Aşk-ı zikretmek için, söz dudağa gelmeden önce, cemre gibi yüreğe düşmelidir.”İnsan bazen hayatın içinde öyle çok düşünür ki, kendi kalbinin sesini duyamaz hâle gelir. Nereye gideceğini hesaplar, ne söyleyeceğini tartar, ihtimalleri bir bir önüne dizer. Oysa bazı yollar akılla bulunur, bazı yollar ise ancak yürekle tanınır.Her his hemen söze dönüşmek zorunda değildir. Bazı duyguların insanın içinde biraz beklemeye ihtiyacı vardır. Tıpkı toprağın altında sessizce bekleyen bir tohum gibi… Görünmez ama büyür. Sessizdir ama canlıdır.Aşk da böyledir.Gerçekten seven insan, çoğu zaman önce susar. Çünkü bazı duygular anlatılmadan önce yaşanmak ister. İnsan önce kendi içinde anlar kimi sevdiğini, neyi özlediğini, neyin uğruna mücadele etmeye razı olduğunu. Sonra kelimeler gelir.Belki de bu yüzden insanın her kararından önce kendisine sorması gereken en kıymetli sorulardan biri şudur:“Ben bunu gerçekten yürekten istiyor muyum?”Çünkü kalbin razı olmadığı bir yolda insanın ayakları zamanla ağırlaşır. Başkalarının beklentileriyle kurulan hayatlar, insanı kendi hayatına misafir eder.Elbette yalnızca kalbin sesini dinlemek yetmez; insan aklını da yanına almalıdır. Akıl yolu aydınlatır, kalp ise o yolun bize ait olup olmadığını söyler.Hayat belki de ikisini birbirine düşman etmeden yürüyebilmektir.Bu yüzden acele etme.Önce düşün.Sonra biraz sus.İçinde olup biteni dinle.Ve yola çıkmadan önce bir kez de yüreğine bak.Çünkü insan bazen gideceği yeri zihninden çok, kalbinde bilir. #yazı #psikoloji #kisiselgelisim












Bir cevap yazın