Merhaba, ben Gökçe Hacı Sabancı Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencisiyim. Bu yıl YKS adında bir sınava gireceğim. Haftada dört gün sınavda daha başarılı olmak için okul çıkışı dershaneye gidiyorum. Bir kardeşim var adı Deniz. O da benimle aynı okulda okuyor yani. Hacı Sabancı Anadolu Lisesinde 9. sınıf öğrencisi. Söylediğim gibi okul çıkışlarında genelde dershaneye gidiyorum ve bu yüzden kardeşim eve benden farklı bir minibüsle dönüyordu. Fakat bir gün gece geç saatlere kadar hatta günlerce eve dönmedi. O gece annem ve babam hemen karakola gidip kayıp ihbarı vermek istedi fakat kaybolmasının üzerinden henüz 24 saat geçmediği için sabah gelmelerini istemişler. O gece kimse uyuyamadı herkes büyük bir telaş içerisindeydi, çok korkuyorduk annem sürekli ağlıyordu. Bense kendimi suçluyordum çünkü belki de o minibüste ben de olsaydım böyle bir olay yaşanmayacaktı. Kendimi çok yorgun hissediyordum. Aynaya baktığımda göz altlarımın hayatım boyunca olmadığı kadar mor olduğunu ve gözlerimin içinin kıpkırmızı olduğunu gördüm. Hâlâ ağlıyordum, saçım ve kıyafetlerim dağılmıştı. Hem de kendimi dışarıda görsem evsiz zannedebileceğim kadar dağılmıştı görüntüm. Bütün makyajım akmıştı ve bugün şanssız günündeydim çünkü maskaram akmıştı. Herhangi bir pandadan farkım olup olmadığı tartışılabilir. Korku dışında hiçbir şey hissetmiyordum resmen hissizleşmiştim. Dedem ve babaannem hemen bizim eve geldi, onlar ne kadar kötü durumda da olsa beni teselli etmeye çalıştılar. Fakat çok da başarılı olduklarını söyleyemem. Babaannem uyumam için beni zorluyordu ancak ben anneme baktığımda daha çok ağlamak istiyordum. Tabi ki uyuyamayacağımı biliyordum ama babaannemin başımdan ayrılması için uyuma taklidi yaptım. Zor da olsa bir şekilde sabah oldu. Annem ve babamla hemen karakola gittik. İçimdeki ufacık umutla bugün ilk defa mutlu oldum. Polisler hemen mobese kayıtlarına baktı. Minibüs en son bir durakta durup normalden farklı güzergahta ilerliyordu. Kayıtların devamında bir ormana gidiyordu. Kayıtlar buraya kadardı. Bitmek bilmeyen ağlama seanslarım yine başlamıştı. Açıkçası ormana getirmesini bekliyordum. Tabi ki az da olsa ben de haber izliyordum ve başına gelebilecek olayları gayet iyi biliyorum. Yanılmamak aslında insana mutluluk verir ama bu olay için mutluluk düşüncesi bile saçmaydı. Hemen polis ekipleri o ormana gitmek için hazırlandı. Arkalarından biz gittik ama gördüğümüz manzaranın bizi çok mutlu ettiğimi söyleyemem. Evet orada birçok çocuk cesedi vardı. Ben kardeşimin ölümü düşüncesiyle kahroluyordum ki bir şey oldu. Kardeşimin bağırış sesini duyduk. Hemen o tarafa doğru koşmaya başladık fakat polisler bizim burada güvende olduğumuzu ve oraya gitmemiz için ilk başta onların kontrol etmesi gerektiğini söylediler. Sesin geldiği yöne gittiler. Kulağa çok kısa gelebilir ama benim için hayatımın en zor beş dakikasını yaşadım. Evet normal olarak ağlıyordum ama kardeşim yaşadığı içinde mutluydum. En son biz sesin olduğu yöne doğru gittik ve kardeşimi gördük ama çok kötü bir haldeydi. Üstü yırtılmıştı, göz altları mosmordu ve vücudunun görünen her yerinde yaralar vardı. Hemen sarıldık yine ağlıyorduk ama bu kez üzüntüden değil tam tersine mutluluktan ağlıyorduk. Polisler bize kardeşimin ilk başta ifade vermesi gerektiğini söylediler. Diğer polisler olay yerini incelerken biz de iki polisle birlikte ifade vermek üzere karakola gidiyorduk. Karakola geldik ve nihayet kardeşimin başından geçenleri öğrenebilecektik. Karakola gelirken başından neler geçtiğini sorduk sormasına ama cevap vermek istemeyince biz de zorlamadık ama burada anlatması zorunluydu. Kardeşimi hemen bir polisle odaya aldılar. Biz de küçük bir odadan onları yanımızda birkaç polisle izliyorduk. Kardeşim ilk normal bir şekilde minibüse bindiğini söyledi sonrasında minibüsün güzergâh değiştirdiği duraktan önce herkesin indiğini ve şoför ile tek kaldığını söyledi. Dediğine göre şoför ilk başta ona rahatsız edici şekilde hitaplarda bulunmuş sonrasında ise güzergâh değiştirip aracı bir ormana sürmüş. Kardeşim inmek istediğini söylese de arabayı asla durdurmamış. Onu ormana getirmiş ve…
Şoförün telefon konuşmasına göre başka bir ormandaki barakaya gideceklermiş. Orman yolunda minibüsün karşısına bir adam çıkmış, şoför de adamı ezmemek için direksiyonu diğer tarafa doğru kırmış ama arabanın kontrolünü de o saniye kaybetmiş ve en son karşıdan gelen başka bir araca çarpmış. Kardeşim aracın arka tarafında olduğu için bir şey olmamış fakat şoför ağır yaralanmış. Bu olayları anlatmamın elbette bir nedeni var. İnsanlar bu çağda bile sanki sonsuza dek yaşayacak gibi davranıyor. Ben bu olaydan çok etkilendim hayatımı doya doya yaşamak için birçok adım attım. Sonuç olarak hayatın yünden bir ipliğe sarılı olduğunu unutmamamız gerekir.
Kirpi Edebiyat ve Düşün Dergisi olarak öyküsü için Hacı Sabancı Anadolu Lisesi Yaratıcı Yazarlık Kulübü Öğrencilerinden 9F Sınıfı İrem Su BAYRAK‘a teşekkür ederiz.












Bir cevap yazın