FİKİR 10
Duvar – Damla Çal
Tabii her şey daha farklı olabilirdi. Hiç olmamışçasına olmayabilirdi de zaten olmadı da. Yine kendimi kendime aklama çabalarım mı? Vicdan denilen sümsük duyguyu bastırma çabalarım mı? Bir karınca yuvasına sıkışmış gibi hissediyorum bu salya sümük duvarların ardında. Geleceğimi kursaydım da şu insana acıların en merhametsizini yaşatan yası yaşamasaydım. Ama iş işten geçti. Kendimden nefret ediyorum […]
Ev Nedir? – Sude Atalay
Ev nedir? Dört duvar bir çatıdan ibaret beton yığınları mı yoksa bu duvarlar arasında anlam bulan sesler, anlar mı? Ev, kimilerimiz için büyükannelerimizin evinde maaile toplanılan o eski eşyaların “antika” denilebilecek keskin kokusunun burnumuza dolduğu, kuşakların toplandığı, neşeli çocuk seslerin duvarlarda çınladığı o anlardan ibarettir. Kimilerimiz içinse aidiyet hissettiğimiz o mekânın sessizliğinin dahi verdiği derin […]
Kaybeden Aşkın Psikopoetikası: Raif Efendi’den Severus Snape’e – Erdinç Kemal Ögel
(Bu mektubun, Raif Efendi’ye ait not defterinin sayfaları arasında sonlara doğru yer aldığı, Severus Snape isimli bir kimya profesörden gelen mektuba cevaben kaleme alındığı söylenir. Mektubun tarihi yoktur. Satırlarında zamanın izi vardır. O vakit, Raif Efendi artık sesini yükseltmekte güçlük çeken bir adam gibidir. Lakin hâlâ yazabilmektedir.) Muhterem Profesör Snape Beyefendi, Evvela, bu mektubun size […]
Pipo – Özgür Karaya
“Bazen pipo sadece pipo” Freud Bir yazarın piposuyum ben;Güney Afrikalı veya Habeş,Sahibim sanki bir esrarkeş,Bakanlar okuyor yüzümden. O, acıyla dolup taşarken,Tüter, olurum bir kulübe,Tarladan dönecek çiftçiyeMutfakta yemek pişerken, Bir dumanda, devingen, mavi,Ateşli ağzımdan yükselen,Sarıp sallarım ruhunu ben, Öyle bir merhem yaparım kiYüreğine ferahlık verir,Ruhunu yorgunluktan kurtarır. Şiir: Charles Baudelaire Pipo; Tütün içmek için kullanılan, kısa […]
Hayat – Tuğçe Coşar
Küçülmek istiyorum; öyle ki kimsenin dikkatini çekmeyecek bir boyut dilediğim.Oysa, büyümekle ilgili fena tasvirleri olan yazarları karamsar bulduğum zamanlarda ne kadar da gösterişli yer kaplamak istiyordum şu fani simülasyonda.Nilgün Marmara şiirlerini anlayamadığım dönemlere tekabül ediyor, merch takvimine göre bu zamanlar.Deniz kenarı bir yer… Öyle bir yerde yaşamalı yahu türküsünü söyleyenler korosunda, en başta ben varım […]
Filmin Sonu – Dursaliye Şahan
Aslında ‘hayatın sonu.’ Sahne Hospice Care (Ölümcül hastaların kaldığı hastane bakım ünitesi) ortamıyla açılıyor. Sağlıklı günlerinde bir film makinisti olan yaşlı adamın bakım evindeki gündelik yaşamıyla devam ediyoruz. Aslında gündelik yaşamını delik deşik eden, geçmiş anıların muhasebesiyle demek belki de daha doğru. Hemen her insanın geriye dönüp baktığında tekrarladığı klasik pişmanlıkları olur ya, işte biz […]
Gümüş Kutusu – Emine Ekinci
