Yıllar önce yazdığım bir mektup tesadüf eseri elime geçti bugün. Alıcısı olmayan, zarflanmamış, gönderilmemiş bir mektup. Mümkün değildi çünkü. Ama yazmış olmak bir parça iyi gelmişti. Belki bir gün bir öykü kahramanına emanet ederim o mektubu.
Ve bir “günlük” tutmaya başlamıştım senin için, sana dair. Varlığının başlangıcından itibaren… Kahverengi deri ciltli, el kadar küçük bir defter…
Oldukça zorlu ve uzun bir gecenin sabahında güçlükle aralayabildiğim şişmiş gözlerle yataktan fırlayıp hastaneye doğru yol alıyoruz. Hayat böyle bir şeydi işte; kaldığın yerden oyuna devam ediyorsun. Şimdi senin o küçücük cansız bedenini içimden söküp almak zamanıydı.
Ve derken içimde kocaman bir boşluk oluştu senin yokluğunla; yeri doldurulamaz bir boşluk. Sonsuzcasına…












Bir cevap yazın