Durakta otobüs beklerken yerde oturup dilenen, kucağında çocuk olan ve ağlayan bir kadın çarptı gözüme. Yan tarafımda durak koltuğunda oturan ve benim gibi otobüs bekleyen adam da o kadına bakıyordu. Fakat benim gibi sakin ve üzgün bakmıyordu, içindekindeki nefret ve acımasızlık adeta gözlerinden okunabiliyordu. İçimden bir ses onu uyarmamı ve kadının üzülebileceğini dile getirmemi söylüyordu fakat beynim oradaki herhangi biri ile muhatap olup olay çıkartmak istemiyordu. Zaten adamın yüzündeki kırışıklıklardan yaş almış biri olduğu anlaşılıyordu ve tabi bana ve kadına olan bakışları ona bir şey söylediğimde nasıl bir geri dönüş alacağımı da gayet iyi ortaya koyuyordu. Kendimle çeliştiğim bir anda adamın konuştuğunu duydum, o an ne dediğine veya kime dediğine odaklanmamıştım fakat sonradan koluma dokunan bir el fark ettim.
“Hanımefendi şuradaki adam sanırım size bir şeyler söylüyor.”
Yüzüne baktığımda bunun orta boylu genç bir kadın olduğunu gördüm, ona teşekkür ederek adama döndüm ve konuştum:
“Buyur amca? Bir isteğin mi var?”
“Ben bir şey istemiyorum fakat sen canımı istiyormuş gibi bakıyorsun.”
Bunları söylerken ellerini sıkça kullanmaktan çekinmiyordu.
“Yok amca, yanlış anladın sen. Neden öyle bir şey isteyeyim?”
“Ben nereden bileyim? Bir garip bakıyorsun. Haydi git yoluna!”
Daha fazla onunla uğraşmak istemediğimden dolayı önüne döndüm, bineceğim otobüs geldi. Otobüse binerek bu tatsız konuşmadan uzaklaşmak istedim fakat benim bu şansımla tabi mümkün değildi. O adam da benimle aynı otobüse binmişti ve tam da karşıma oturmuştu. Daha fazla konuşmak istemedim fakat adam hâlâ yüzüme bakıyordu, telefonumu çıkardım ve ilgilenmeye başladım. Yolculuk boyunca da yüzüne dahi bakmadan evime vardım. Adam benimle aynı durakta inmiş ve aynı tarafa doğru yürüyordu. Yaşadığım binaya doğru ilerlerken arkamı döndüm ve bağırdım:
“Siz beni mi takip ediyorsunuz?!”
“Ne münasebet canım? Evime geldim işte.”
Sonradan öğrendim ki bu adam benim boş olan üst katıma taşınmıştı ve aramızdaki anlaşmazlıklar ben üniversitem bitince oradan taşınıp gidene kadar devam etmişti.
Kirpi Edebiyat ve Düşün Dergisi olarak öyküsü için Hacı Sabancı Anadolu Lisesi Yaratıcı Yazarlık Kulübü Öğrencilerinden 9F Sınıfı Narin Yağmur İMİR‘e teşekkür ederiz.












Bir cevap yazın