Elbette; metni daha akıcı, edebî ve iç sesi güçlü olacak şekilde düzenledim:
İnsan çoğu zaman hayatın karşısında değil, kendi içindeki korkuların karşısında yenilir.
İçimizde sessizce konuşan bir ses vardır. Kalabalıkların, endişelerin ve alışkanlıkların arasında kimi zaman kaybolur gibi olsa da susmaz; bize gitmemiz gereken yolu hatırlatır. Fakat çoğu kez o sesi duymak yerine korkularımızın fısıltısına kulak veririz.
Yıllar sonra geriye dönüp bakan insanların pişmanlıkları, çoğunlukla yaptıklarından değil; cesaret edemediklerinden doğar. Söylenmeyen sözler, başlanmayan yollar, ertelenen hayaller… İnsan ruhunda en ağır yükü bazen yaşanmamış ihtimaller taşır.
Şüphe, insan olmanın bir parçasıdır. Fakat hayat, bütün soruların cevabı bulunduktan sonra yürünecek bir yol değildir. Bazen yol, ancak yürüdükçe görünür. Cesaret de korkunun yokluğu değil; korkuya rağmen adım atabilmektir.
İnsan sevdiği şeye emek verdikçe sabrı çoğalır. Sabır çoğaldıkça yol derinleşir. Yol derinleştikçe insan, aradığı şeyin yalnızca bir hedef değil; kendi hakikati olduğunu fark eder.
Belki de hayat bizden kusursuz olmamızı değil, içimizdeki hakikate sadık kalmamızı bekliyordur.
Çünkü bazen bütün değişim, sessizce atılan tek bir adımla başlar.
Klinik Psikolog
#tasavvuf #yazı #edebiyat












Bir cevap yazın