Nerde kaldın, dağın ardı daha mı güzeldi ben bu tarafındayken. O zirveden yavaşça yükselirken çok mu havalı hissettin kendini, bendeki de laf dünya üzerinde olup da havalı olmayan var mı? Karanlıktan evvel görmek seni çok güzel, karanlık senin belki de hiç sevmediğin varlık, bunu gecemdeki karanlığın hükmünü siliyor olmandan ve aynı zamanda seninle benim aramda […]
Red Kit – Özgür Karakaya
Maurice de Bevere tarafından çizilen çizgi romandır. Orijinal adı Lucky Luke’tır. Avrupa’nın en çok bilinen ve en çok satan çizgi roman serilerinden biridir. Köpeği ise Rintintin’dir. Yanlış anlaması meşhurdur, şöyle mi demek istedi acaba der ve anladığını yapar bir kere de asıl yapması gerekeni tahmin edemez, sürekli sakarlık yapardı. Sevimlinin önde gideni bir saftiriktir. Kötü adamları kendisini çok seven […]
Restoran – Serhat Köklü
Adresini bulmak hiç kolay olmadı burasının. Hiçbir rotada yolu göstermiyordu. Ama zor da olsa vardım sonunda. Yalnızlıktan yapılma ahşap masalardan birine geçtim. Baştan çok acılı bir imkânsız aşklar çorbası aldım. Ardından bol sirkeli bir hayal kırıklığı mevsimi salatası söyledim kendime. Ara sıcak olarak da kekikli sonu hüzün budu köfte. Şefim, dedim sonra “Izgaralardan neler var […]
Tanrı’nın Külleri – Pelin Şahin
Gözler puslu kalbim yorgun günlerden hep Çarşamba benim için saatse sabah dokuz ve akşam on gibi, hep yazdan sonbahara dönen bir havayı yaşıyorum renkler gri zaman zaman turuncuyu da andırıyor gibi ama hep mutsuz bir turuncu hiçbir ayda gölgemi göremiyorum. Güneş sırtıma vuruyor gözler donuk hisler kirli mutlak yaşam ve fani Dünya arasındaki bekleme odasında […]
Oğuz Atay Romanları – Muhammed Murat
Halihazırda en çok satmasının dışında çokça da okunan Oğuz Atay romanları bize neler anlatır? Bunu bilebilmek için öncelikli olarak yazarın hayatına göz atmamız gerekir. Her ne kadar yazar hayatıyla eserleri arasında bağ kurma fikri bazılarına yanlış gelse de önemli bir ayrıntıdır. Çünkü insanın yaşadığı olaylar ya da karşı karşıya kaldığı durumların yansımaları olur. Eğer yazıya […]
Rahatlamak – Özgür Karakaya
“Üzerimden nasıl bir yük kalktı, nasıl büyük bir rahatlık hissettim anlatamam”. Ahmet Ümit Rahatlamanın, ilk adımı da kendini anlamaktır. Kişi üzerinde baskı yaratan unsurun da kalkmasıdır. Daha uygun bir duruma geçiş yapmadır. Sıkıntının üstesinden de gelmektir. Günlük koşuşturmalardan ,arınmaya, kendine zaman ayırmaya, bedenleri ve zihinleri dinlendirmeyi de içine alır. İyi bir durum da olmadır. Var […]
Ölümü Hissetmek – Yıldıray Emir Kaplan
Sezonun üçüncü yarışına gelinmişti. Koltuğuna yeni geçtiği ve son 2 sezondur markalar klasmanında şampiyon olan Williams ile önceki iki yarışta pole pozisyonunda başlamasına rağmen yarışı kazanamamıştı. Williams mühendisleri aracı şampiyona favorisi yapmayı başarmıştı ve üç kere McLaren’de şampiyon olan Brezilyalı Ayrton Senna’yı koltuğa geçirmeyi başarmıştı. O sezon arabalar çok tehlikeliydi geçen sezon takımların hile yapması […]
En Çok Okunanlar












Son Yorumlar