ve yapay “kimlik hırsızlığı” atmosferinin tam kalbinde doğdu.
1. Fars Düalizmine Karşı Panteist Bütünlük: “Var Olan Her Şeydir Doğa”
Fars felsefesi ve şiiri (İslam sonrası), büyük oranda düalist bir yapıya sahiptir: Işık ve karanlık, iyi ve kötü, can ve ten. Bu düalizm, kadını genellikle “nefs” (biyo-politik nesne) veya “fitne” (toplumsal düzeni bozan unsur) olarak kodlayarak karanlık tarafa iter. Furuğ, bu eril hapishanede nefes alamayan bir ruhtur. Onun şiiri, bu düalist yapıyı reddeden, her şeyi tek bir tözde (cevherde) birleştiren kadim Türk panteizmine duyulan bilinçsiz bir özlemdir.
”Doğa sadece bozkır değildir; Var olan her şeydir.” Furuğ da doğayı, bu panteist kapsayıcılıkla algılar. Onun için beden, Türk panteizminde olduğu gibi, topraktan, yıldızlardan, ağaçlardan ayrı değildir; her ikisi de aynı “Kut”tan (kutsal enerjiden) pay alır. O, “Mekanın Sahibi” olan o kadim “Yer-Su” ruhlarını çağıran bir şairdir.
2. Kimlik Sagaltımı ve “Ağaçların Soyu”: Ak Ana’nın Çağrısı
Furuğ’un en güçlü ontolojik dayanağı, kendisini doğanın bir parçası olarak tanımlamasıdır: “Ben ağaçların soyundanım.” Bu ifade, sadece bir metafor değil; kökleri Gök Tengri inancına uzanan bir “kimlik sagaltımı” (healing) sürecidir.
A. Hayat Ağacı ve Kadın
Türk mitolojisinde kadın, yaşamın kaynağı olan “Hayat Ağacı” (Bayterek) ve onun koruyucusu Umay Ana ile özdeştir. Kadın doğurur, ağaç meyve verir; her ikisi de “oluş”un (creation) garantörüdür. Furuğ, ”Pervaz ra be hater bespar, morğ mordenist.”(Uçuşu hatırla, kuş ölümlüdür.) “Kuş ölür, sen uçuşu hatırla” ( derken, işte bu sürekli “oluş” halindeki panteist akışı, yani “Yaptım bitti” değil, “Yaptım oldu/ yaptığım kadar oldu” dinamizmini savunur. O, kendisini o dişil ve kutsal yaşam ağacının bir dalı olarak görerek, Fars gericiliğinin dayattığı “ikincil” statüden kurtulur.
B. Yakut ve Hakas Anlatılarındaki “Ruhsal Liderlik”
Furuğ’un şiirindeki “Alp” (kahraman) duruşu, Yakut destanlarındaki (Olonho) “Alp Kızlar” gibi, kadının fiziksel ve spiritüel gücünün birleşimidir. O, “temsiliyet” peşinde değildir; Hakas anlatılarındaki gibi obanın “Kut”unu (ateşin ruhunu) elinde tutan bir liderdir. Onun şiiri, o eril parlamentoların çok ötesinde, “Hatun” iradesine dayalı panteist bir töre arayışıdır.
3. Politik Bir Dayanak: “Ben Toprağın Sesini Duyuyorum”
Furuğ’un panteizmi, mistik bir kaçış değil, radikal ve politik bir direniştir.
Anti-Emperyalist ve Anti-Gericilik: O, 1925’te kurulan o “erkek egemen” ve “mülkiyetçi” (kapitalist) Aryan yapısına karşı çıkar. “Aynı vardan var olmuşuz” diyen Neşet Ertaş gibi, Furuğ da sınıfsız ve imtiyazsız, panteist bir toplumsal eşitlikten yana saf tutar.
Dil ve Bilincin Panteist Savunması: Farsça’nın ağır, sırmalı ve cinsiyetçi perdelerini yırtarak, Türkçe’nin o panteist, cinsiyet ayrımı gütmeyen özünü (insan merkezli “O” bilincini) çağrıştıran yalın, “toprak” kokulu bir dille yazar.
Sonuç: Turani Bir Sagaltımın İzdüşümü
Furuğ Ferruhzad, İran tarihinin en karanlık dönemlerinden birinde, hafızanın kesildiği bir “yokluk” halinden seslenir. Onun şiiri, o kesilen panteist damarın, o susturulan Ak Ana’nın sürgündeki çığlığıdır. O, köklerini toprağa (Turan kök hücresine) salıp, dallarını gökyüzüne uzatan bir “Turan kızı” cesaretiyle, kadim panteist felsefeyi modern bir direniş ve sagaltım aracına dönüştürmüştür. Bugün 8 Mart’ta Furuğ’u anmak, işte bu binlerce yıllık “Kut”un geri alınması mücadelesini selamlamaktır. Kuş ölmez, uçuşu (panteist özgürlüğü) hatırlayan her yürekte Ak Ana yeniden doğar.












Bir cevap yazın