Çiriş/ Furkan Bayrak
Mart ve Nisan aylarında da Toros Dağları Çiriş kokar. Çiriş, Toros Dağları’nın üzerinde dimdik açan binbir çiçekli ottan sadece biridir. Görünce bu otu Dadaloğlu’nun sesini Kadirli’den duyar gibi olursunuz. Yamandır Dadaloğlu ve gönlü yanık dimdiktir. Bağdaş kurunca sazına vurur, yanık yüreklere doğru deyişlerini yollar. Dinleyenler kâh yiğitlikten kudurur kâh gönül yanıklığından delirir. Ah bre Dadaloğlu […]
YASADIŞI KEDER – RIDVAN YILDIZ
Uçarı mırıltılarda ağır kuşkular Hançer suratlı bir geçmiş saklı ilmek ilmek Sızan karanlıkta Adamın yüzünde cücelmiş cesareti Boy atmış teslimiyete doğru Sabahları yalnızlığı ısıtan çay Uzunca bir lahza bardağın dibinde Hasret benim ana dilim İçimde kırılan geçmişin dalları Kısa metrajlı rüyalardan sonra Göç peronundayım kapılarda bir telaş Uzun bekleyişler aynı sancıyla Mütemadiyen akıyor sular Bir […]
Yanıltıcı Geceler – Galip Önlü
Gece; sadece güneşin batması, ayın parlaması, birbirine yakın görünen yıldızların göğü donatması ve etrafın siyaha bürünmesi demek değildir. Gece bizlere; kişinin ruhuna güzel hisler kattığı, duygusallığın efendileştiği ve kalbin içinde bulunan mevkiye yerleştiği, berrak, kısa ve masum bir zamanı ifade ediyor aslında. Bu safiyetliği oluşturan gecede, kişinin istisnalar dışında mesrur olmaması gariptir zira bu ihtişamlı […]
Etemenanki ya da Cam Kent – Aysel Karaca
“Hangi kent benzer bu büyük şehre… al, mor atlas kaplı, altın, mücevher, inci süslü… yeryüzündeki kötülüklerin ve fahişelerin anası büyük Babil…”1 Günümüzden yaklaşık 5.000 yıl önce var olmuş, ve binlerce ton kumun altında kilitli kalmış bir kenti anlatıyorsak, orası artık bir kent değildir. Olsa olsa, binyıllardır nesilden nesile aktarılan bir masalın, sonsuz aşkın ve ihanetin […]
Sınav – Berrin Yelkenbiçer
Hepimiz ciddi bir sınavdayız, hayat aniden “çıkarın kağıtları, yazılı yapacağım. ” dedi, sorular hep çalışmadığımız yerden ; yöneticiler, liderler, hükumetler sınavda; her şey yolundayken yönetmek çok zor değil, şirket de yönetilir, holding de, ülke de, hah, şimdi bir de bunu çok ciddi bir krizdeyken yap, herkesin ödü patlıyorken yap, çalışma motivasyonu çok düşükken yap, […]
Neden Bulgakov Okumalısınız? – Funda Ergenekon
“En büyük ahlaki çöküntü korkaklıktır” Rus edebiyatı, her yaştan herkesi kendine çeken ve gerçekten etkileyici yazarları ve romanları ile neredeyse ikonik bir marka olmuştur. Rus edebiyatında hangi yazarları biliyorsunuz, diye sorduğumda, aklınıza hemen Dostoyevski, Tolstoy ve Gogol gibi üç büyüklerin gelmesi çok normal. Ya da Rus edebiyatında hangi kitapları okudunuz sorusuna, bir çırpıda Suç ve […]
Şiir Yeni Peygamberlerini Arıyor! – Kalgayhan Dönmez
Şiir, dil ve yazı icat edilmeden önce ilk insanların mağara duvarlarında vardı belki, biraz resim biraz emojilerle olsa da; başlangıçta estetik ve sanat olmasa da konu vardı, mesaj vardı, anlam vardı. Dil bulununca nasıl olsa estetikle birlikte sözcükler de yerini alacaktı. Şiirler sabırsızdı ve yazının hatta dilin bile bulunmasını bekleyememişlerdi; zaten şair her çağda acelesi […]
Ekim’in Üç Şairi (III): Vladimir Mayakovski- Mehmet Özgür Ersan
Yıldız Nedir bu üşenme parıldamaktan? kutlamayacaksan eğer doğuşunu bir İnsanın yalnız şeytan olmaz mı yıldız övüp ululadığın? (1) Vladimir Mayakovski 7 Temmuz 1893 veya 1894 (tarihten ne kendisi ne annesi ne de babası emin değil) Bağdadi köyü, Koıtays ili, Gürcistan’da bir orman bekçisinin oğlu olarak dünyaya geldi. Asıl adı Vladimir Konstantinoviç’dir. Çocukluğunun bir kısmının […]
Gereksiz Tohumlar – Hatice Dökmen
Üç gündür hastanedeyim. Kök hücre nakli bekliyorum. Dedem, çok umutluydu. Dünyayı ayağa kaldırırım, yine de sana o donörü bulurum, diyordu. Buldu da. Benden üç yaş küçük biriymiş. On sekizinde. Dolandırıcılık ve adam öldürmeye teşebbüsten hükümlü biri. Ben bugüne kadar kimseyle kavga dahi etmedim. Hayat o kadar kısa ve o kadar ince bir iplikle yaşama bağlı […]
İZ – Ali Salduz
Hadi konuşalım Şehirleri ve içindeki çoğu şeyi Zamanı geldi sanırım hepimiz farkındayız Peki haberin var mı dağlardaki esintiden Ne şehrin gölgesindeyim ne dağın zirvesinde Haberim yok yakın doğumdaki ölümlerden Nemrut’a söyleyin kızını çoktan gelin verdiler Koparcasına yaprak daldan dünyada bir rüzgar esmekte Elimi kolumu bağlamışlar sanki de düşüyorum kartpostalların içinden Her mevsime bir isim verip […]
NEDEN DIŞARI ÇIKMAMALIYIZ? -Ali Eren Yıldız
Hastalığı en başında ciddiye almayan İtalya’da doktorlar, yatak kapasitelerinin çok üzerinde vaka gelmeye başladığı için hastaları koridorlarda yatırmaya ve hasta seçmeye başladı. Çok yakında vakalar arttığı için hastaların artık yerlerde bakılmaya başlanacağı tahmin ediliyor. Hastalığa yakalanan kişiler solunum ve böbrek yetmezliğinden, karantinada olduğu için yakınlarıyla vedalaşamadan, yalnız ölüyor ve öldüklerinde mensubu olduğu dinin gereği yapılması […]
Novella ve Stefan Zweig – Ebubekir Emre Men
Floransalı bir bankacının evlilik dışı ilişkisinden doğan Giovanni Boccaccio tarafından on yıl boyunca anlattığı öyküleri sonraları kaleme alarak oluşturduğu Decameron adlı eseri novellanın ilk örneği olarak kabul edilir. 1348‘de kara ölüm –veba- salgınında Floransa nüfusun %75’i ölür. Bu salgından oldukça etkilene Boccaccio, Decameron’u 1349 yılında yazmaya başlar. Bu salgından sonra 1352‘de eserini bitirmesine rağmen, 1370–1371 yıllarında da eserini tekrar yazar ve bu yazılar […]












Son Yorumlar