Sezonun üçüncü yarışına gelinmişti. Koltuğuna yeni geçtiği ve son 2 sezondur markalar klasmanında şampiyon olan Williams ile önceki iki yarışta pole pozisyonunda başlamasına rağmen yarışı kazanamamıştı. Williams mühendisleri aracı şampiyona favorisi yapmayı başarmıştı ve üç kere McLaren’de şampiyon olan Brezilyalı Ayrton Senna’yı koltuğa geçirmeyi başarmıştı.
O sezon arabalar çok tehlikeliydi geçen sezon takımların hile yapması sonucu federasyon önlemler almıştı. Fakat bu önlemler arabaları çok tehlikeli hale getirmişti. İlk iki yarışta kazalar birbirini takip ediyordu. Bazıları komaya giriyor bazılarının ise ayağı kırılıyordu.
Bu kaotik ortamda sürücüler mental olarak zorlanıyordu.
Üçüncü yarışa bir şekilde gelinmişti. San Marino’da yapılacak olan Imola Grand Prix’i güvenlik açısından eksik bir yarıştı. Tamburello gibi yüksek süratli ve tam gaz girilen virajlar vardı. Asfalt yamalıydı bu zaten tehlikeli olan pisti ölüm pazarına çeviriyordu.
Yarış haftası cumartesi başlamıştı. Sıralama turlarında Ayrton iyi bir tur atıp pole pozisyonu için işini garantiye almıştı. Ayrton aracını soğutmak için tur atarken sarı bayraklar sonrası gelen kırmızı bayrakları görmüştü. Kırmızı bayraklar her sektörde dalgalanıyordu, bu büyük bir kaza olmalıydı. Aracını bir şekilde piste getirmeyi başardı ve kazayı gördü. Avusturyalı pilot Ratzeneberg helikopterle götürüldüğü hastane de hayatını kaybetmişti.
Senna alt üst olmuştu, yarın nasıl yarışacaktı bilmiyordu.
Gece bir şekilde geçmişti normalde griddeki en sakin pilotlardan olan Ayrton’u adeta buz kesmişti çok endişeli görünüyor mühendislerle konuşmuyor ve adeta öleceğini hissediyordu. O zamanlar yarışlarda nerdeyse önlemler alınmıyordu. Senna FIA’yı önlemleri arttırması için uyarmıştı fakat FIA bir sorun görmemişti.
Yarış başlamadan önce yanına Grid doktoru olan ve aynı zamanda Ayrton’un yakın arkadaşı Sid Watkins ile konuşurken Sid ona “Bugün yarışma, gel beraber balık tutmaya gidelim” demişti.
Her şey üç kez dünya şampiyonuna bu yarışa çıkma diye bağırıyordu. Fakat yarış başlamıştı.
Senna attığı her turu son turu gibi atan ve arabayı hep limitte süren bir pilottu ve bu yüzden birçok kez yarış dışı kalmış hatta 1989’da dünya şampiyonluğunu kaybetmişti Senna yarışı açık ara farkla birincilikle götürüyordu ve arkasında o sene ilk şampiyonluğunu alacak olan Micheal Schumacher vardı.
Senna farkı açmış olmasına rağmen aracını zorluyordu. Aynı hatayı 1988 Monako Grand Prix’sinde de yapmıştı ve ikinciye neredeyse tur bindirecekken kaza yapmıştı. Senna pistin ilk virajını “Tamburello” ya geldiğinde arabada bir şey ters gitmişti Senna saatte 300 kilometreyle bariyerlere girmişti. Kafasını çok şiddetli bir şekilde yerinden çıkan direksiyon borusuna vurmuştu.
Genelde pilotlar önce arabalarının patlamaması için arabalarını kapatıp araçlarından inerlerdi. Fakat Senna ne arabasını kapatmıştı ne de arabasından inmişti. Hemen kırmızı bayraklar çıkmıştı. Doktor arabayla beraber ilk müdahaleyi yapmak için Senna’nın yanına gelmişti. Senna hareket etmiyordu fakat nabzı atmaya devam ediyordu. Helikopter ile beraber hastaneye kaldırılmıştı.
Yarış bitmişti. Yarışı Schumacher kazanmıştı. Podyumdaki kimse sevinmemişti. Senna’nın arabasından ölen pilot Ratzeneberg’i anmak için arabasına koyduğu Avusturya bayrağı çıkmıştı. Hala kimseye Senna ile alakalı haber verilmemişti. Yapılan röportajlarda Senna’nn komaya girdiği ve hatta bir sonraki yarışa yetişebileceği bile söylenmişti.
Yarıştan iki saat sonra acı haber gelmişti Senna vefat etmişti. Hiç kimse bu haberi duymayı beklemiyordu.
Kaza ile alakalı birçok teori ortaya atıldı ve bu konu ile alakalı binlerce makale yazıldı. Ünlü mühendis ve o zamanlar Williams’ta çalışan Arian Newey Araştırmaların hala devam ettiğini söylemişti.
Senna ölümüyle beraber birçok şey değiştirdi ve motor sporlarında alınan önlemleri arttırdı ve bıraktığı miras nesillere aktarıldı ve aktarılmaya devam edecek.
Kirpi Edebiyat ve Düşün Dergisi olarak yazısı için Hacı Sabancı Anadolu Lisesi Yaratıcı Yazarlık Kulübü Öğrencilerinden 9F Sınıfı Yıldıray EMİR KAPLAN‘a teşekkür ederiz.











