Giriş
Osmanlı’nın son döneminin en tartışmalı isimlerinden biri olan Rıza Tevfik Bölükbaşı (1869–1949), yalnızca bir şair değil; aynı zamanda filozof, siyasetçi ve dönemin önemli fikir adamlarından biridir. II. Abdülhamid’e karşı yürütülen muhalefetin içinde yer almış, II. Meşrutiyet’in ilanını desteklemiş, daha sonra ise Sevr Antlaşması’nı imzalayan heyette bulunduğu için “Yüzellilikler” arasında sürgüne gönderilmiştir.
Onun en çok tartışılan eserlerinden biri, sürgün yıllarında kaleme aldığı “Sultan Abdülhamid Han’ın Ruhaniyetinden İstimdat” şiiridir. Bu şiir, yalnızca edebî bir metin değil; aynı zamanda dönemin siyasal muhasebesi olarak da okunmaktadır.
Abdülhamid Muhalifliğinden Pişmanlığa
Rıza Tevfik, gençlik yıllarında İttihat ve Terakki çevrelerinde yer aldı ve Abdülhamid yönetimini sert biçimde eleştirdi.
Şiirde ise bu tavrını açıkça sorgular:
“Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyâsi padişahına.”
Bu dizeler, Abdülhamid’e yöneltilen eleştirilerin önemli bir kısmının haksız olduğu kanaatine vardığını göstermektedir. Şair, kendisini de bu eleştirilerin sorumluları arasında saymaktadır.
Şiirin Yazıldığı Tarih ve Anlamı
Araştırmalara göre şiir, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, sürgünde bulunduğu Kahire’de 1937 yılında yayımlanmıştır. Daha sonra farklı dergilerde ve kitaplarda yeniden basılmıştır. Bazı dizeler zaman içinde sansürlenmiş veya farklı nüshalarda değiştirilmiştir. Özellikle “Mustafa Kemâl” geçen kıta üzerine çeşitli tartışmalar yapılmıştır; bazı yayımlarda bu ifade farklı isimlerle değiştirilmiş ya da tamamen çıkarılmıştır.
Bu nedenle şiirin farklı nüshaları bulunduğunu ve bütün dizelerinin her baskıda aynı olmadığını belirtmek gerekir.
31 Mart Vakası İtirafı Meselesi
Şiirden daha fazla tartışılan konu ise Rıza Tevfik’e atfedilen şu sözlerdir:
“31 Mart’ı tertipleyenler arasında ben de vardım.”
Bu ifade özellikle Ahmet Kabaklı’nın aktardığı hatıratlarda yer almakta ve Abdülhamid yanlısı literatürde sıkça kullanılmaktadır. Ancak tarihçiler arasında bu beyanın nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda görüş birliği yoktur. Bazı araştırmacılar bunu Rıza Tevfik’in gerçek bir itirafı olarak kabul ederken, bazıları ise sözün aktarım zinciri nedeniyle ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini belirtmektedir. Dolayısıyla bu iddia, tek başına kesinleşmiş bir tarihsel olgu olarak değil, tartışmalı bir tanıklık olarak değerlendirilmelidir.
Abdülhamid Algısındaki Değişim
II. Abdülhamid, ölümünden sonra farklı kesimler tarafından yeniden değerlendirilmeye başlanmıştır.
Bir dönem “istibdat” yönetiminin sembolü olarak görülen padişah, sonraki yıllarda özellikle dış politika, devlet yönetimi ve denge siyaseti açısından daha olumlu yorumlara konu olmuştur. Aynı zamanda bazı eserlerde aşırı biçimde idealize edildiği de görülmektedir.
Modern tarih yazımında her iki uç yaklaşımın da eleştirel biçimde incelenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Şiirin Edebî Değeri
Edebiyat açısından bakıldığında şiir;
- güçlü bir özeleştiri,
- siyasal pişmanlık,
- sürgün psikolojisi,
- geçmişle hesaplaşma
temalarını birlikte taşır.
Şair yalnızca Abdülhamid’i savunmaz; kendi kuşağının siyasal tercihlerini de sorgular.
Bu yönüyle eser, Türk siyasi şiirinin en dikkat çekici muhasebe metinlerinden biri kabul edilmektedir.
Sonuç
“Sultan Abdülhamid Han’ın Ruhaniyetinden İstimdat”, yalnızca Abdülhamid’e yazılmış bir övgü şiiri değildir. Aynı zamanda Rıza Tevfik’in kendi siyasal geçmişiyle hesaplaşmasının edebî ifadesidir.
Bununla birlikte, şiirin etrafında oluşan anlatıların tümünü tartışmasız tarihsel gerçekler olarak kabul etmek doğru değildir. Özellikle 31 Mart Vakası’na ilişkin itiraflar ve şiirin bazı kıtalarının farklı nüshalarda değişmesi gibi hususlar, tarihçinin kaynak tenkidi yapmasını gerekli kılar.
