22 Ağustos 2026, Cumartesi
Ehl-i kerim ve kerem ehli olan insan, keremkâr bir olarak hizmetine, mazluma nazırdır. Kerem kapısı onun yüreğidir. Kerim veya aslında kutsal bir ehl-i hâlidir. Bildirildiği üzere birlik kapısı devreye girmiştir. Hızla açalım, sevgi olalım. Payımız küldür. Paydemiz de ilimdir.
Sevgimiz en yüce ışık, elimizin gücüdür. Evren görevini yapan ama yenmeyen gözü kör olandır, diye neyiz? Her türlü evvelden kelâma bakın; kendini, kendini yen diyen dilem, ama endişende: “Bütün’e bakın.” BİR’i kaynaktan dinle. BİR’e hizmet olur yaşam onun. Ve o hakikat arayıcısı olur. Hakikat, öğrenilen bir bilgi olmaktan çok yaşanan bir hâl olarak öne çıkar.
Bu yüzden insanın sözü, zihnin ürünü olmaktan önce kalbin dışa aksetmesidir. İlmin dili ikna eder; yazılı söz dizisi, marifetin dili işaretin derinliğine açıklama ister, işaret dili ise gösterir. Yani ilme akla hitap eder, işaret kalbi uyandırır. İlme bilgi verir, işaret nazar kazandırır. Bu sebeple mutasavvıfların yaptığı bir ayrım değil, İslâm düşünce sisteminin ve sanatın mantığının temelini oluşturur.
Meselâ Ferîdüddin Attâr’da işaret dili büyük bir eğitim sistemine dönüşür. Mantıku’t-Tayr’da kuşların hüdhüdü, Simurg, yolculuk, vadiler ve dağlar gerçek manasıyla kullanılmazlar. Çünkü temel dert Attâr’ın derdi kuşları anlatmak değildir. O, insan ruhunun yolculuğunu anlatmaktadır.
İBÂRE: Anlatılmak istediğinin meydana getirilen bir veya birkaç cümlelik yazılı söz dizisi.
— 2 —
Anlatılmak istediğinin sembolleştirilmiş, görünenden görünmeyene geçişin kapısıdır adeta.
Muhittin Arabî’ye göre âlemin tamamı sembolik bir yapıya sahiptir. Ona göre varlık, Hakk’ın isimlerinin görünmesinden ibarettir. Her şey bir tecellîdir; bir ayet, bir işarettir. Varlığın kendisi bir semboldür. Her ne görüyorsan bu âlemde, hepsi semboldür.
Hani ne denir? “İnsanlar uykudadır; öldükleri zaman uyanırlar.” Hadisini esas alarak şöyle yapalım: Dünya içinde yaşadığı bütün tecrübeleri bir tür rüya içinde, rüya olarak düşünülür. Buna göre insanın uyanıklık dediği hâl bile mutlak hakikate tam bir uyanış değildir. Dünya tecrübesi hayalin yoğunlaştığı ve çeşitli suretler hâlinde akışa büründüğü bir sahnedir.
Bizler bu sahnede eşyayı, hadiseleri, insanları ve hatta kendimizi bile bu hakikatlerin son hududunda değil, bize göründükleri suretler içinde tanırız. Dünyanın gücünü, perde uzatır. Bütünü anlamak ve anlatmak kolay değilmiş! Göründüğü gibi…
ARZIN GÜCÜ 08












Bir cevap yazın