Küçük bedenin örümcek zehri ,
Turuncu ve bakir.
Kör köşeden bakan bir siyahi,
Dengi olmayan bir masal kulaklarında.
Şimdi yüzün
Bir tebeşir rengi…
Ayaklarım derviş mührü ,
Alçak tavanlardan kuyuya iniyorum.
Yer gök sular altında
Zehir suya karışıyor ,
Sapla saman birbirine.
Şimdi yüzün ,
Ayak parmaklarımda…
Dahil olmak dışta kalanlara mahsus,
Nefesimle yakıyorum saçlarının beyazını.
Gözlerim yetmiyor.
Bülbüle sesleniyor gül,
Gülün dili meçhul.
Şimdi yüzün ,
Sağır sultanın duyduğu…
Sokakları kimse duymuyor,
Gece ve tren sesleri.
Kalan gideni azad ediyor,
Bileğinden vuruluyor atlar masallarda.
Kasıklarından süzülüyor
Oynatıcısı olmayan kuklalar.
Şimdi yüzün,
Yalın bir bıçak sırtında …












Bir cevap yazın