Bugün bu şiir, Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet’in kuruluş yılları arasındaki zihniyet dönüşümünü anlamak isteyenler için önemli bir tarihî belge niteliği taşımaktadır.
Kaynakça
- Tarih ve Toplum Dergisi, Ağustos 1991.
- Ahmet Kabaklı, Temellerin Duruşması, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları.
- Türkiye Yazarlar Birliği, Sultan II. Abdülhamid ve Dönemi sempozyum kitabı.
Olur. Kitapta kullanıma uygun olması için şiiri eleştirel (kritikli) metin biçiminde vermek en doğru yöntem olur. Böylece hem metni sunmuş hem de tarihî bağlamını açıklamış olursunuz.
Aşağıdaki eki kullanabilirsiniz.
EK-1
Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın “Sultan Abdülhamid Han’ın Ruhaniyetinden İstimdat” Şiiri Üzerine
Bu şiir, Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın en çok tartışılan eserlerinden biridir. Şair, II. Meşrutiyet öncesinde Sultan II. Abdülhamid’e muhalif bir çizgide yer almış; ancak Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaşanan gelişmeler üzerine geçmişiyle hesaplaşan bu şiiri kaleme almıştır.
Şiirin yazılış tarihi konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte, genel kabul gören kanaat sürgün yıllarında, 1930’lu yıllarda yazıldığı yönündedir.
Şiirin çeşitli nüshaları vardır. Bazı baskılarda özellikle “Mustafa Kemâl” geçen kıta çıkarılmış veya değiştirilmiştir. Bu nedenle araştırmacılar şiirin farklı metinlerini karşılaştırarak değerlendirmektedir.
Şiir, tarihî bir belge olarak değil; dönemin önemli bir siyasetçi ve şairinin kendi muhasebesini yansıtan edebî bir metin olarak okunmalıdır.
Metin Üzerine Açıklamalar
1. “Asrın en siyâsî padişahı”
Rıza Tevfik burada Abdülhamid’in dış politikadaki denge siyasetini kastetmektedir. Şair, gençlik yıllarında “istibdat” olarak gördüğü yönetimi daha sonra devlet adamlığı açısından yeniden değerlendirdiğini ifade etmektedir.
2. “Bizdik utanmadan iftira atan”
Bu dize, şiirin en önemli cümlesidir. Çünkü Rıza Tevfik yalnız başkalarını değil, bizzat kendisini de Abdülhamid’e yöneltilen ithamların sorumluları arasında göstermektedir.
3. “Divane sen değil meğer bizmişiz”
Şair burada tarihî muhasebe yapmaktadır. Gençlik idealizmi ile sonraki hayat tecrübesi arasındaki çatışmayı anlatır.
4. “Bir asi zabitin pis külahına”
Bu mısra şiirin en tartışmalı bölümlerindendir. Çoğu araştırmacı burada Cumhuriyet’in kurucu kadrolarına yönelik ağır bir eleştiri bulunduğunu kabul eder. Bazı baskılarda bu kıta sansürlenmiştir.
5. “Hoş oldu cilvesi Cumhuriyetin”
Bu kıta, Rıza Tevfik’in Cumhuriyet yönetiminden duyduğu hayal kırıklığını yansıtır. Bununla birlikte şiir, dönemin siyasî atmosferi içinde yazılmış kişisel bir değerlendirme olup, tarih yazımı açısından tek başına kesin kanıt olarak kabul edilmez.
Tarihçinin Notu
Rıza Tevfik’in bu şiiri, Abdülhamid döneminin bütünüyle doğru ya da bütünüyle yanlış olduğunu ispatlayan bir belge değildir.
Ancak şu açıdan son derece önemlidir:
- Abdülhamid muhalifi bir aydının kendi geçmişini sorgulaması,
- Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecindeki siyasal kırılmaları göstermesi,
- Dönemin fikir dünyasında yaşanan dönüşümü yansıtması.
Bu sebeple şiir, hem edebiyat hem de siyasal düşünce tarihi açısından birincil kaynak niteliği taşımaktadır.
Kaynakça
- Rıza Tevfik Bölükbaşı, Serab-ı Ömrüm.
- Tarih ve Toplum Dergisi, Ağustos 1991.
- Ahmet Kabaklı, Temellerin Duruşması, Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları.
- Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler.
- M. Şükrü Hanioğlu, Preparation for a Revolution: The Young Turks.
- François Georgeon, Sultan Abdülhamid.
- Feroz Ahmad, İttihat ve Terakki.












Bir cevap yazın