Liman köylerden birinde yıllar yıllar öncesi, deniz kızına aşık olan bir adam varmış.
O adam her gün denize açılır ve aşık olduğu deniz kızını ararmış.
Denizin ortasında seslenir aşkını haykırırmış, bazen dalgalar ses verir eğer şanslıysa martılar duyarmış adamı.
Günlerden bir gün adam bir mektup yazıp martılara uzatmış
“ne olur?
bunu o deniz kızına verin, bana yüzünü bir daha göstermedi benden korkmasın ben onu çok seviyorum (benim O’na bir zararım olmaz ki) demiş”
Martılar aldıkları mektubu deniz kızına götürmüşler…
Deniz kızı okudukça mektubu olmayan kalbinde bir acı bir özlem belirmiş, gözlerinden iki tatlı su damlası yaş akıvermiş.
İçinden bir ses hayır olmaz desede deniz kızı adamı görmeye karar vermiş.
Bir sabah adamın denize açılacağı vakit karşısına çıkıvermiş, adam mutluluktan konuşamamış bile deniz kızının gözlerine baka kalmış.
Gel zaman git zaman deniz kızıyla adam her gün görüşmeye başlamış.
Deniz kızı akşam olmadan dönermiş denizin derinliklerine çünkü gözleri görmez olurmuş güneş batınca.
Deniz kızıyla geçirdiği zamanlar adamı çok mutlu etse de bir zaman sonra yetinemez olmuş.
Kararını vermiş ve kıza demiş ki sana kocaman bir akvaryum yaptım.
Issız ama yaz kış çiçekler açan hep mevsimi ilkbahar olan bir ada var birlikte orada yaşayalım ben hep senin yanında olayım demiş.
Deniz kızı öleceğini bile bile kabul etmiş madem beni çok seviyor diyerek özgür olduğu denizinden çıkıp adamın küçücük kalbini doldurmaya karar vermiş.
Bir süre mutlulukla çiçekler açan adada yaşamışlar.
Bir gün adam denize açılmış fırtına yüzünden geri dönememiş o küçük sandalı alabora olmuş.
Deniz kızının o gün akvaryum suyu değişemediği için mi yoksa üzüntüden mi bilinmez o gece deniz kızı sabahı görmeden ölüvermiş.
Ertesi günün akşamı bir yolunu bulup adam, adaya gelmiş ve deniz kızının cansız bedeniyle karşılaşmış.
O kadar çok ağlamış o kadar çok ağlamış ki, denizden bir bağırma sesi gelmiş kükreyen kocaman bir ses.
“deniz kızını denizine geri bırak” demiş. Adam hemen deniz kızının cansız bedenini denize bırakmış.
Ve denizden yine aynı kocaman ses “Sen bana ait olanı aldın ve yaşatamadın, şimdi O’nu tekrar görebilmek istiyorsan?
Ada’ya kulak ver demiş.
Adadaki bütün çiçekler, ağaçlar, kuşlar, kelebekler bir olmuş demişki:” biz her mevsim bahar olmakdan yorulduk hiç mi hiç dinlenemiyoruz. Sen bize her sonbahar mevsiminde sandalınla sonbaharı taşı sadece bir gün deniz kızını uzaktan gör”…
Adam deniz kızı yaşayacaksa yaparım elbet, herşeyi yapmaya hazırım demiş.
Ve adam yıllardır çiçek açmaktan yorgun düşmüş adaya, sandalıyla sonbahar taşır hüzün bırakır ve deniz kızını uzaktan görür mutluluk alır geri dönermiş…












Bir cevap yazın